Liverpool Maçı Bir Yana, Asıl Soru Fenerbahçe'nin Aklı Nerede?
Fenerbahçe gündemi öyle bir hızla dönüyor ki, insan hangi habere inanacağını şaşırıyor. Dün akşam saatlerinde İsmail Kartal'la yolların ayrıldığı, milli takım arasına kadar takımın başında Dirk Kuyt'ın olacağı konuşuluyordu. Gece yarısına doğru ise sarı-lacivertli camianın kapısında yeni bir isim belirdi: Emre Belözoğlu. Basına yansıyan bilgilere göre 46 yaşındaki teknik adamla 1,5 yıllık sözleşme imzalanmış. Şimdi herkesin dilinde tek bir soru var: Emre Belözoğlu, Liverpool maçında kulübede olacak mı?
Bu soru elbette önemli. Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool gibi bir devle oynuyorsunuz, kulübede kimin oturacağı, takımın hangi elbiseyle sahaya çıkacağından bile kritik. Ama ben bu soruyu sorarken bir parantez açmak istiyorum: Asıl mesele evrakların yetişip yetişmemesi değil, Fenerbahçe'nin bu noktaya nasıl geldiğidir. Çünkü ortada bir teknik direktör değişikliği varsa, bunun sebebi tek bir maç değildir. Sezon başından beri biriken bir yönetim tercihleri zinciridir.
Bakın, haberlere yansıyan süreç şöyle işlemiş: Fenerbahçe önce Portekizli Sergio Conceição ile görüşmüş, hatta prensip anlaşmasına varıldığı iddia edilmiş. Sonra ne oluyorsa oluyor, Conceição'nun sözleşme şartlarında taleplerini değiştirdiği ve maaş beklentisini yükselttiği belirtiliyor. Anlaşma olmuyor. Bunun üzerine rota yerli isme dönüyor ve Emre Belözoğlu ismi öne çıkıyor. Şimdi burada durup düşünmek lazım. Bir teknik direktör adayıyla prensip anlaşmasına varacak kadar ileri gidiyorsunuz, sonra masadan kalkıyorsunuz. Bu, kulübün elinin ne kadar acele olduğunu ve ne kadar hazırlıksız yakalandığını gösterir.
Peki Emre Belözoğlu bu iş için doğru isim mi? Bu soruya tek cümleyle cevap vermek haksızlık olur. Belözoğlu, Fenerbahçe'yi çok iyi bilen bir isim. Futbolcu olarak o camianın en zor günlerini yaşamış, sportif direktörlük yapmış, 2020-2021 sezonunda Erol Bulut'un ayrılığının ardından takımın başına geçmiş ve o dönemdeki 10 lig maçında 7 galibiyet, 2 beraberlik, 1 mağlubiyet almış. Yani karnesi hiç fena değil. Ama dikkat edin, o dönem bir geçiş dönemiydi. Şimdi ise Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool maçı kapıda ve takımın üzerinde ciddi bir baskı var.
İşte tam bu noktada Belözoğlu'nun Beşiktaş maçı sonrası yaptığı açıklamalar kritik hale geliyor. Kendisi o dönemde, "Fenerbahçe'de o göreve talip olunmaz, o göreve layık görülünür" demişti. Bu sözler, aslında bir teknik direktörün değil, bir kulüp insanının sözleri. Şimdi aynı isim, kulübün zor zamanında göreve çağrılıyor ve basına yansıyan ilk açıklamasında "Ben Fenerbahçe ile para ve sözleşme şartı konuşmam. Kulübün bu zor zamanında elimizi taşın altına koyacağız" diyor. Bu söylem güzel, camiaya yakışan bir söylem. Ama futbol romantizmle dönmüyor. Siz bugün "para konuşmam" dersiniz, yarın takım üst üste kaybettiğinde ilk sorgulanan siz olursunuz.
Gelelim Liverpool maçındaki kulübe meselesine. Basına yansıyan bilgilere göre Belözoğlu, evrakların yetişmesi halinde takımın başında sahaya çıkacak. Yani ortada henüz kesinleşmiş bir durum yok. Bu belirsizlik bile Fenerbahçe'nin ne kadar büyük bir kaosun içinde olduğunu gösteriyor. Şampiyonlar Ligi maçına çıkacaksınız ve teknik direktörünüzün kulübede olup olmayacağı maç gününe kadar netleşmeyecek. Bu tabloyu bir düşünün. Rakip Liverpool, siz ise evrak peşinde koşuyorsunuz. Bu, sahada değil masada kaybedilen bir hazırlık sürecinin fotoğrafıdır.
Bir de işin PFDK boyutu var. Belözoğlu'nun Beşiktaş maçı sonrasındaki açıklamaları nedeniyle tedbirsiz olarak PFDK'ye sevk edildiği belirtiliyor. Yani yeni hocanız, daha imza aşamasında disiplin kurulunun gündeminde. Bu detay kulağa küçük gelebilir ama yönetim açısından bakıldığında hiç de öyle değil. Bir teknik direktörün sadece saha içi performansı değil, saha dışı söylemleri de kulübün gündemini belirler. Fenerbahçe gibi her hareketin mercek altında olduğu bir kulüpte, teknik direktörün ağzından çıkan her cümle bir gün sonra manşet olur.
Şimdi gelelim asıl can alıcı noktaya. Fenerbahçe yönetimi, İsmail Kartal'la yolları ayırdıktan sonra neden bu kadar uzun süre bekledi? Conceição ile görüşüp anlaşamadıysanız, plan B'niz hazır olmalıydı. Ama görünen o ki plan B, plan A'nın çökmesiyle birlikte masaya kondu. Bu, kulüp yönetiminin teknik direktör seçiminde ne kadar reaktif davrandığını gösteriyor. Proaktif bir yönetim, sezon başında alternatif listesini hazır tutar. Siz ise Liverpool maçı öncesi "acaba evraklar yetişir mi" diye düşünüyorsunuz.
Emre Belözoğlu'nun bu göreve gelmesini sadece bir teknik direktör değişikliği olarak görmek yanlış olur. Bu aynı zamanda bir yönetim tercihinin ilanıdır. Yabancı bir teknik direktörle anlaşamayınca yerli isme dönmek, elbette bir tercihtir. Ama bu tercihin arkasında ne var? Mali mi, sportif mi, yoksa tamamen konjonktürel mi? Basına yansıyan bilgilere göre Conceição'nun maaş beklentisini yükseltmesi anlaşmayı bozmuş. Yani işin içinde ciddi bir mali boyut var. Fenerbahçe'nin mali yapısı zaten yıllardır tartışılıyor. Şimdi bir de teknik direktör maaşları üzerinden yeni bir denklem kuruluyor.
Peki Belözoğlu ne yapmalı? Öncelikle kendisini kurtarıcı ilan etmemeli. Fenerbahçe'nin sorunları tek bir teknik direktörle çözülecek kadar basit değil. Kadro yapısı, transfer politikası, altyapıdan oyuncu çıkışı, mali disiplin... Bunların hepsi birbirine bağlı. Belözoğlu'nun ilk işi, takımın kimyasını bozmadan kısa vadede sonuç almak olacak. Liverpool maçı bu anlamda bir sınav değil, bir vitrin. Kaybetseniz bile nasıl kaybettiğiniz önemli olacak. Ama unutmayın, Fenerbahçe camiası sabırlı değildir. İki maç üst üste kaybedince "zaten geçiş dönemi hocasıydı" diyenler çıkacaktır.
Benim asıl merak ettiğim şu: Belözoğlu, Kasımpaşa'da oynattığı futbolla mı Fenerbahçe'ye geldi, yoksa Fenerbahçe'nin acil ihtiyacına cevap verdiği için mi? Bu sorunun cevabı, onun ne kadar süre kalacağını belirleyecek. Eğer sadece acil ihtiyaçsa, sezon sonunda yeni bir arayış başlar. Eğer gerçekten bir projeyse, o zaman sabır gösterilmesi gerekir. Ama Fenerbahçe'de sabır kelimesi genellikle sadece sözlükte kalır.
Son olarak şunu söyleyeyim: Liverpool maçında kulübede kimin oturacağı elbette önemli. Ama bundan daha önemlisi, Fenerbahçe'nin bu maçtan sonra ne yapacağıdır. Evraklar yetişir, Belözoğlu sahaya çıkar, belki güzel bir sonuç alınır. Ama sorunlar çözülmez. Çünkü sorun, teknik direktörün kim olduğu değil; kulübün karar alma mekanizmasının nasıl çalıştığıdır. Bugün Conceição ile anlaşamayıp yarın başka bir isimle görüşen bir yönetim, yarın öbür gün aynı senaryoyu tekrar yaşar. Fenerbahçe taraftarı bunu çok iyi biliyor. Ve inanın, onlar artık sadece skora değil, kulübün geleceğine bakıyor.
Emre Belözoğlu'na gelince... O, Fenerbahçe'nin en zor günlerinde "elimizi taşın altına koyacağız" diyen bir isim. Bu sözüne sadık kalırsa, zaten kaybetmez. Ama futbol, sadece sözle değil, icraatla yazılıyor. Liverpool maçı, onun için bir başlangıç olacak. Umarım evraklar yetişir de, en azından kulübede kimin olduğunu tartışmayız. Çünkü bu takımın artık saha içine odaklanmaya ihtiyacı var. Gerisi, zaten bir şekilde gelir.
Cem Arıkan diğer yazıları:
- Yayın ihalesi başladı da asıl soru şu: Bu para kime, nasıl dağıtılacak?
- Liverpool Maçı Bir Yana, Asıl Soru Fenerbahçe'nin Aklı Nerede?
- Maratonda Rekor Kırıldı Ama Asıl Soru Hâlâ Aynı: Biz Neredeyiz?
- Hakem listesi açıklandı: Derbi haftasında asıl sınav kulüplerin sabrında
- Arsenal'i deviren şey Fleetwood değil, kendi rotasyon tercihiydi









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.