Selin Yalçın
Selin Yalçın - Toplum

İsrail'de Seçim Öncesi Güvenlik Alarmı: Tehdit mi, Hamle mi?

Seçime bir ay kala ortaya atılan bir güvenlik tehdidi, İsrail siyasetinin en hassas damarına dokunuyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ülkeye yönelik bir saldırı hazırlığı bulunduğunu öne sürmesi, beraberinde hem güvenlik gündemini hem de siyasi tartışmayı aynı anda hareketlendirdi. Ortada henüz doğrulanmış bir saldırı bilgisi yok; ancak tehdidin kim tarafından gelebileceğine dair bir ayrıntı da paylaşılmış değil. Bu belirsizlik, açıklamanın kendisini en az içeriği kadar tartışmalı hale getiriyor.

Netanyahu'nun sözleri, 27 Ekim'de yapılması planlanan genel seçimlerin hemen öncesine denk geliyor. İsrail basınından Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Başbakan, bugün savunma ve güvenlik kurumlarının üst düzey yöneticileriyle bir toplantı gerçekleştirecek. Görüşmede hem söz konusu saldırı tehdidine ilişkin değerlendirmelerin hem de seçim sürecinin güvenliği için alınabilecek önlemlerin ele alınması bekleniyor. Yani masada iki dosya var: dışarıdan gelebilecek bir saldırı ihtimali ve seçimin kesintisiz tamamlanması meselesi.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, açıklamanın bir iddia olarak kalması. Netanyahu "saldırı için işaretler var" diyor; fakat bu işaretlerin ne olduğunu, hangi kaynağa dayandığını ya da hangi aktörü işaret ettiğini kamuoyuyla paylaşmıyor. Güvenlik konularında bilginin sınırlı tutulması olağan karşılanabilir. Ancak seçim takviminin tam ortasında, üstelik muhalefetin bilgilendirilmediği bir zeminde yapılan böyle bir açıklama, ister istemez siyasi bir okumayı da beraberinde getiriyor.

Muhalefetin tepkisi de tam olarak bu noktada düğümleniyor. Ana muhalefet lideri Yair Lapid, Netanyahu'nun açıklamasının ardından Başbakan'dan acil bir güvenlik bilgilendirmesi talep etti. Lapid'in istediği şey aslında basit: Tehdit gerçek mi, değil mi? Gerçekten bir risk varsa, seçimlerin kesintiye uğramaması için gerekli hazırlıkların şimdiden yapılması gerekiyor. Bu talep, güvenlik meselesini siyasetin dışına çıkarma çabası olarak da okunabilir; ancak aynı zamanda hükümetin elindeki bilgiyi muhalefetle paylaşmadığı yönündeki bir eleştiriyi de içeriyor.

Başbakanlık Ofisi'nin yanıtı ise süreci bir protokol meselesine indirgedi. Açıklamaya göre Netanyahu, muhalefet lideriyle düzenli olarak güvenlik bilgilendirme toplantıları yapıyor ve son görüşme 14 Eylül'de gerçekleşmiş. Ofis ayrıca Netanyahu'nun askeri sekreterine, Lapid'i son gelişmeler hakkında bilgilendirmesi yönünde talimat verdiğini duyurdu. Bu, hükümetin "bilgilendirme yapılıyor" savunması. Ancak Lapid cephesinden gelen yanıt, bu savunmayı kabul etmiyor: Muhalefet lideri yalnızca askeri sekreter üzerinden bilgilendirilmek istemediğini belirterek Netanyahu ile doğrudan görüşme talebinde bulundu. Güncel İsrail basınına göre ikilinin bugün ilerleyen saatlerde bir araya gelmesi planlanıyor.

Buradaki asıl mesele, bir güvenlik brifinginin kiminle, hangi düzeyde ve hangi kanaldan yapılacağı değil; seçim öncesi bir tehdit iddiasının siyasi rekabetin malzemesi haline gelip gelmeyeceği. Lapid, Başbakan'ın kamuoyuna seçimleri etkileyebilecek bir tehditten söz etmesi nedeniyle konunun daha kapsamlı ele alınması gerektiğini savunuyor. Önerisi somut: Böyle bir risk varsa, Başbakan, Şin-Bet Direktörü, Merkez Seçim Komitesi Başkanı ve kendisinin katılacağı bir toplantı düzenlenmeli. Bu öneri, tehdidin gerçekliğini sorgulamaktan çok, karar alma sürecine muhalefetin de dahil edilmesini amaçlıyor.

Muhalefet cephesindeki tek ses Lapid değil. Gadi Eisenkot'un Yashar partisinden de Netanyahu'ya Lapid'i bilgilendirmesi yönünde bir çağrı geldi. Partinin vurgusu daha da net: Açıklanan güvenlik tehdidinin gerçek olup olmadığı ve bunun seçim sürecini etkileyebilecek siyasi bir hamleye dönüşüp dönüşmeyeceği açıklığa kavuşturulmalı. Bu ifade, İsrail siyasetinde sıkça dile getirilen bir endişeyi yansıtıyor: Güvenlik dilinin, seçim kazanmak için araçsallaştırılması.

İsrail'de güvenlik, hiçbir dönemde yalnızca teknik bir konu olmadı. Seçim dönemlerinde ise güvenlik algısı, doğrudan sandığa yansıyan bir değişken haline geliyor. Bir başbakanın "dış tehdit var" demesi, kamuoyunda iki farklı etki yaratabilir: Ya "liderimize güvenelim" refleksi güçlenir ya da "seçim öncesi korku siyaseti mi yapılıyor" sorusu öne çıkar. Netanyahu'nun açıklamasının hangi yöne evrileceği, büyük ölçüde önümüzdeki günlerde paylaşılacak bilginin niteliğine bağlı. Eğer tehdit somutlaşırsa, muhalefetin "seçim güvenliği" çağrısı haklı bir zemine oturur. Aksi halde, açıklamanın siyasi bir manevra olduğu yönündeki iddialar güç kazanır.

Dikkat çeken bir diğer unsur, tehdidin kaynağına dair hiçbir ayrıntının verilmemesi. Netanyahu, saldırının kim tarafından gerçekleştirilebileceği konusunda bilgi paylaşmadı. Bu sessizlik, güvenlik bürokrasisi içindeki değerlendirmelerin henüz olgunlaşmadığına işaret edebileceği gibi, siyasi bir belirsizlikten beslenen bir iletişim stratejisinin parçası da olabilir. Her iki durumda da ortada kamuoyunun doğrulayamayacağı bir iddia var. Seçim öncesi dönemde bu tür iddiaların denetlenmesi ise neredeyse imkânsız.

Bugün yapılacak güvenlik toplantısı ve Netanyahu ile Lapid arasında planlanan görüşme, belirsizliğin bir kısmını giderebilir. Ancak asıl sınav, paylaşılacak bilginin şeffaflığında. Muhalefetin talebi, tehdidin varlığını ya da yokluğunu kanıtlamaktan çok, seçim sürecinin güvenliğinin siyaset üstü bir zeminde ele alınması. İsrail gibi güvenlik gündeminin hiç dinmediği bir ülkede, böyle bir talebin karşılanması hem demokratik teamüller hem de seçim meşruiyeti açısından kritik.

İsrail seçmeni, 27 Ekim'de sadece partiler arasında tercih yapmayacak. Aynı zamanda, seçim öncesi ortaya atılan bu tehdit iddiasının nasıl yönetildiğini de değerlendirecek. Güvenlik, sandıkta her zaman belirleyici oldu; ama güvenliğin siyasi bir araca dönüşüp dönüşmediği sorusu, bu seçimin en kritik başlıklarından biri olmaya aday. Netanyahu'nun kurmaylarını toplaması, tehdidin ciddiyetini gösteriyor olabilir. Ya da tam tersine, seçim öncesi bir belirsizliğin yönetilme biçimini. Bunu ayırt edecek olan, önümüzdeki günlerde açıklanacak somut bilgiler ve muhalefetin ne kadar ciddiye alındığı olacak.

Toplam 43 defa okunmuştur.

Selin Yalçın diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.