Derya Akıncı
Derya Akıncı - Ekonomi

Asgari ücrette 36 bin lira senaryosu ne anlatıyor?

Her yıl sonunda aynı sahne tekrarlanıyor: Milyonlarca çalışan, bir sonraki yılın asgari ücretini belirleyecek rakamı beklerken, ortaya atılan tahminler birbirini kovalıyor. Bu yıl da 2027 asgari ücreti için hesaplamalar şimdiden yapılmaya başlandı. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı var: Ortada henüz resmi bir zam oranı yok. Konuşulan rakamlar, kurumların yıl sonu enflasyon beklentileri üzerinden yapılan hesaplamalardan ibaret.

Mevcut tabloya bakalım. 2026 yılında net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak uygulanıyor. Brüt asgari ücret ise 33 bin 30 lira seviyesinde. Yılın başında yapılan düzenlemeyle asgari ücret yüzde 27 oranında artırılmıştı. Şimdi gözler 2027'de yapılacak artışa çevrilmiş durumda ve bu artışın ne kadar olacağı, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun görüşmeleri sonrasında netleşecek.

Peki, öne çıkan senaryolar ne söylüyor? Farklı kurumların yıl sonu enflasyon tahminleri üzerinden beş ayrı hesaplama yapılmış. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yüzde 28'lik yıl sonu enflasyon tahmini gerçekleşirse net asgari ücretin 35 bin 936 lira olması hesaplanıyor. Orta Vadeli Program'daki yüzde 28,4'lük tahmin baz alındığında rakam 36 bin 49 liraya çıkıyor. TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi'ndeki yüzde 29,61'lik beklentiye göre 36 bin 389 lira, AA Finans'ın Eylül ayı Enflasyon Beklenti Anketi'ndeki yüzde 29,66'lık tahmine göre 36 bin 403 lira hesaplanıyor. Finansal Kurumlar Birliği'nin yüzde 30,39'luk tahmininde ise net asgari ücret 36 bin 608 liraya kadar yükseliyor.

Bu beş senaryo bir arada değerlendirildiğinde, 35 bin 900 ila 36 bin 600 lira aralığındaki rakamlar öne çıkıyor. Kulağa önemli bir artış gibi geliyor; 28 bin liradan 36 bin liraya çıkmak, kâğıt üzerinde yüzde 28 civarında bir yükselişe işaret ediyor. Ama burada durup bir nefes almak gerekiyor. Çünkü bu hesaplamalar yalnızca enflasyon oranları baz alınarak yapılıyor ve nihai zam oranı anlamına gelmiyor.

Aslında asgari ücret tartışmasının özü, rakamın kendisinden çok, o rakamın satın alma gücüyle ilgili. Enflasyon yüzde 28 çıkarsa ve asgari ücret de yüzde 28 artarsa, çalışanın eline geçen para reel olarak aynı kalır. Yani bir iyileşme değil, sadece mevcut durumun korunması söz konusu olur. Eğer zam oranı enflasyonun altında kalırsa, çalışan reel olarak kaybeder. Enflasyonun üzerinde bir artış yapılırsa, ancak o zaman gerçek bir iyileşmeden söz edilebilir. Senaryo hesaplarının bize gösterdiği aralık, bu nedenle bir "kazanç" tablosu değil, bir "koruma" tablosu.

Bir başka önemli nokta da şu: Asgari ücret, yalnızca asgari ücretlileri değil, tüm ücretlileri ve hatta genel fiyat düzeyini etkiliyor. Asgari ücrette yapılan bir artış, işverenin maliyetlerini yükseltiyor; bu da kimi sektörlerde fiyatlara yansıyabiliyor. Dolayısıyla asgari ücret artışı, enflasyonu besleyen bir unsur olarak da tartışılıyor. Bu, Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır çözemediği bir döngü: Ücret artışı ile fiyat artışı birbirini kovalıyor ve ortada reel bir kazanç oluşmuyor.

Gelir dağılımı açısından bakıldığında ise tablo daha çarpıcı. Asgari ücret, tanımı gereği bir taban ücret. Ancak Türkiye'de çalışanların önemli bir bölümü asgari ücretle ya da asgari ücrete yakın bir ücretle çalışıyor. Bu durum, asgari ücretin bir taban değil, neredeyse genel bir ücret seviyesi hâline geldiğini gösteriyor. Böyle bir yapıda asgari ücrete yapılan zam, geniş bir kesimin gelirini doğrudan etkiliyor; ama aynı zamanda ücret yapısının sıkıştığını, kariyer basamaklarının ve nitelik farkının ücretlere yeterince yansımadığını da ortaya koyuyor.

Şimdi gözler aralık ayına çevrilmiş durumda. İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun aralık ayının ilk haftasında çalışmalarına başlaması ve nihai kararın ay sonuna doğru açıklanması bekleniyor. O ana kadar konuşulan rakamlar, yalnızca mevcut enflasyon tahminleri üzerinden yapılan senaryolar olarak değerlendirilmeli. Komisyon masaya oturduğunda enflasyonun yanı sıra büyüme, istihdam, işverenin rekabet gücü gibi başka unsurlar da devreye girecek.

Bu noktada çalışan açısından asıl soru şu: Aralık ayında açıklanacak rakam, enflasyonu telafi edecek mi, yoksa yalnızca ona yetişmeye mi çalışacak? 35 bin 900 ile 36 bin 600 lira arasındaki senaryolar, bugünkü tahminlerle sınırlı bir resim çiziyor. Ama o resmin içinde yaşayan milyonlarca insan için önemli olan, rakamın büyüklüğü değil, o rakamla ayın sonunu getirip getiremeyeceği. Asgari ücret tartışmasını anlamlı kılan da tam olarak bu.

Toplam 207 defa okunmuştur.

Derya Akıncı diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.