Cem Arıkan
Cem Arıkan - Spor

Lukaku'nun yokluğu mu, Emery'nin savunma krizi mi? Asıl mesele burada

Şampiyonlar Ligi'nde Aston Villa deplasmanı öncesi iki kamptan da sakatlık haberleri geliyor. Ama bu iki haberin ağırlığı aynı değil. Biri taktik planı bozar, öbürü neredeyse bir savunma hattını baştan kurmaya zorlar. İşin garibi, gözlerin çevrildiği yer çoğu zaman yanlış taraf oluyor.

Fenerbahçe cephesinde Romelu Lukaku'nun son antrenmanda takımla çalışamadığı, rehabilitasyon sürecini salonda sürdürdüğü aktarılıyor. Belçikalı golcü, Çaykur Rizespor maçında aldığı darbe sonrası bu sürece girmiş durumda. Teknik heyetin sağlık durumunu yakından takip ettiği, maç kadrosundaki yerinin ise yapılacak kontroller sonrası netleşeceği belirtiliyor. Yani ortada kesinleşmiş bir "oynamıyor" bilgisi yok; bir belirsizlik var ve bu belirsizlik maç saatine kadar sürecek gibi görünüyor.

Peki bu belirsizlik neden bu kadar büyütüldü? Çünkü Lukaku'nun bu sezon Fenerbahçe'deki tablosu zaten sancılı. Geçen sezonu sakatlıklarla geçirmiş, takıma tam hazır halde katılamamış bir oyuncudan bahsediyoruz. Bu sezon ligde yalnızca Gaziantep FK maçına ilk 11'de başlamış. Buna karşın son dönemde Belçika formasıyla UEFA Uluslar Ligi'nde oynamış, A Milli Takımımıza da bir gol atmış bir isim. Yani "artık hazır" diye düşünülürken, tam da Aston Villa maçına 11'de başlayacağı konuşulurken bu darbe geldi.

İşte tam burada bir teknik direktör kararı tartışması başlıyor. Elinde uzun süredir tam kapasite kullanamadığın, ritmini bir türlü bulamadığın bir santrforu, sezonun en kritik Avrupa maçlarından birinin hemen öncesinde, üstelik Rizespor gibi bir maçta son 11 dakika sahaya sürmek ne kadar doğruydu? Bu soruyu sormak "Lukaku'yu oynatmasaydı" demek değil. Ama bir oyuncunun maç ritmi kazanması gerekiyorsa, bu ritmi en riskli anda mı kazanmalı? İsmail Kartal'ın elbette kendi gerekçeleri vardır; oyuncuyu hazırlamak, ona güven vermek, maç temposuna sokmak isteyebilir. Ancak sonuç ortada: Şampiyonlar Ligi haftasında elinde bir belirsizlik var.

Yine de meseleyi abartmayalım. Lukaku'nun oynamaması Fenerbahçe'nin hücum planını elbette etkiler ama bu takımın alternatifsiz olduğu anlamına gelmez. Asıl soru şu: Fenerbahçe, Lukaku'suz bir senaryoda hücumda nasıl bir kimlik kurgulayacak? Çünkü Lukaku tipi bir santrforla oynamakla, onun olmadığı bir düzende oynamak bambaşka iki oyun demek. Biri uzun top, sırtı dönük oyun, ceza sahasında fiziksel üstünlük üzerine kurulu; diğeri daha hareketli, daha çok pas trafiğine dayanan bir yapı. Teknik heyetin bu geçişi maç günü mü yoksa antrenmanlarda mı çalıştığı, sahadaki görüntüyü belirleyecek.

Şimdi dönelim asıl meseleye: Aston Villa tarafı. Basına yansıyan bilgilere göre Premier Lig'de Brentford ile 2-2 berabere kalan İngiliz ekibinde Matteo Ruggeri sakatlanarak oyuna devam edememiş. Ruggeri ile birlikte orta saha oyuncusu Leon Goretzka'nın da Fenerbahçe karşısında forma giyme ihtimalinin düşük olduğu ifade ediliyor. Liste bununla bitmiyor: Onana, Maatsen, Keba Cisse ve Madjo'nun tedavileri sürüyor. Brentford maçında görev yapamayan Hemmings'in durumu maç saatinde netleşecek. UEFA listesinde bulunmayan stoper Harwood-Bellis ise zaten kadroda olamayacak.

Bu tablo, Fenerbahçe'nin sakatlığından çok daha ağır bir tablo. Çünkü Emery'nin sorunu tek bir bölgeyle sınırlı değil. Savunma ve orta saha rotasyonu aynı anda daralmış durumda. Üstelik bu, sezon başından beri savunmada istikrar bulamayan bir takım. Premier Lig'de çıkılan 6 maçta yalnızca 1 galibiyet alınmış. Şampiyonlar Ligi'ne ise Club Brugge deplasmanında alınan 3-2'lik galibiyetle başlanmış; yani Avrupa'daki tablo ligdekinden farklı. Emery'nin elinde bir çelişki var: Ligde tökezleyen ama Avrupa'da ayakta kalan bir takım.

Peki Emery ne yapacak? Basına yansıyan iddialara göre savunmadaki performanstan memnun olmayan teknik direktör, Tyrone Mings'in yerine Pau Torres'i ilk 11'de görevlendirebilir. Sol bekteki eksikler nedeniyle normalde sağ bek oynayan Aaron Wan-Bissaka'nın savunmanın solunda değerlendirilmesi de gündemde. Bu iki hamle, maçın seyrini doğrudan belirleyebilecek türden.

Şunu net söyleyeyim: Wan-Bissaka'yı sol beke çekmek, kâğıt üzerinde pratik bir çözüm gibi görünür ama sahada öyle değil. Sağ ayaklı bir bekin sol tarafta oynaması, sadece savunmada değil hücumda da zinciri koparır. Sol bekin bindirmesi, çizgiye inmesi, ters ayağıyla orta açması gibi alışkanlıklar bir anda kaybolur. Fenerbahçe'nin kanat oyunu da tam olarak buradan besleniyorsa, Emery'nin bu tercihi aslında rakibin işine yarayabilir. Elbette Emery'nin elinde başka seçenek olmayabilir; Ruggeri ve Maatsen'in yokluğunda alternatif kalmamışsa, eldekiyle en iyisini yapmaya çalışacak. Ama "zorunlu çözüm" ile "iyi çözüm" arasındaki farkı maç gösterecek.

Bir de şu var: Aston Villa'nın sakatlık listesi uzadıkça Fenerbahçe'nin işi kolaylaşacak diye düşünenler olabilir. Bu tuzağa düşmemek lazım. Emery, kariyeri boyunca eksik kadrolarla nasıl oynanacağını en iyi bilen teknik direktörlerden biri. Üstelik bu tür maçlarda "kaos" hâli bazen ev sahibi takımın lehine döner; çünkü beklenti düşer, oyuncular daha rahat oynar, sistem daha disiplinli kurulur. Fenerbahçe'nin deplasmanda karşılaşacağı şey, kâğıt üzerindeki eksikler değil, sahaya yansıyacak organizasyon olacak.

Öte yandan Fenerbahçe'nin kendi içindeki belirsizlik de küçümsenecek bir şey değil. Lukaku'nun oynayıp oynamayacağı maç saatinde netleşecekse, teknik heyetin iki farklı senaryoyu da hazır tutması gerekiyor. Bu da antrenman haftasının yarısının belirsizlikle geçmesi demek. Bir santrforun ilk 11'de olup olmaması, sadece o bölgeyi değil, takımın tamamının oyun kurgusunu etkiler. Kanatların nasıl konumlanacağı, orta sahanın nasıl baskı yiyeceği, topun nasıl taşınacağı... Hepsi bu tek karara bağlı hale gelir.

Benim gördüğüm tablo şu: Bu maçın sonucunu Lukaku'nun sakatlığı mı yoksa Emery'nin savunma krizi mi belirleyecek diye soruluyorsa, cevap ikincisi. Çünkü Fenerbahçe'nin hücumda alternatifi var; Lukaku oynamasa da takım bir şekilde gol arar. Ama Aston Villa'nın savunmada alternatifi yok gibi görünüyor. Ruggeri, Maatsen, Harwood-Bellis ve muhtemelen Hemmings'in olmadığı bir savunma hattı, Wan-Bissaka'nın sol tarafa çekilmesiyle iyice yamalı bir hâl alabilir. Emery'nin bu yamayı nasıl tutturacağı, maçın kaderini belirleyecek asıl soru.

Yine de futbol tek bir değişkenle açıklanacak kadar basit bir oyun değil. Sakatlıklar bir takımı zayıflatır ama aynı zamanda bazı oyunculara kapı açar. Aston Villa'da genç bir isim ya da kenarda bekleyen bir alternatif, Fenerbahçe karşısında kendini gösterme fırsatı bulabilir. Aynı şekilde Fenerbahçe'de Lukaku'nun yerine düşünülen isim de bu tür maçlarda kendini kanıtlama şansı yakalar. Şampiyonlar Ligi'nde sakatlık haberleri her zaman sadece kötü haber değildir; bazen bir kariyerin dönüm noktası olur.

Maç öncesi konuşulanların çoğu maç saatinde anlamını yitirir. Lukaku'nun oynayıp oynamaması, Emery'nin savunmayı nasıl kuracağı, Wan-Bissaka'nın sol tarafta ne yapacağı... Hepsi kâğıt üzerinde tartışılıyor ama top sahaya çıktığında bambaşka bir hikâye yazılır. Fenerbahçe için önemli olan, rakibin eksiklerine güvenip rehavete kapılmamak. Aston Villa için ise eldekiyle en sağlamı kurmak. İki takımın da planları bozulmuş durumda; kazanan, bozulan planı en hızlı tamir eden olacak.

Toplam 9 defa okunmuştur.

Cem Arıkan diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.