Mersin'de emanetin sahibi belli oldu
Bir belediye başkanının tutuklanması, sadece o kişinin değil, o kentin yönetiminin de sınavdan geçtiği andır. Mersin'de bugün yaşanan tam olarak buydu. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının ardından belediye meclisi, boşalan koltuğu doldurmak üzere toplandı ve yeni başkan vekilini seçti.
Basına yansıyan bilgilere göre seçim, Kongre ve Sergi Sarayı'ndaki Meclis Salonu'nda, basına kapalı bir toplantıyla gerçekleştirildi. Toplam 73 meclis üyesinin katıldığı oylamada CHP Grubu, meclis üyesi Gülşah Yıldırım Genç'i aday gösterdi. Diğer gruplar ise aday çıkarmadı.
Oylamanın seyri, işin özünü anlatıyor. İlk iki turda da Gülşah Yıldırım Genç 47 oy aldı. Her iki turda 24 oy boş kullanılırken 2 oy geçersiz sayıldı. Salt çoğunluğun arandığı üçüncü turda da 47 oy alan Genç, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili seçildi. Bu turda 25 oy boş kullanılırken bir oy geçersiz sayıldı.
Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı var: Seçimin sonucu, sandıktan çıkan aritmetikten çok, sandığa yaklaşım biçimiyle ilgili. Cumhur İttifakı'nı oluşturan AK Parti ve MHP gruplarının aday çıkarmaması, seçilmiş bir başkanın yokluğunda belediyeyi kilitlemek yerine kurumu çalıştırma yönünde bir tercih olarak okunabilir. Genç'in kendisi de bu tutumu, seçim sonrası açıklamasında "demokratik olgunluk" çerçevesinde değerlendirdi. Bu değerlendirmeyi bir yorum olarak not etmek gerekir; zira bir siyasi tavrın arkasındaki niyeti yalnızca o tavrın kendisinden okumak her zaman sağlıklı değildir.
Gülşah Yıldırım Genç, seçimin ardından yaptığı açıklamada üstlendiği görevin sorumluluğuna dikkat çekti. Mersin halkının iradesini ve Vahap Seçer'in kentte oluşturduğu yönetim anlayışını temsil etmenin önemli bir sorumluluk olduğunu ifade etti. “BU GÖREVİ BİR EMANET OLARAK GÖRÜYORUM”
Başkan vekilliği görevini üstlenen bir kadın olarak eşitlik ve demokrasi anlayışının önemine değinen Genç, bu görevi bir emanet olarak değerlendirdiğini belirtti. Görev süresinin mümkün olduğunca kısa olmasını temenni ettiğini ve ilk fırsatta emaneti Vahap Seçer'e teslim etmek istediğini dile getirdi.
Burada hukuki bir gerçeği de net biçimde ayırmak gerekiyor. Vahap Seçer hakkında yürütülen soruşturma kapsamında yöneltilen suçlamalar var; bunlar basına yansıdığı kadarıyla "resmi belgede sahtecilik", "kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" başlıkları altında toplanıyor. Seçer, 6 Ekim'de çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmış, ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı. Bu suçlamalar bir iddianame değil, bir soruşturmanın henüz tamamlanmamış aşamasıdır. Tutuklama bir tedbirdir; mahkûmiyet değildir. Bu ayrımı her cümlede hatırlamak, sadece hukuka değil, aynı zamanda o kentte yaşayan insanların vicdanına da saygının gereğidir.
Genç, açıklamasında belediyedeki çalışmaların aksamadan yürütülmesinin öncelikleri arasında olduğunu kaydetti. Seçer'in ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda projeleri sürdürmek için çalışacaklarını, meclis üyeleri ve belediyenin binlerce çalışanıyla birlikte hareket edeceklerini belirtti. Vahap Seçer'in özgürlüğüne kavuşarak görevine dönmesi halinde belediye başkanlığı görevini kendisine devretmeyi amaçladığını ifade etti. Başkan vekilliği seçiminde CHP grubunun kendisini aday gösterdiğini, Yeni Parti, DEM Parti ve İYİ Parti'nin de destek verdiğini belirterek teşekkür etti. Seçim sürecinin, Mersin'de Seçer'in öncülüğünde oluşturulduğunu söylediği barış, huzur ve uzlaşı ortamını yansıttığını dile getirdi. “Adaletin tecelli edeceğine inancımız sonsuz”
Bu noktada durup düşünmek gerekiyor. Bir belediyenin başına gelen bu tür bir sarsıntıda iki farklı yol vardır. Birincisi, kurumu rehin almak; meclis çoğunluğunu kullanarak belediyeyi felç etmek, hizmeti durdurmak, kenti cezalandırmak. İkincisi, kurumu çalıştırmak; seçilmiş irade geçici olarak askıya alınmış olsa da belediyenin gündelik işleyişini, çalışanların ekmeğini, kentin hizmetini korumak. Mersin'de bugün tercih edilenin ikinci yol olduğu anlaşılıyor. Bu, siyaseten bir tarafın kazancı değil, kentin kazancıdır.
Ancak iyimserlik ile gerçekçilik arasındaki çizgiyi korumak şart. Başkan vekilliği, geçici bir görevdir; meşruiyetini seçilmiş bir başkanın yokluğundan alır, onun yerini kalıcı olarak doldurmaktan değil. Genç'in "emanet" vurgusu bu yüzden önemli. Bir başkan vekilinin en sağlıklı tutumu, koltuğa alışmak değil, koltuğu bir an önce asıl sahibine teslim etmeye hazır beklemektir. Bu, hem hukuki hem de ahlaki bir duruştur.
Öte yandan, bu tür süreçlerin en çok zorladığı şey, kamuoyunun sabrı ve kurumlara duyulan güvendir. Bir başkanın tutuklanması, soruşturmanın selameti açısından bir gereklilik olabilir; fakat aylarca süren belirsizlik, belediyenin yatırımlarını, personelin motivasyonunu ve kentin genel gidişatını yorar. Bu nedenle yargı sürecinin hızlı, şeffaf ve hukuk devleti ilkelerine uygun biçimde yürütülmesi, sadece sanığın değil, o kentin de hakkıdır.
Mersin'de bugün ortaya çıkan tablo, demokratik kurumların kriz anlarında nasıl davrandığına dair bir örnek olarak kayda geçti. Belediye meclisi, seçilmiş iradesi askıya alınmış bir başkanın yerine, görevi geçici olarak üstlenecek bir isim belirledi. Süreç, basına yansıdığı kadarıyla gerginlik yerine uzlaşı arayışıyla yürütüldü. Bu, ülke siyasetinin genel iklimine dair bir iyimserlik üretmek için yeterli değil; ama bir kentin, kendi kurumlarına sahip çıkma refleksini göstermesi bakımından dikkate değer.
Geriye kalan soru şu: Bu geçici düzen, belediyenin gündelik işleyişini gerçekten aksatmadan sürdürebilecek mi? Gülşah Yıldırım Genç'in görev süresi, söylediği gibi kısa mı olacak, yoksa hukuki süreç uzadıkça belediye, seçilmemiş bir yönetimle mi karşı karşıya kalacak? Bu soruların cevabı, ne meclis kürsüsünde ne de köşe yazılarında verilebilir. Cevap, yargının işleyiş hızında ve siyasetin sorumluluk duygusunda saklı.
Bir kentin yönetimi, bir kişinin kaderine bu kadar bağlı olduğunda, aslında hepimizin kurumlara ne kadar ihtiyaç duyduğu ortaya çıkıyor. Mersin, bugün bu ihtiyacın farkına varmış görünüyor. Umarım bu farkındalık, sadece kriz anlarında değil, normal zamanlarda da geçerli olur.









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.