Pamir Şen
Pamir Şen - Yazar

Ulubatlı Hasan’ın ikili yaşamı

Ulubatlı Hasan’la tanışmam Fetih 1453 filmiyle oldu. O zamanlar savaş filmlerine fevkalade meraklıydım ve Brad Pitt’in Aşil’i oynadığı Truva’yı neredeyse her gün seyrediyordum. İlaveten Gladyatör, Cennetin Krallığı, Cesur Yürek gibi epik yapımları keşfediyordum. Bugünkü gibi snop bir sinesever de değildim. Hangi filmin daha iyi olduğunu anlamak için hikaye ve sinematografileri didik didik etmiyor, keyif alıp geçiyordum. Fetih 1453 de bu bakımdan tatmin edici gelmişti. Neticede savaş, kahramanlık, dramatik müzik ve sonunda gelen zafer vardı. Kahramanları film karakteri olarak görüyor, inançsızlığımı askıya alıyordum. Hakiki tarihte ne olduğuyla kıyaslamak gibi adetlerim yoktu. “Ecdadım!” diye gururlanacak bir hamasetim de yoktu. Filmi beğenmiştim o kadar.

Bu filmde Ulubatlı Hasan, Sultan Mehmet’in kılıç hocası ve usta askerlerinin başında olan, casusluk da yapan, kaslı ve on parmağında on marifet bir fedai idi. Sadece surlara bayrağı dikerken şehit düşmüyor, fethin adeta gizli kahramanı rolünü de oynuyordu. Ayrıca kendisine bir aşk hikayesi yakıştırılmıştı. Topçu Urban’ın üvey kızıyla aşk yaşıyor, hikayenin sonunda onu hamile bıraktığı anlaşılıyordu. Belki de İbrahim Çelikkol, bizzat o çocuğun soyundan geliyordur ve Çelikkol soyadı, Urban’ın toplarında kullandığı çeliğe atıf yapıyordur. Kim bilir?

Aradan yıllar geçti ve bu sefer, 1951 yapımı İstanbul’un Fethi’ni izledim. Bu film görsel olarak arkaik, hikaye olarak ise daha kompakt ve görece az hamasi olmak bir yana, Holivut özentiliğinden ziyade acemi bir milli sinemanın, ülkenin tarihinden kritik bir dönemi imkanlar dahilinde anma ve yüceltme çabasının ürünüydü. Elbette Ulubatlı Hasan burada da vardı. Ama bu sefer genç bir yeniçeriydi ve Hızır Bey isimli akıncı reisinin başında olduğu bir casus heyetinin (üç silahşörler) en çömez azası olarak, Bizans şehrine girerek surlara dair bilgi topluyor, sonunda yine surlara bayrak dikerken can veriyordu.

Böylelikle elimizde iki Ulubatlı Hasan olmuştu. İlki bir süper kahraman, ikincisi tarihin yaşarken köşesinde ama öldükten sonra baş köşesinde oturan birisiydi. Peki gerçekten Ulubatlı Hasan diye birisi var mıydı? Muhtemelen hayır. Ama tarih sadece yaşanmış olanla sınırlı değildir. Mitleri, efsaneleri de içerir. Dahası hem yaşanmış olan, hem de insanların kolektif tahayyülünün ürünü olan olaylar, yeni ihtimallere, yeni hayallere kapı aralar. Benim için bu kapıyı aralayacak olan, Kieslowski’nin Veronika’nın ikili yaşamı filmi oldu.

Bu filmi hayal meyal hatırlıyorum. Ama özetle hikaye, biri Leh, biri Fransız olan, aynı aktris yani Irène Jacob tarafından oynanan iki kadının hikayesini anlatıyordu. Leh olan Veronika filmin ortasında ölüyordu ve hikaye, Fransız Veronique ile devam ediyordu. İki kadın adeta, aynı dünyada ayrı yerlerde, mamafih tek bir ruhu paylaşıyordu. Yani bir reenkarnasyon değil, koenkarnasyon hikayesiyle karşı karşıyaydık.

Ulubatlı Hasan ise, aynı hikayenin iki ayrı versiyonunda iki farklı rol oynayan bir kişi olarak, iki aleme bölünmüş bir ruh olarak beliriyor. Her iki alemde de Osmanlı ordusu Bizans’ı kuşatıp alıyor. Her ikisinde de Hasan, surların tepesinde elinde şanlı İslam sancağıyla Hakk’a yürüyor. Ama farklı hayatlar yaşıyor. İki Hasan’ın paylaştıkları tek şey, bugün sade adıyla olan gül gibi: Ulubatlı Hasan.

Yine efsaneye göre Sultan Mehmet, Hasan’ın naaşını alnından öper ve “Eğer sultan olmasaydım, Ulubatlı Hasan olmak isterdim.” der. Bu sahne iki filmde de yoktur. Ama iki filmin evreninde de farklı şekillerde cereyan ettiklerini tahayyül edebiliriz. Sami Ayanoğlu’nun Fatih’i, muhtemelen bu genç yeniçeriye acır ve kahramanlığını takdir eder. Oysa Devrim Evin’in Fatih’i dostunu, en yakın silah arkadaşını ve hocasını kaybetmenin derin hüznü içindedir. Kostantiniye artık onundur. Ama bu uğurda bir Hasan kaybetmiştir.

Toplam 1445 defa okunmuştur.

Pamir Şen diğer yazıları:

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.