Gabigol İddiası Fenerbahçe'nin Gerçek Sorununu Gizliyor: Forvet Değil, Kafa Lazım
Fenerbahçe'de ara transfer dönemi yaklaşırken hücum hattına yönelik çalışmaların hız kazandığı söyleniyor. Sarı-lacivertli yönetimin, kariyerinde yeniden yükselişe geçen Brezilyalı golcü Gabriel Barbosa'yı gündemine aldığı öne sürülüyor. "Gabigol" lakabıyla tanınan Barbosa'nın Santos formasıyla gösterdiği performans da bu iddianın dikkat çeken detayları arasında yer alıyor. Brezilyalı yıldızın 42 maçta 31 gole doğrudan katkı verdiği belirtiliyor.
Şimdi burada durup iki kere düşünmemiz gerekiyor. Fenerbahçe gerçekten bir golcü sorunu mu yaşıyor, yoksa bir golcü sorunu yaşadığına inandırılmak mı isteniyor? Bu takımın son yıllardaki hikâyesine baktığınızda, santrfor transferiyle çözülmüş tek bir sezon bulmakta zorlanırsınız. Çünkü mesele hep aynı: topu rakip kaleye taşıyamayan bir yapıya, dünyanın en pahalı golcüsünü koysanız da o adam aç kalır. Fenerbahçe'nin derdi forvetin kim olduğu değil, forvetin neyle beslendiğidir.
İddiaya dönersek; 29 yaşındaki Barbosa, kariyerinin önceki dönemlerinde Avrupa'da beklentilerin altında kalmış bir isim. Inter'de geçirdiği dönem, onun adına bir hayal kırıklığı olarak hafızalara kazındı. Sonra Santos'a dönüş yaptı ve yeniden skor katkısıyla öne çıktı. 42 karşılaşmada 31 gole doğrudan katkı sağladığı belirtilen bu performans, transfer iddiasını daha da dikkat çekici hale getirmiş. Sarı-lacivertlilerin ara transfer döneminde hücum hattına yapacağı takviyenin, sezonun ikinci yarısındaki şampiyonluk yarışında kadro derinliği açısından önemli olması bekleniyor.
Buraya kadar her şey güzel. Ama benim asıl takıldığım nokta şu: Fenerbahçe'nin gündemine giren isim neden sürekli "yeniden parlayan" ya da "eski günlerine dönen" futbolcular? Barcelona'da tutunamamış, Inter'de tutunamamış, Avrupa'da bir türlü bekleneni verememiş bir oyuncunun Brezilya'da yeniden parlaması elbette güzel bir hikâye. Ama bu hikâyenin Süper Lig'de nasıl sonuçlanacağını kim garanti edebilir? Brezilya ligiyle Süper Lig aynı şey değil. Burada alan savunması, fiziksel mücadele ve hakem toleransı bambaşka işliyor. Santos'ta 42 maçta 31 gole katkı veren bir adam, İstanbul'da ilk üç maçta iki sarı kart görüp tribüne gönderilebilir. Bu ihtimali hesaba katmayan bir transfer planı, kâğıt üzerinde şık durur ama sahada çöker.
Gelelim işin daha can alıcı kısmına. Haberde Aziz Yıldırım'ın adı geçiyor. Yıldız golcüyü yeniden gündeme taşıdığı söyleniyor. Peki bu ne anlama geliyor? Fenerbahçe'de transfer kararları kimin elinde? Sportif direktör mü, teknik ekip mi, yoksa geçmişten gelen bir ağırlık mı? İşte bu soru, Gabigol iddiasının kendisinden çok daha önemli. Çünkü bir kulüpte transfer kararı tek merkezden çıkmıyorsa, orada yapılan her hamle yarım kalır. Bugün Gabigol'ü gündeme taşıyan anlayışla, yarın başka bir ismi masaya koyan anlayış aynı olmayabilir. Ve sonuçta ortaya çıkan tablo, sahada birbirini tanımayan bir hücum hattı olur.
Fenerbahçe'nin hücum hattındaki sorunu sadece isim eksikliği değil. Bu takımın topu üçüncü bölgeye taşıma problemi var. Kanatların verimliliği tartışılıyor, orta sahanın yaratıcılığı sorgulanıyor, beklerin hücuma katkısı istikrarsız. Böyle bir yapıda Gabigol gibi ceza sahası içinde yaşayan bir golcüyü almak, kuru bir ağaca meyve bağlamaya benzer. Adam topu alacak, dönecek, vuracak; peki o top ona kaç kez gelecek? İşte asıl hesap bu.
Bir de şu var: 42 maçta 31 gole doğrudan katkı, elbette etkileyici bir istatistik. Ancak bu rakamın içinde asist mi var, gol mü var, penaltı mı var, bunu bilmiyoruz. Rakamlar tek başına konuşmaz; rakamların arkasındaki bağlam konuşur. Brezilya'da bir golcünün istatistiği şişerken, aynı oyuncunun Avrupa'da erimesi defalarca yaşanmış bir senaryodur. Fenerbahçe taraftarı bunu çok iyi bilir. Çünkü sarı-lacivertli forma altında "yıldız" etiketiyle gelip kaybolan kaç isim sayabilirsiniz? Saymakla bitmez.
Peki ne yapılmalı? Önce şu soruya net cevap verilmeli: Fenerbahçe'nin oyun planı ne? Bu takım baskı mı kuracak, kontra mı oynayacak, topa mı sahip olacak? Bu sorunun cevabı yoksa, forvet tercihi de havada kalır. Gabigol gibi bir oyuncu, ceza sahasına sürekli top taşıyan bir takımda iş yapar. Ama topu ileri taşımakta zorlanan, kanatları çalışmayan, orta sahası yaratıcılıktan yoksun bir takımda o da diğerleri gibi kaybolur. Yani mesele "kimi alalım" değil, "nasıl oynayalım" meselesidir.
Transfer iddialarına gelince; bunların büyük kısmı ara dönem yaklaşırken menajerlerin ve aracıların devreye girmesiyle ortaya çıkar. Bir ismin gündeme gelmesi, o transferin gerçekleşeceği anlamına gelmez. Fenerbahçe'nin gerçekten ilgilenip ilgilenmediğini, kulübün resmî açıklamaları ve somut adımlar belirler. Bugün için elimizde olan tek şey bir iddia. İddialar üzerinden şampiyonluk planı yapılmaz; ama iddialar üzerinden kulübün transfer anlayışını okumak mümkündür. Ve okunan tablo, Fenerbahçe'nin hâlâ aynı yerde döndüğünü gösteriyor: İsim odaklı, günü kurtarmaya dönük, uzun vadeli yapıyı ihmal eden bir yaklaşım.
Aziz Yıldırım faktörü de bu tablonun ayrılmaz parçası. Kulübün geçmişinde derin iz bırakmış bir ismin transfer gündemine dair söz söylemesi, camiada her zaman yankı bulur. Ama yankı, doğru karar anlamına gelmez. Fenerbahçe'nin artık kişiler üzerinden değil, sistem üzerinden konuşulmaya ihtiyacı var. Sportif direktörün mü, hocanın mı, yönetimin mi karar verdiği netleşmeli. Aksi hâlde herkesin istediği ama kimsenin sahiplenmediği transferler, sezon sonunda faturayı taraftara keser.
Sezonun ikinci yarısındaki şampiyonluk yarışında kadro derinliğinin önemli olduğu doğru. Ama derinlik, aynı tip oyuncuyu üst üste yığmakla olmaz. Derinlik, farklı senaryolara cevap verebilecek oyuncu profillerine sahip olmakla olur. Fenerbahçe'nin bir santrfora ihtiyacı varsa, bu santrforun takımın oyununa uygunluğu, fiziksel dayanıklılığı ve lig adaptasyonu masaya yatırılmalı. Yoksa 42 maçta 31 katkı veren bir ismi getirip, "neden burada oynamıyor" diye sormak kaçınılmaz olur.
Sonuçta ortada bir iddia var, bir isim var, bir beklenti var. Ama Fenerbahçe'nin sorunu bir golcünün adı değil. Sorun, o golcüyü besleyecek oyunun bir türlü kurulamaması. Gabigol gelse de gelmese de bu gerçek değişmeyecek. Sarı-lacivertli camianın artık "kimi alacağız" sorusundan "nasıl oynayacağız" sorusuna geçmesi gerekiyor. Çünkü şampiyonluk, transfer başlıklarıyla değil, sahada birbirini tanıyan bir takımla kazanılır.
Cem Arıkan diğer yazıları:
- Gabigol İddiası Fenerbahçe'nin Gerçek Sorununu Gizliyor: Forvet Değil, Kafa Lazım
- Ronaldo'nun Yedek Kalması Değil, Kriz Yönetimi Sorunu
- Bursa'da 4-1'lik yenilginin faturası tribüne kesildi, ya sahadaki gerçek?
- Fenerbahçe'de 10 Milyonluk Borç Tartışması: Para Değil, Zihniyet Meselesi
- Jakobs Kararı Doğru da, Asıl Soru Sol Bekte Kim Oynayacak?









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.