Selin Yalçın
Selin Yalçın - Toplum

Ankara Abisi Tutuklandı: Kara Para Dosyasında Hangi Sorular Cevapsız Kaldı

Sosyal medyada “Ankara Abisi” lakabıyla tanınan Yasin Oyanık’ın tutuklanması, Türkiye’nin son yıllarda alıştığı bir manzarayı bir kez daha önümüze koydu: Ekranda yardım toplayan, mikrofonu eline alan, kalabalıkları peşinden sürükleyen isimlerin bir kısmı, bir gün para trafiğinin içinde buluyor kendini. Oyanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklama kararı verildi. Suçlamalar ağır: “örgüt kurmak”, “kara para aklama” ve “suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama”.

Bu tabloda dikkat çeken ilk şey, rakamların büyüklüğü. MASAK raporlarına göre, Oyanık’la bağlantılı şirketlerin hesaplarında 860 bin 88 işlem gerçekleştirildiği tespit edildi. Söz konusu işlemlerde toplam 5 milyar 114 milyon 757 bin 833 TL’lik para hareketi bulunduğu belirtildi. Bir başka aktarıma göre ise şahsi banka hesaplarıyla kurulan dernek yapıları üzerinden 2 milyar TL’yi aşan bir yasa dışı finans trafiği yönetildiği iddia edildi. İki farklı rakam, iki farklı kapsam. Burada altını çizmek gerekir ki bunlar henüz iddia ve tespit aşamasında; mahkeme kararına esas olan gerekçe ise mal varlığı değerlerinin meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmaması.

Peki bu dosya neden sadece bir “ünlü tutuklaması” değil? Çünkü mesele, yardım kampanyalarıyla tanınan bir figürün etrafında dönen para akışının niteliğine ilişkin. Basına yansıyan bilgilere göre, hesaplar üzerinden aktarılan devasa kaynağın önemli bir kısmının yurt dışına kaçan illegal yapılara ait olduğu ileri sürülüyor. Bu iddia doğruysa, karşımızda birkaç hesap hareketinden çok daha fazlası var: Kamuoyunun güvenini kazanan bir ismin, o güveni bir finansal kanala dönüştürmesi söz konusu olabilir.

Türkiye’de sosyal medya fenomenliği ile hayırseverlik arasındaki çizgi uzun süredir bulanık. Bir yanda gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşan kampanyalar var; diğer yanda denetimi zayıf, hesap verebilirliği neredeyse hiç olmayan bir bağış ekonomisi. İnsanların duygularıyla harekete geçtiği, şeffaflığın ise çoğu zaman sadece bir story’de kaldığı bir alan burası. Oyanık dosyası, bu alanın ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.

Asıl soru şu: Bu para hareketliliği nasıl bu kadar uzun süre görünmez kaldı? 860 bin işlem, tek bir kişinin ya da dar bir çevrenin gözünden kaçabilecek bir hacim değil. Bankacılık sistemi, dernek denetimleri, MASAK’ın kendi tarama mekanizmaları... Hepsi bir noktada bu tabloyu görmüş olmalı. Görmüşse neden müdahale edilmedi? Edilmediyse, bu ihmali doğuran siyasi ya da bürokratik konfor neydi?

Bir başka kritik nokta da “yardım” kavramının nasıl bir kalkan işlevi gördüğü. Yardım toplayan bir isme yönelik şüphe, kamuoyunda hemen “iyilik yapana vuruyorsunuz” refleksine dönüşebiliyor. Bu refleks, denetimin önündeki en büyük engellerden biri. Oysa yardımın meşruiyeti, tam da hesap verebilirliğiyle ölçülür. Kim, kime, ne kadar verdi; para nereye gitti; kim ne aldı? Bu sorulara net cevap verilemiyorsa, iyi niyet tek başına yeterli olmaz.

Oyanık’ın tutuklanması, tek bir kişinin hikâyesi olarak okunursa eksik kalır. Bu dosya, sosyal medya üzerinden inşa edilen hayırseverlik ekonomisinin denetlenmesi gerektiğini gösteriyor. Aynı zamanda, “kara para” meselesinin artık sadece klasik suç örgütleriyle değil, ekran yüzleriyle, dernek yapılarıyla ve dijital kampanyalarla iç içe geçtiğini ortaya koyuyor.

Elbette hukuk devletinde herkes masumiyet karinesinden yararlanır. Tutuklama bir ceza değil, bir tedbirdir. Ancak bu tedbirin gerekçesi, kamu vicdanını tatmin edecek şekilde açıklanmalı. Aksi hâlde toplum, bir yanda “neden bu kadar geç kalındı” sorusunu, diğer yanda “acaba başka kimler var” şüphesini aynı anda taşır.

Bu ülkede yardım toplayan herkes potansiyel bir suçlu değil. Ama denetlenmeyen her para akışı, potansiyel bir suç alanıdır. Oyanık dosyası, bu gerçeği bir kez daha yüzümüze tutuyor. Soruşturmanın bundan sonraki seyri, sadece bir kişinin akıbetini değil, aynı zamanda bu ülkede bağış ve yardım kültürünün nasıl bir çerçeveye oturacağını da belirleyecek.

Ve belki de en önemlisi: Bu dava, para hareketlerinin büyüklüğü kadar, o paraların kimlerin cebine girdiği ve kimlerin göz yumduğu sorusuyla da anılacak. Çünkü 5 milyar liralık bir hareketliliği tek bir kişinin omuzlarına yıkmak, ne adalete ne de kamu vicdanına yeter.

Toplam 67 defa okunmuştur.

Selin Yalçın diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.