Cem Arıkan
Cem Arıkan - Spor

Arda'nın Golü Bir Detay, Asıl Mesele O Bitmeyen Açlık

Futbolda bazen bir cümle, doksan dakikadan daha çok şey anlatır. Arda Güler'in Leipzig maçı sonrası söylediği "Golü Mbappe'den çaldım, ama biliyordum ki o bir gol daha atacaktı" cümlesi tam olarak böyle bir cümle. Genç bir oyuncunun hem kendine güvenini hem de soyunma odasındaki hiyerarşiyi ne kadar iyi okuduğunu aynı anda gösteriyor. Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid formasıyla ilk golünü atıyorsunuz, üstelik dünyanın en pahalı golcüsünün kafasından seken topu çizgi üstünde tamamlıyorsunuz, sonra çıkıp "onun bir tane daha atacağını biliyordum" diyorsunuz. Bu, ne ukalalık ne de sahte alçakgönüllülük. Bu, rekabetin içinden gelen bir rahatlık.

Maçın kendisine bakalım. Real Madrid, Santiago Bernabeu'da Leipzig'i 4-1 mağlup etmiş. Arda, 52. dakikada Bellingham'ın sol kanattan ortasında Mbappe'nin kafa vuruşunu çizgi üstünde tamamlayarak skoru 2-0'a getirmiş. İlk golde ise 44. dakikada Valverde'nin ortasında Arda'nın vuruşu kaleciden sektikten sonra Bernardo'nun önünde kalmış ve boş ağlara gitmiş. Yani Arda'nın gecesi sadece bir golle sınırlı değil; ilk golün hazırlayıcısı da o. Bir maçta hem skora doğrudan katkı hem de pozisyon üretimi. Genç bir oyuncu için "sahanın en iyileri arasında" denmesi boşuna değil.

Ama benim asıl dikkatimi çeken, golün kendisinden çok Mbappe'nin o sevinç anındaki tepkisi. Basına yansıyan bilgilere göre ünlü golcü, gol sevincini Arda'ya gülerek geçirmiş ve bu görüntü sosyal medyada gündem olmuş. Şimdi burada iki farklı okuma yapmak mümkün. Birincisi, yıldızların birbirini tebrik ettiği, hiyerarşinin sağlıklı işlediği bir tablo. İkincisi ise daha soğuk bir okuma: Mbappe o topu kafayla kaleye göndermiş, Arda son dokunuşu yapmış ve gol hanesine yazılan isim Arda olmuş. Gülüşmenin içinde hafif bir "benim golümdü" nüktesi de var elbette. Ama işte tam bu noktada bir teknik direktörün işi başlıyor. Bu tür küçük rekabetler, doğru yönetilirse takımı yukarı çeker; yanlış yönetilirse soyunma odasında sessiz bir hesap kavgasına dönüşür.

Arda'nın açıklamalarına dikkat edin. "Hem topla hem de topsuz oyunda harika bir performans sergilediğimiz için çok mutluyuz" diyor. Yani sadece golü değil, oyunun bütününü konuşuyor. "Biz Real Madrid'iz ve her maçı kazanmalıyız" diyor. Bu cümleler, bir gencin değil, o formanın ağırlığını taşımayı öğrenmiş bir oyuncunun cümleleri. Bernabeu faktörünü ayrıca vurgulaması da tesadüf değil; taraftarın önünde oynamanın yarattığı baskıyı bir yük değil, bir yakıt olarak gördüğünü gösteriyor.

Peki bu geceyi sadece Arda üzerinden okumak doğru mu? Bence değil. Aynı Şampiyonlar Ligi haftasında Türkiye'nin temsilcisi Galatasaray, Fransa'da Lille deplasmanından 4-2'lik galibiyetle ayrıldı ve lig aşamasındaki ilk galibiyetini aldı. Goller Yunus Akgün, Aleksey Batrakov ve Victor Osimhen'den gelmiş; bir de Nabil Bentaleb'in kendi kalesine attığı gol var. Lille'in iki golü Soriba Diaoune'den. Deplasmanda dört gol atmak, hele Şampiyonlar Ligi gibi bir arenada, sadece şansla açıklanamaz. Bu, hücum planının çalıştığını gösteriyor. Ama aynı maçta iki gol yemek de bir uyarı. Galatasaray'ın Avrupa'daki kaderi, attığı kadar yediğiyle de belirlenecek.

Gecenin bir başka notu: Como'nun Manchester United'ı 4-1 mağlup etmesi. Bu sonuç, Avrupa futbolunda artık "büyük isim" ile "büyük takım" arasındaki farkın ne kadar hızlı kapandığının göstergesi. Bayern Münih-Arsenal 2-2'lik beraberlikle bitmiş, Inter Shakhtar'ı 1-0 geçmiş, Sporting sahasında LASK'a 3-2 kaybetmiş. Yani dokuz maçta 31 gol var; futbol artık savunmayı değil, üretmeyi ödüllendiriyor. Bu ortamda Arda gibi cesur, dikine oynayan bir oyuncunun değeri her geçen gün artıyor.

Şimdi gelelim asıl meseleye. Arda Güler'in bu performansı tek maçlık bir parlamaysa yazık olur. Ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çocuk sadece gol atmıyor; ilk golde olduğu gibi pozisyonun içinde kalıyor, topsuz oyunda sorumluluk alıyor, maç sonu çıkıp takımın büyüklüğünden bahsediyor. Bu üçü bir araya geldiğinde ortaya "sadece yetenekli değil, aynı zamanda takım oyuncusu" profili çıkıyor. Real Madrid gibi bir kulüpte kalıcı olmanın yolu da tam olarak buradan geçiyor.

Bir de Barcelona meselesi var. Arda, "Bu büyük bir maç, üst düzey bir maç ve kazanmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Hazırız" diyor. Bu cümleyi bir kenara not edin. Çünkü bu tür maçlar, genç oyuncuların kariyerinde ya sıçrama tahtası olur ya da bir anda gölgede kalma riski taşır. Arda'nın bu maça "hazırız" diyerek girmesi, psikolojik olarak doğru yerde durduğunu gösteriyor.

Peki bu geceden Türk futbolu adına ne çıkarmalıyız? Bence iki şey. Birincisi, Arda artık "gelecek vaat eden" değil, "şu an oynayan ve katkı veren" bir oyuncu. Bu ayrımı yapmak zorundayız; çünkü onu her maç sonrası göklere çıkarmak da, tek kötü maçta yerin dibine sokmak da ona zarar verir. İkincisi, Galatasaray'ın Lille galibiyeti, Süper Lig'in Avrupa'daki temsil gücünün hâlâ ayakta olduğunu gösteriyor. Ama bunu kalıcı hale getirmek için sadece bir gecelik coşku yetmez; deplasmanda dört gol atarken iki gol yemeyi de aynı ciddiyetle konuşmak gerekir.

Arda'nın o cümlesine geri dönelim: "Golü Mbappe'den çaldım." Bu cümleyi bir genç oyuncunun ukalalığı olarak okumak kolay. Ama ben daha farklı okuyorum. Bu, bir oyuncunun sahada kendine yer açma biçimi. Mbappe gibi bir isimle aynı takımda oynuyorsanız, ya ona top taşırsınız ya da onunla aynı pozisyonda gol ararsınız. Arda ikincisini seçmiş. Bu cesaret, bu ligde ve bu kulüpte uzun vadede karşılığını bulur. Yeter ki teknik heyet bu cesareti doğru kanalize etsin ve genç oyuncuyu ne bir gecede yıldız ilan etsin ne de bir kötü maçta unutsun.

Futbol böyle bir oyun. Bir gece Mbappe'nin kafasından seken top Arda'nın önüne düşer, ertesi hafta aynı top savunmaya çarpar ve auta gider. Önemli olan, o topun önüne düşmeyi alışkanlık haline getirmek. Arda Güler bu alışkanlığı kazanıyor gibi görünüyor. Geriye kalan, onun bu ivmeyi sürdürmesi ve bizim de onu her maç sonrası aynı ölçüyle değerlendirmemiz.

Toplam 39 defa okunmuştur.

Cem Arıkan diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.