Cem Arıkan
Cem Arıkan - Spor

Alperen'in istatistiği değil, o istatistiğin anlamı konuşulmalı

Bir oyuncunun istatistik kâğıdına bakıp "işte oynadı" demek kolay. Zor olan, o kâğıdın arkasındaki hikâyeyi okumak. Alperen Şengün Atlanta Hawks deplasmanında 17 sayı, 10 ribaunt, 7 asist ve 1 top çalmayla double-double yapmış; Houston Rockets da State Farm Arena'dan 121-114'lük galibiyetle ayrılıp sezona üçte üçle başlamış. Basına yansıyan bilgilere göre maçın özeti bu. Ama bu özet, bize Alperen'in bugünkü oyunu hakkında tek başına hiçbir şey anlatmıyor.

Şu 7 asist rakamının üzerinde duralım. Bir uzun oyuncu için 7 asist, sadece "iyi pas attı" demek değil. Bu, hücumun onun elinden geçtiği, takımın onun etrafında kurulduğu anlamına gelir. Alperen'in 10 ribaundu da standart bir uzun ribaundu değil; pozisyon bilgisiyle, temasla, doğru yerde durarak alınmış ribaundlar. 17 sayı ise zaten beklenen katkı. Bu üçünü bir araya koyduğunuzda ortaya çıkan tablo şu: Alperen artık sadece skor üreten bir isim değil, oyunun akışını belirleyen bir merkez.

Peki Houston'da işler gerçekten bu kadar tozpembe mi? Kevin Durant'in 22 sayıyla takımın en skoreri olması, Reed Sheppard ile Tari Eason'ın 19'ar sayı üretmesi hücumda skor yükünün paylaşıldığını gösteriyor. Bu, Alperen açısından son derece kıymetli. Çünkü tek başına sırtlayan oyuncu olmak kısa vadede parlatır, uzun vadede yorar. Sezonun ilk üç maçını kazanmak da özgüven meselesi; ligin başında alınan bu tür seriler, takımın kimyasını belirleyen görünmez bir sermayedir.

Ama benim asıl dikkatimi çeken, Atlanta cephesi. Jalen Johnson 26 sayı ve 16 asistle oynamış. Bir oyuncunun hem 26 sayı hem 16 asist üretip maçı kaybetmesi, basketbolun ne kadar acımasız bir takım oyunu olduğunun kanıtı. Dyson Daniels ile Nickeil Alexander-Walker'ın 18'er sayısı da eklenince Hawks'ın hücumda boş kalmadığı ortaya çıkıyor. Demek ki sorun skor üretmek değil, savunmada durmak. Houston'ın 121 sayı atması, Hawks'ın savunma direncindeki çatlağı net biçimde gösteriyor. Bu ligde 114 sayı atıp kaybediyorsanız, probleminiz hücum değildir.

Geceye geniş açıdan bakınca bir başka detay öne çıkıyor: Philadelphia 76ers da Milwaukee Bucks'ı 127-116 yenerek sezona üçte üçle başlamış. Joel Embiid 28 sayı, 11 ribaund ve 10 asistle triple-double yapmış; Jaylen Brown 27, Tyrese Maxey 26 sayıyla ona eşlik etmiş. Milli basketbolcumuz Adem Bona ise yaklaşık 10 dakika sahada kalıp 1 ribaund, 1 asist ve 1 top çalmayla maçı tamamlamış.

Adem'in durumu üzerine ayrı bir parantez açmak lazım. 10 dakika süre almak, NBA gibi bir ligde küçümsenecek bir şey değil; ama buradan "yerleşti, oldu bitti" sonucunu çıkarmak da fazla iyimserlik olur. Genç oyuncuların gelişimi düz bir çizgi izlemez. Bir maçta 10 dakika, sonraki maçta 4 dakika, ardından hiç süre almamak... Bu dalgalanma normaldir. Önemli olan, aldığı dakikalarda ne yaptığı. Bona'nın bir ribaund, bir asist ve bir top çalmalık katkısı, savunma tarafında iş yapmaya çalıştığını gösteriyor. Hücumda ise hâlâ kendine yer arıyor. Sabır gerekiyor.

Alperen'le Adem'i aynı cümlede anmak da aslında bir tesadüf değil. İkisi de milli takımın geleceği. Ama rolleri birbirinden çok farklı. Alperen artık bir takımın hücum mimarı; Adem ise rotasyon içinde kendine alan açmaya çalışan bir enerji oyuncusu. Bu farkı görmek, ikisini de doğru değerlendirmenin ön şartı.

Gelelim meselenin can alıcı noktasına. Alperen'in double-double yapması artık haber değeri taşımıyor; bu onun standardı oldu. Asıl haber, bu standardı ne kadar istikrarlı sürdüreceği. NBA'de 82 maçlık bir maraton var. Ekim'de parlayan oyuncu, Ocak'ta aynı tempoyu koruyamazsa o parlaklık unutulur gider. Houston'ın üçte üçlük başlangıcı da aynı sınavdan geçecek. Sezon başı galibiyetleri güzeldir, hoştur; ama asıl hesaplaşma kış aylarında, sakatlıkların, yorgunluğun ve baskının arttığı dönemde yaşanır.

Bir de şu var: Alperen'in performansını değerlendirirken sadece sayı, ribaund, asist üçlüsüne bakmak, bir romanı sadece kapak yazısından okumaya benziyor. Onun oyuna kattığı şey; topsuz hareketleri, ekran kurarken yarattığı boşluklar, savunmada yaptığı rotasyonlar... Bunlar istatistik kâğıdına yansımaz ama maçın kaderini değiştirir. Bu yüzden "17 sayı 10 ribaund" cümlesini duyduğumda sevinmiyorum; çünkü bu rakamlar artık onun potansiyelinin alt sınırı. Asıl sevinmem gereken şey, bu rakamların takımın kazanmasına dönüşmesi. Nitekim Houston kazanmış.

Houston'ın sezona bu başlangıcı yapması, Batı Konferansı'nda işlerin karışacağının işareti olabilir. Ama üç maçlık bir seriden büyük sonuçlar çıkarmak, futbol tabiriyle "üçüncü haftada şampiyon ilan etmek" gibi bir şey. Ne Alperen'i göklere çıkarmak ne de Hawks'ı yerin dibine sokmak doğru. Ortada net bir gerçek var: Alperen Şengün bu ligin kalıcı ve ciddi bir parçası. Geri kalanı, zaman gösterecek.

Benim asıl merak ettiğim soru şu: Alperen bu performansı ne kadar süre "sıradan" hâle getirecek? Çünkü gerçek yıldızlık, double-double'ın haber olmaktan çıktığı gün başlar. Bugün hâlâ istatistik konuşuyoruz. Yarın oyunun kendisini konuşmaya başladığımızda, işte o zaman Alperen'in nereye vardığını anlayacağız.

Toplam 41 defa okunmuştur.

Cem Arıkan diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.