Pompadaki Büyük Zam Bir Vergi Kararına Bakıyor
Akaryakıt fiyatları Türkiye'de her zaman gündemin üst sıralarında yer aldı; ama bu kez konuşulan rakam, alıştığımız zam haberlerinden farklı bir yerde duruyor. ABD-İran geriliminin ardından petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, pompa fiyatlarına doğrudan baskı yapıyor. Sürücülerin gözü 1 Ekim'e çevrilmiş durumda. Ancak burada asıl mesele, uluslararası piyasadaki hareket değil; yıl boyunca fiyat artışını sınırlamak için kullanılan eşel mobil uygulamasının sona ermesi halinde ortaya çıkacak vergi tablosu.
Eşel mobil sistemi, akaryakıt fiyatlarındaki artışın bir bölümünün ÖTV üzerinden karşılanmasına dayanıyor. Yani petrol pahalılaştığında, vergi tarafında bir ayarlama yapılarak sürücünün pompada göreceği zam miktarı sınırlandırılıyor. Bu mekanizma yıl içinde devredeydi. Benzinde kullanılan mevcut düzenlemenin 30 Eylül gecesi sona ermesiyle birlikte gözler doğrudan ÖTV tutarına çevrildi.
Mevcut hesaplamalara göre benzinin litresinden alınan ÖTV yaklaşık 4,43 TL seviyesinde. Eşel mobil desteğinin sona ermesi durumunda bu tutarın 14,83 TL'ye yükselmesi gündemde. Bu, yalnızca vergi tarafında litre başına yaklaşık 10,40 TL'lik bir artış anlamına geliyor. Üzerine, ÖTV'deki yükseliş üzerinden hesaplanacak yaklaşık 2,08 TL'lik KDV etkisi eklendiğinde benzindeki toplam artışın 12,48 TL'ye ulaşabileceği hesaplanıyor.
Burada altını çizmek gereken bir nokta var: 12,48 TL'lik rakam, kesinleşmiş bir pompa zammı değil. Gece yarısına kadar yeni bir düzenleme yapılması ya da vergi tutarlarında değişikliğe gidilmesi halinde pompaya yansıyacak miktar da değişebilir. Ekonomi yönetiminin atacağı adım, tablonun nereye oturacağını belirleyecek. Dolayısıyla şu an konuştuğumuz şey bir hesaplama; karar değil.
Yine de olası senaryoyu anlamak açısından rakamların büyüklüğü önemli. Vergi farkının tamamının pompa fiyatlarına yansıması halinde benzinin litre fiyatında tek seferde oldukça yüksek bir artış yaşanması bekleniyor. Mevcut fiyatlar üzerinden yapılan hesaplamalara göre benzinin litre fiyatının İstanbul'da 90 TL'nin üzerine çıkabileceği belirtiliyor. Ankara ve İzmir'de de litre fiyatının 90 TL sınırını belirgin şekilde aşması bekleniyor.
Motorin tarafında ise farklı bir düzenleme söz konusu. Ağustos ayında ÖTV'nin yıl sonuna kadar kademeli şekilde artırılması kararlaştırılmıştı. Eylül ayında motorinin litresinde 3 TL olarak uygulanan ÖTV'nin 1 Ekim itibarıyla 6 TL'ye yükselmesi bekleniyor. Vergi artışına KDV etkisinin de eklenmesiyle pompa fiyatında yaklaşık 3,60 TL'lik bir artış oluşacağı hesaplanıyor. Motorindeki ÖTV'nin kasım ayında 9 TL'ye, aralık ayında ise 12 TL'ye yükselmesi planlanıyor. 1 Ocak 2027'den itibaren uygulanacak ÖTV tutarının ise litre başına 13,9006 TL olması bekleniyor.
LPG kullanan araç sahipleri de bu tablonun dışında değil. Mevcut düzenlemelerin sona ermesiyle otogazın litre fiyatında yaklaşık 1,48 TL'lik bir artış hesaplanıyor. Böylece 1 Ekim itibarıyla benzin, motorin ve LPG fiyatlarında aynı anda yeni artışların pompaya yansıması gündeme geliyor.
Bu noktada bir ayrım yapmak gerekiyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin kontrolünde olmayan bir gelişme. Ama eşel mobilin sona ermesi ve ÖTV tutarlarının yeniden belirlenmesi, tamamen içeride alınan bir karar. Yani pompaya yansıyacak artışın önemli bir kısmı, dış piyasadan değil, vergi ayarlamasından kaynaklanıyor. Bu ayrım, tartışmanın merkezinde duruyor.
Akaryakıt fiyatları yalnızca araç sahiplerini ilgilendiren bir başlık değil. Bir ülkede akaryakıt, neredeyse tüm mal ve hizmetlerin maliyetine giren temel bir girdi. Nakliyeden gıdaya, tarımsal üretimden perakende fiyatlara kadar geniş bir alana yayılıyor. Dolayısıyla pompadaki bir artış, bir süre sonra market rafındaki etikete de yansıyor. Bu, doğrudan bir aktarım olmasa da zincirin kaçınılmaz bir parçası.
Vergi tarafında yapılan bir ayarlamanın bütçe açısından bir gerekçesi olabilir. Kamu harcamalarının finansmanı, vergi gelirlerine bağlı. Ancak aynı ayarlama, hanehalkı bütçeleri üzerinde de bir etki yaratıyor. Gelir dağılımı açısından bakıldığında, akaryakıt harcamasının gelir içindeki payı, düşük gelirli hanelerde daha yüksek. Yani aynı zam, farklı gelir gruplarında farklı ağırlıkta hissediliyor. Bu, vergi politikasının dağıtıcı etkisi dediğimiz şeyin somut bir örneği.
Şu an elimizde kesinleşmiş bir karar yok; hesaplanan rakamlar ve bekleyişler var. Ekonomi yönetiminin gece yarısına kadar atacağı adım, bu tabloyu ya hafifletecek ya da olduğu gibi pompaya yansıtacak. Sürücülerin gözü gece yarısında; ama asıl izlenmesi gereken yer, vergi tutarlarına ilişkin kararın kendisi.









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.