Hakem listesi açıklandı: Derbi haftasında asıl sınav kulüplerin sabrında
Türkiye Futbol Federasyonu 10. haftanın hakem atamalarını açıkladı. Listeye baktığınızda ilk göze çarpan şey, haftanın açılış maçı Konyaspor-Galatasaray'a Cihan Aydın'ın verilmesi. Cuma akşamı Konya'da oynanacak maç, ligin gidişatını etkileyecek türden bir maç. Böyle bir karşılaşmaya verilen isim elbette tartışılacak. Ama burada asıl mesele kimin düdük çaldığı değil, o düdüğün arkasında durulup durulmayacağı.
Haftanın programına şöyle bir bakalım. Cumartesi günü Erzurumspor-Arca Çorum FK'da Kadir Sağlam, Kocaelispor-Çaykur Rizespor'da Batuhan Kolak, akşam da Fenerbahçe-Göztepe'de Oğuzhan Çakır görev yapacak. Pazar günü ise üç maç var: Amed Sportif-Eyüpspor'da Alpaslan Şen, Başakşehir-Samsunspor'da Ozan Ergün, Trabzonspor-Gaziantep FK'da Abdullah Buğra Taşkınsoy. Akşam Kasımpaşa-Beşiktaş derbisinde Reşat Onur Coşkunses düdük çalacak. Pazartesi kapanışı ise Gençlerbirliği-Alanyaspor'da Fatih Tokail yapacak.
Şimdi bu listeye bütün olarak bakınca ne görüyorsunuz? Ben şunu görüyorum: TFF bu hafta büyük maçları görece genç ve az tartışılmış isimlere teslim etmiş. Konyaspor-Galatasaray ve Kasımpaşa-Beşiktaş gibi iki kritik maçta tercih edilen hakemler, camiaların hafta boyunca en çok konuşacağı isimler olacak. Bu bir risk mi? Elbette. Ama hakem atamalarında risk almayı bıraktığınız anda, hakemlik kurumu da kendi kendini yenilemeyi bırakır.
Futbolda bir gerçek var ki kimse dile getirmek istemiyor: Biz hakemleri maçtan önce değil, maçtan sonra tartışıyoruz. Atama açıklandığı anda başlıyor yorumlar. "Bu hakem şu takımın maçına verilir mi?", "Bu isim neden buraya verildi?" Soruların sonu gelmiyor. Peki bu soruların kaçı gerçekten futbolun içinden geliyor, kaçı tribün psikolojisinden? Bunu ayırt etmek zorundayız. Yoksa her hafta aynı filmi izleriz: Cuma günü atama tartışması, pazartesi günü pozisyon tartışması, salı günü federasyon tartışması.
Kasımpaşa-Beşiktaş maçı bu haftanın en dikkat çekici karşılaşması. Recep Tayyip Erdoğan Stadı'nda oynanacak maç, hem ev sahibi hem konuk ekip için sezonun gidişatını belirleyecek bir eşik. Böyle bir maça Reşat Onur Coşkunses'in verilmesi, TFF'nin derbi yönetimi konusunda yeni bir sayfa açma niyetinde olduğunu gösteriyor olabilir. Ya da tam tersi, "bakın biz de genç hakemlere şans veriyoruz" mesajı. İkisi arasındaki farkı ancak saha içi yönetim belirler.
Fenerbahçe-Göztepe maçına Oğuzhan Çakır'ın atanması da ayrı bir başlık. Fenerbahçe'nin iç sahadaki maçlarında hakem yönetimi her zaman büyüteç altındadır. Çakır'ın bu baskıyı nasıl kaldıracağı, kariyeri açısından da belirleyici olacak. Genç hakemlerin en büyük sorunu yetenek değil, baskı altında karar verme refleksi. Bunu ancak maç oynanırken görürüz.
Trabzonspor-Gaziantep FK'da Abdullah Buğra Taşkınsoy'un görevlendirilmesi, Anadolu kulüplerinin maçlarında da dengeli bir dağılım yapıldığını gösteriyor. Amed Sportif-Eyüpspor ve Erzurumspor-Çorum gibi maçlarda verilen isimler, ligin alt sıralarını ilgilendiren karşılaşmaların da ciddiyetle ele alındığının işareti. Bu önemli. Çünkü hakemlik sadece derbilerde konuşulan bir mesele değil; küme düşme hattındaki bir takımın hakem kararıyla kaybettiği puan, sezon sonunda milyonlarca liralık bir fark yaratıyor.
Gelelim işin can alıcı noktasına. Hakem atamalarını tartışmak elbette hakkımız. Ama tartışmanın dozunu kaçırdığımızda ne oluyor? Hakemler maç yönetmeye korkar hale geliyor. Pozisyonlarda tereddüt ediyor, VAR'a fazla yükleniyor, sorumluluk almaktan kaçıyor. Sonra dönüp diyoruz ki "hakem kalitesi düştü". Peki bu kaliteyi düşüren sadece hakemler mi? Sahadaki futbolcuların, kulübe yöneticilerinin, teknik direktörlerin ve tribünlerin tavrı bu işin neresinde?
Bir teknik direktör maç sonu basın toplantısında hakem kararını eleştirebilir. Bu onun işi. Ama aynı teknik direktör, hafta içi hakem atamasına dair imalarda bulunursa, o zaman iş futbolun dışına taşar. Kulüp yöneticilerinin "bize şu hakem verilmesin" tarzı yaklaşımları, futbolun ruhuna aykırıdır. Bu tür söylemler, maç öncesi hakem üzerinde psikolojik baskı kurmanın en kısa yoludur. Ve inanın, hakemler bunu hisseder.
Bu haftanın atamalarına dönersek: TFF'nin tercihleri, cesur ama riskli bir tercih. Konyaspor-Galatasaray gibi bir maçta Cihan Aydın'a güvenmek, "biz hakemlerimizin arkasındayız" demenin somut bir göstergesi. Ama bu güvenin sürekliliği, sadece atamalarla değil, maç sonrası açıklamalarla da sağlanır. Federasyon, hakemin arkasında durduğunu sadece atama listesiyle değil, tartışma çıktığında da göstermeli.
Bir de şu var: Hakem atamalarını açıklayan kurumun, aynı hafta 1. Lig'in 13. hafta hakemlerini de açıklaması, aslında ne kadar geniş bir operasyon yürüttüğünün göstergesi. Esenler Erokspor-Keçiörengücü'nden Kayserispor-Muğlaspor'a kadar uzanan bir listeden bahsediyoruz. Bu kadar maçı, bu kadar hakemi yönetmek kolay iş değil. Ama işin kolay olmadığını söylemek, eleştiriyi de ortadan kaldırmıyor.
Peki bu hafta neye bakacağız? Önce Konya'da Cihan Aydın'ın maç yönetimine. Özellikle ceza sahası içi pozisyonlarda vereceği kararlara. Sonra Cumartesi akşamı Fenerbahçe-Göztepe'de Oğuzhan Çakır'ın tempo yönetimine. Ve tabii ki Pazar akşamı Kasımpaşa-Beşiktaş'ta Reşat Onur Coşkunses'in derbi baskısı altındaki duruşuna. Bu üç maç, hakemlik kurumunun bu sezon nereye gittiğini gösterecek.
Şunu unutmayalım: Hakem de insan. Hata yapacak. Önemli olan, hatanın kasıt değil, insanlık olduğunu kabul etmek. Ama aynı şekilde, hakemin de sahada tek başına olmadığını hatırlamak. VAR var, dördüncü hakem var, gözlemci var. Sistemin bütünü çalışırsa, tek bir hakemin hatası maçın kaderini belirlemez. Sistem çökerse, en iyi hakem bile kurtaramaz.
Hafta sonu sahada futbol konuşalım. Hakem kararlarını konuşalım elbette, ama futbolun kendisini de konuşalım. Konyaspor'un Galatasaray karşısında ne yapacağını, Beşiktaş'ın Kasımpaşa deplasmanında nasıl bir oyun kuracağını, Fenerbahçe'nin Göztepe'yi nasıl açmayı planladığını da tartışalım. Çünkü hakem tartışması futbola hizmet etmiyor; futbolun kendisi hakem tartışmasını gölgede bırakırsa, o zaman doğru yoldayız demektir.
Atama listesi açıklandı, düdükler hazır. Şimdi top sahada, karar sahada, futbol sahada. Gerisi teferruat.
Cem Arıkan diğer yazıları:
- Hakem listesi açıklandı: Derbi haftasında asıl sınav kulüplerin sabrında
- Arsenal'i deviren şey Fleetwood değil, kendi rotasyon tercihiydi
- Yabancı Kuralında Yeni Kapı: Peki Bu Gerçekten Yerli Futbolcu mu Yetiştirecek?
- Alperen'in istatistiği değil, o istatistiğin anlamı konuşulmalı
- Arda'nın Golü Bir Detay, Asıl Mesele O Bitmeyen Açlık









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.