Derya Akıncı
Derya Akıncı - Ekonomi

Fed'in Faiz Sinyali Cebimizde Nasıl Bir İz Bırakır?

Merkez bankalarının toplantı tutanakları, çoğu zaman yalnızca piyasa ekranlarında yaşanan bir haber gibi görünür. Oysa o satırların arasında, mutfak masasında oturan bir ailenin gelecek yılki kira bütçesinden tutun da yeni iş kurmayı düşünen bir esnafın kredi hesabına kadar uzanan bir zincir saklıdır. ABD Merkez Bankasının (Fed) son toplantısına ilişkin tutanaklar yayımlandı ve basına yansıyan bilgilere göre bu metinler, yıl sonuna kadar politika faizinde bir artışa daha gidilmesinin muhtemel olduğunu ortaya koyuyor.

Önce eldeki veriyi netleştirelim. Fed, Federal Açık Piyasa Komitesinin 15-16 Eylül'de düzenlenen toplantısına ilişkin tutanakları yayımladı. Politika faizi beklentiler doğrultusunda 25 baz puan artırılarak yüzde 3,75-4 aralığına çıkarılmıştı. Tutanaklar, bu yıl bir faiz artışı daha yapılabileceğine işaret ediyor. Yani henüz gerçekleşmiş bir karar değil, komite içindeki eğilimin fotoğrafı var elimizde. Bu ayrımı kaçırmamak önemli; çünkü tutanak bir niyet beyanıdır, kesinleşmiş bir takvim değildir.

Peki yetkilileri bu yöne iten gerekçeler ne? Tutanaklarda enflasyon risklerinin genel olarak yukarı yönlü olduğu aktarılıyor. Hatta bazı yetkililer son aylarda bu risklerin daha da arttığını kaydetmiş. Burada dikkat çeken bir ayrıntı var: Bazı yetkililer, yapay zeka altyapı yatırımlarının orta vadede toplam talebin toplam arzı aşmasına yol açabileceği, bunun da enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceği uyarısında bulunmuş. Kimi yetkililer ise yapay zeka altyapısındaki gelişimin ölçeği ve hızının yukarı yönlü sürpriz yapmaya devam ettiği görüşünü paylaşmış.

Bu tespit, klasik ekonomi ders kitaplarının biraz dışına taşıyor. Normalde bir teknoloji hamlesi, verimliliği artırdığı için fiyatları aşağı çeker diye düşünürüz. Ancak burada anlatılan hikaye farklı bir sırayla işliyor: Devasa veri merkezleri, çip fabrikaları, enerji altyapısı… Bunların hepsi önce talep yaratıyor. Arz tarafı ise —yani bu yatırımların üretime dönüşüp mal ve hizmet fiyatlarını düşürmesi— zaman alıyor. Arada kalan dönemde talep, arzın önünde koşuyor ve fiyatlar yukarı baskılanıyor. Yetkililerin dile getirdiği endişe tam da bu geçiş dönemine işaret ediyor.

İş gücü piyasası tarafında ise tablo daha sakin görünüyor. Tutanaklara göre yetkililer genel olarak iş gücü piyasası koşullarının istikrarlı kalmasını ve işsizlik oranının mevcut seviyelere yakın seyretmesini bekliyor. İş gücü piyasasına yönelik risklerin büyük ölçüde dengede olduğu değerlendirmesi yapılmış. Birçok yetkili de uzun vadeli hazine tahvili faizlerindeki son artışa rağmen, finansal koşulların ekonomik büyümeyi destekleyici göründüğü konusunda hemfikir kalmış.

Eylül toplantısında tüm yetkililerin politika faizinin 25 baz puan artırılmasını desteklediği hatırlatılan tutanaklarda şu ifadeler yer alıyor: "Yetkililer genel olarak, enflasyonun yüksek seyretmeye devam ettiğini, iş gücü piyasasının güçlenme işaretleriyle birlikte tam istihdama yakın bir görünüm sergilediğini ve ekonomik faaliyetin sağlam bir hızla genişlediğini vurguladı. Ayrıca, yetkililerin neredeyse tamamı, enflasyon risklerinin yukarı yönlü bir eğilim göstermesine karşın, iş gücü piyasasına ilişkin risklerin azaldığını ve artık genel olarak dengeli bir seyir izlediğini değerlendirdi. Görünüm ve değişen risk dengesi temelinde, tüm katılımcılar federal fonlama faizi için daha yüksek bir hedef aralığını uygun gördü." "Yetkililer genel olarak, enflasyonun yüksek seyretmeye devam ettiğini, iş gücü piyasasının güçlenme işaretleriyle birlikte tam istihdama yakın bir görünüm sergilediğini ve ekonomik faaliyetin sağlam bir hızla genişlediğini vurguladı. Ayrıca, yetkililerin neredeyse tamamı, enflasyon risklerinin yukarı yönlü bir eğilim göstermesine karşın, iş gücü piyasasına ilişkin risklerin azaldığını ve artık genel olarak dengeli bir seyir izlediğini değerlendirdi. Görünüm ve değişen risk dengesi temelinde, tüm katılımcılar federal fonlama faizi için daha yüksek bir hedef aralığını uygun gördü." Bunun enflasyonun FOMC'nin yüzde 2'lik hedefine dönmesini destekleyeceği vurgulanmış.

Geleceğe dönük en çarpıcı satır ise şu: "BİR ARTIŞ DAHA YAPILMASI UYGUN OLACAKTIR" "TÜM YETKİLİLER FAİZ ARTIŞINI DESTEKLEDİ"

Şimdi bu teknik metni yurttaşın gündelik hayatına çevirelim. Faiz, ekonominin yer çekimi gibidir; görünmez ama her şeyin ağırlığını belirler. Fed faiz artırdığında ya da artırma sinyali verdiğinde, önce ABD'deki borçlanma maliyetleri yükselir. Konut kredisi, taşıt kredisi, kredi kartı faizi… Ardından bu dalga küresel finans piyasalarına yayılır. Gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetleri artar, sermaye daha güvenli limanlara yönelir, kurlar üzerinde baskı oluşur. Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için bu, ithal girdi maliyetlerinden enerji faturalarına kadar geniş bir yelpazede hissedilir.

Ama madalyonun bir de diğer yüzü var. Yüksek faiz, enflasyonu dizginlemeye çalışırken büyümeyi de yavaşlatır. Yatırım kararları ertelenir, istihdam artışı soğur. İşte tam bu noktada gelir dağılımı devreye giriyor. Faiz artışlarının maliyeti toplumun her kesimine eşit dağılmaz. Borçlu olan, kirayla geçinen, ücretle çalışan kesimler sıkılaşmayı daha hızlı hissederken; faiz geliriyle yaşayan, varlık sahibi kesimler aynı dönemde kazançlı çıkabilir. Enflasyonu düşürme çabasının faturası, çoğu zaman en kırılgan hanelere kalır.

Yapay zeka yatırımlarına ilişkin tartışma da bu tabloya yeni bir katman ekliyor. Bir yanda verimlilik artışı vaadi var; diğer yanda bu yatırımların finansmanı ve yarattığı talep, fiyat baskısını canlı tutuyor. Teknolojik dönüşümün kazançları ile maliyetleri aynı zaman diliminde ve aynı toplum kesimlerinde ortaya çıkmıyor. Bu asimetri, önümüzdeki dönemin en önemli ekonomik tartışma başlıklarından biri olmaya aday.

Piyasa tarafında ise beklentiler şimdiden fiyatlanmış durumda. Basına yansıyan haberlere göre para piyasalarında Fed'in bu ay politika faizini değiştirmeyeceğine ilişkin beklentiler güçlü kalmayı sürdürüyor; aralık toplantısında bir artışa ise neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Analistler, aralık toplantısına kadar açıklanacak enflasyon ve istihdam verilerinde ekonomik aktivitedeki zayıflamaya işaret eden sinyallerin güçlenmesi durumunda bu fiyatlamanın değişebileceğini belirtiyor. Yani tablo sabit değil; gelecek verilerle birlikte yeniden şekillenecek.

Bu noktada okuru bir konuda uyarmak isterim: Tutanaklardaki eğilim ile kesinleşmiş karar aynı şey değildir. Metinlerdeki "çoğu yetkili", "birkaç yetkili", "bazı yetkililer" gibi ifadeler, komite içinde tam bir görüş birliği olmadığını da gösteriyor. Kimi üyeler mevcut faiz seviyesini kısıtlayıcı bulmazken, kimi üyeler daha temkinli bir patika izlenmesinden yana. Bu çeşitlilik, para politikasının doğasında var; önemli olan, bu tartışmanın yurttaşın refahına nasıl yansıyacağını takip edebilmek.

Ekonomi haberlerini okurken genellikle iki uç arasında savruluruz: Ya "faiz artıyor, her şey bitecek" paniği ya da "piyasa rekor kırıyor, sorun yok" rehaveti. Oysa gerçek, bu iki ucun arasındaki geniş alanda yaşıyor. Fed'in sinyalleri, bir yandan enflasyonla mücadelenin henüz bitmediğini, diğer yandan bu mücadelenin maliyetinin adil paylaşılmadığı takdirde toplumsal bedelinin büyüyeceğini hatırlatıyor. Karar vericilerin ekranlardaki veriler kadar, o verilerin arkasındaki haneleri de hesaba katması gereken bir dönemdeyiz.

Toplam 212 defa okunmuştur.

Derya Akıncı diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.