Ece Boydak
Ece Boydak - Gezgin

Edinburgh’a gitmek için en iyi 10 sebep: Tarih, doğa ve Harry Potter’ın büyülü dünyası

Edinburgh, büyülü atmosferiyle ilk adım attığınız anda sizi içine çeken şehirlerden.
Tarihi seviyorsanız, doğaya meraklıysanız, Harry Potter’ın büyülü dünyasıyla bağ kuruyorsanız, gayda ezgileri size iyi geliyorsa ya da iyi bir viskiyle mutlu oluyorsanız…
Ya da benim gibi “yukarıdakilerin hepsi” diyorsanız Edinburgh tam size göre!

Gitmeden Bilmeniz Gerekenler (Önce Uyarılar!)

  • Şehir çok dik. Bol yokuş, merdiven ve engebeli yollar var. Hareket kısıtlılığı olanlar, bebek arabası taşıyanlar için zorlayıcı olabilir.

  • Rüzgar meşhur. Yağmuru da öyle… Ama sakın şemsiye almayın! Şehir sokakları kırılmış şemsiyelerle dolu. En iyisi rüzgar geçirmeyen bir bere ve su geçirmez kapüşonlu bir mont.

  • Şehir yüzölçümü olarak İstanbul’un Beykoz ilçesi kadar ve görülecek yerler birbirine yakın. Yürümek keyifli, ama su geçirmez ve rahat bir ayakkabıyla! Hele Arthur’s Seat’e tırmanacaksanız, mutlaka outdoor tabanlı bir ayakkabı tercih edin.

 Edinburgh’da Kesin Yapmanız Gerekenler

1. Royal Mile’da Dolaşın

Şehrin kalbi. Sokak sanatçıları, butik dükkanlar ve atmosfer başlı başına bir deneyim. 

 


 

2. Victoria Street ve Harry Potter Dünyası

J.K. Rowling’in esin kaynağı olan pek çok mekan burada. Harry’nin Hogwarts alışverişini yaptığı Diagon Alley’e ilham veren bu renkli sokak, atmosferiyle bile sizi romanların içine çekiyor. Sokağın en popüler noktalarından biri ise Museum of Context. Kat kat gezebileceğiniz bu mağazada Harry Potter evreninde geçen her türlü obje karşınıza çıkıyor: asalar, iksir şişeleri, büyü kitapları, şapkalar, atkılar… Hatta bazı köşelerde minik sürprizlerle karşılaşmanız da mümkün. Harry Potter hayranıysanız Victoria Street’i ve bu mağazayı es geçmeniz imkansız. 

 

A street with buildings and people walking AI-generated content may be incorrect.

3. Greyfriars Kirkyard

Harry Potter’daki pek çok karakterin isimlerinin ilhamı, Edinburgh’un en ünlü mezarlıklarından biri olan Greyfriars Kirkyard’dan geliyor. Rowling, şehirde yürürken gördüğü gerçek İskoç soyadlarını karakterlerine taşımış. Bu yüzden mezarlıkta Tom Riddle, McGonagall veya Moodie gibi tanıdık isimlerle karşılaşmak mümkün.

En çok ilgi gören mezar taşı ise, elbette, Tom Riddle…
Eğer Rowling kadar yaratıcıysanız, bir mezar taşı bile yepyeni bir dünyanın kapısını aralayabilir.

 

Bu arada küçük bir dipnot: Rowling, milyarder olan ilk yazar olarak tarihe geçti; tabii bu servetin içinde yalnızca kitap satışları değil, yarattığı evrenin filme, ürünlere, tema parklarına ve daha nice alana yansıması da var.

Bir de dipnotun dipnotu:
Eğer yolunuz Londra’ya düşerse, Warner Bros. Studio Tour’u mutlaka deneyimleyin. Edinburgh’da yazarın nerelerden ilham aldığını görüyorsunuz; Warner Bros.’ta ise bu ilhamın nasıl muazzam bir emek ve yaratıcılıkla sinemaya dönüştüğüne tanık oluyorsunuz.
Biri büyünün doğduğu yer, diğeri büyünün gerçeğe dönüştüğü yer gibi…

4. The Elephant House

J.K. Rowling’in romanı bizzat yazdığı kafe. Bu kafede yorgunluk atıp, yine Harry Potter’da geçen lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. Biz tabii ki butter beer içtik, şaşırtıcı şekilde lezzetliydi! Karamelli gazoz gibi ama aşırı şekerli değil.

 

5. George Heriot’s School

Hogwarts’a ilham veren ihtişamlı okul, hemen yakınlarda.

6. Edinburgh Kalesi

The Vennel Viewpoint’ten fotoğrafı harika.

Kaleye girecekseniz biletinizi mutlaka önceden alın.

A castle on a hill AI-generated content may be incorrect.

7. Arthur’s Seat Tırmanışı

Şehri ve Kuzey Denizi tepeden görmek istiyorsanız 1 saatlik bir tırmanış yapmanız gerek.
Sonbahar–kış aylarında sabah başlamanız çok daha iyi.
Farklı zorluk seviyelerini gösteren rotalar için hiking uygulamalarına göz atın.
Yanınıza su, atıştırmalık ve uygun kıyafet almayı unutmayın!

 

8. Christmas Market (Eğer denk gelirseniz)

Scott Anıtı’nın yanındaki dönen salıncakla 80 metreden şehre kuşbakışı bakmak…
Sanki quidditch maçına çıkmışsınız gib bir his!

A crowd of people in front of a ferris wheel AI-generated content may be incorrect.

9. National Museum of Scotland

Hem mimarisi hem de ücretsiz oluşuyla mutlaka ziyaret edilmeli.
İskoç kültürü, doğa tarihi, bilim bölümleri ve interaktif alanlar özellikle çocuklar ve gençler için çok eğlenceli ve öğretici.
Dinozor iskeletleri, uzay teknolojisi, moda tarihi… Hepsini tek çatı altında bulmak mümkün.

 

 

10. The Scotch Whisky Experience

Sadece bu deneyim için bile Edinburgh’a gidilir.
Daha önce birçok tadım etkinliğine katılmış biri olarak söyleyebilirim ki beklentilerimin çok ötesindeydi.

Hikaye anlatımı, fiziksel-dijital tasarım, koku-tat-görsel “harmanı”… Ayrı bir yazıyı kesinlikle hak ediyor.

Arpa tarlalarından meşe fıçılara uzanan yolculuğu adeta yaşıyorsunuz.
Üstelik İskoçya’nın en büyük viski koleksiyonu burada.
Biletinizi mutlaka önceden alın.

 


 

Edinburgh’da Ne Yenir?

Makars Mash Bar

Farklı et seçeneklerini farklı aromalı patates püreleriyle eşleştirip kendi tabağınızı yaratıyorsunuz.
Dana ve ördek seçtik, ikisi de harikaydı.
Üzerine İskoç usulü “kaymaklı ekmek kadayıfı” diyebileceğim Sticky Toffee Pudding tatlıları mükemmeldi.
Açık ara en iyi akşam yemeğimizdi.

 

A piece of cake with ice cream on top AI-generated content may be incorrect.

 

Rustom

Hint mutfağı seviyorsanız mutlaka gidin.
“Medium hot” denilen acılık bizim için “çok acı” olabilir, dikkat!
Butter chicken, medium hot kuzulu yemek, lemon rice ve sarımsaklı naan… Hepsi çok başarılıydı.

 

Mussel Inn

Midyeye güven sorunu yaşayan bizler için bulunmaz nimet.
Taze oysterlar ve soslu sıcak midye çeşitleri çok başarılı.


 

Hard Rock Cafe Edinburgh

Planımızda Wings’e gidip kanat yemek vardı ama kapısına kadar gidip, dönmek zorunda kaldık, kapalıymış… Siz siz olun, rezervasyonsuz gideceğiniz mekanlara önden mutlaka bakın, açık mı kapalı mı… E canımız bir kere kanat çekti, biz de risk almak istemedik ve kendimizi Hard Rock Cafe’ye attık. Tavuk kanatları her zamanki gibi başarılıydı.

 

 

Edinburgh Bar Önerileri

Hey Palu

İtalyan tarzı bir kokteyl bar.
Flight Negroni üçlemesi olağanüstüydü: Beyaz çilekli, klasik ve kahveli.
Ambiyans ve müzikler de çok başarılı.

 

Cold Town House

Sports pub sevenler için birebir.
IPA çeşitleri çok iyi, biralar buz gibi.
Soğuk bira seviyorsanız burası cennet.

 

Wee Vault

Edinburgh’un ekşi bira sahnesinde öne çıkan Vault City Brewing, meyveli ve wild-fermented sour biralara odaklanan yenilikçi bir mikro-bira üreticisi. Şehir merkezindeki Wee Vault, Vault City’nin taproom ve bottleshop’u olarak, ziyaretçilere bu özel biraları tadıp satın alma imkanı sunuyor. “Küçük mahzen” anlamındaki ismi gibi küçük ama içeride ekşi bira cenneti var.

Biz üç farklı sour denedik: Iced Caramel Brown Sugar Apple (favorim), Orange Chocolate Crunch ve Lime & Melon. Burası Kopenhag’daki WarPigs’i andırıyor ama buradaki biralar daha opak.


 

Bonus: Gitmeden Önce İzleyin

Edinburgh’a gitmeden önce bu dizi/filmleri izleyerek hem şehri/kültürü hem İskoç aksanını hissedebilirsiniz:

  • Frankenstein (Netflix, 2025): Edinburgh merkezli gotik bir bilim kurgu/drama.

  • Outlander (Netflix, 2014): 18. yüzyıl İskoçya’sında geçen zaman yolculuğu temalı tarihi drama.

  • Braveheart (1995): William Wallace’ın özgürlük mücadelesini anlatan epik film.

  • Mary Queen of Scots (Netflix, 2018): İskoç Kraliçesi Mary Stuart’ın çalkantılı yaşamı.

  • Brave (Disney, 2012): İskoç mitolojisinden beslenen cesaret temalı bir animasyon.

  • Ve tabii ki Edinburgh’tan ilham alan Harry Potter!

Toplam 1553 defa okunmuştur.

Ece Boydak diğer yazıları:

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.