Gercem Altunordu
Gercem Altunordu - Yaşam

Kadraj

Hepimiz çok mutluyuz, öyle değil mi?

Her anımız paylaşılmaya değer.

Neden mi?

Çünkü;

Kahvelerimiz köpüklü... 
Sofralarımız renkli...
Seyahatlerimiz fiyakalı... 
Kafedeki buluşmalarımızın hepsi dostu düşmanı çatlatır seviyede...
En şahane anne-baba biziz... 
E doğal olarak anne ve babamızın en kusursuz evlatları da biziz... 
Sportifliğimize de denecek söz yok; doğada mükemmel yürüyüşler yapıyoruz, spor salonunda sınırlarımızı aşıyoruz...
Eşimizin, sevgilimizin en değerli varlığı da elbette biziz; karşılıklı şımartılmalarımızı her an, her saniye paylaşıyoruz ya ondan anlayın işte...
Yüzlerimiz pasparlak...
Gülümsemelerimiz tam kadraj...
Başarılarımızı hiç saymıyorum bile...

Yani öyle böyle mutlu değiliz...

Yok böyle bir saadet...

Böylesine bir huzur...

***

Mutluluk yaşanan bir gerçeklik olmaktan çıkmadı mı sizce de?

Bu çağın mutluluğu, anlık sergilenen performansın ötesine geçemiyor artık. Görünür olmadığımız zamanlarda kendimizi eksik ya da kusurlu olarak tasvir ediyoruz.

Paylaşılmamış anlar, yaşanmamış sanki...
Sessizlik şüpheli... 
Geri çekilmelerimiz adeta sıkıntılı bir durummuş gibi... 

Herkesin kendine ait görkemli bir sahnesinin olması, hayatımızın en büyük kaçınılmazı olmuş...
Bu sahnelerin ışıkları hep açık kalmak zorunda.
Çünkü karanlıkta olan, unutulmanın tehdidi altında...

Neden bu kadar çok kendimizi, hayatımızı, hayatımızdakileri sahnelemeyi yeğliyoruz, biliyor musunuz?

Çünkü, hiçbirimiz aslında o kadar da dolu değiliz.
Belki de hiç dolu değiliz. 

***

Farkında değil misiniz?

Boşluk büyüdükçe vitrin genişliyor.
İçimizdeki o derin eksikliği, dışarıdan gelecek olan bakışlarla yok saymaya çalışıyoruz. 
Tüm çabamız, içsel yetersizliğimizi bu ışıklı ortamda örtbas edebilmek uğruna...
Alacağımız beğenilerle, sadece kendimizi kandırıyor, kısacık ömrümüzü bu şekilde heba ediyoruz.
Zannediyoruz ki çok iyiyiz, çok şahaneyiz...
Halbuki, hiç de iyi olmadığımız anlarda çokça paylaşımlar yapıp, kendimizi ortaya atıyoruz.

***

Unuttuğumuz şeyler var.

Sahici mutluluğun, bağırmayı sevmediğini unuttuk.
Gerçek bir hayatın kameralara bakmaktan nefret ettiğini göz ardı ettik.
Kendine yetenin, dışarıdan gelecek onaya muhtaç olmadığını yok saydık.

Ve sessizliğin;
Işıklı hayatlar karşısındaki o sarsıcı dürüstlüğünü anlayamaz olduk.

Yani demem o ki;
Kadrajlarımız müthiş derecede güzel olmasına güzel de;
Peki kadrajın dışında kalıp bize ciddi manada tatminkarlık sağlayan ne var?..

Toplam 1610 defa okunmuştur.

Gercem Altunordu diğer yazıları:

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.