Üç soygun filmi
Soygun filmleri oldum olası ilgimi çekmiştir. Belki de soygun, bilhassa fakirler zenginleri soyuyorsa, her daim toplum vicdanının kabul etmeye hazır olduğu bir suç olduğu içindir. İdeal bir soygunda amaç, masumlardan almamak ve onları ürkütmemektir. Onun için silahlı soygunların faillerinin mazur görülmesi zordur. Çünkü kendi halinde, bankadan para çekmeye veya kuyumcudan mücevher bakmaya gelmiş insanların yüreğini ağzına getirirler, onlara ölüm korkusu yaşatırlar.
Öyle marazî soyguncuların hikâyesini anlatan Büyük Hesaplaşma (1995) gibi daha karanlık filmler de vardır elbet ama ben bu yazıda “iyi” soyguncuların, yani herkes uyurken sessizce çal(ış)anların hikâyelerini anlatan üç filmden bahsedeceğim:
Ocean’s Eleven (Soyguncular, 1960)
Steven Soderbergh’in yönettiği ve George Clooney, Brad Pitt ve Julia Roberts’ın başrol oynadığı Ocean’s serisinden çok önce, Lewis Milestone’un çektiği ve Rat Pack üyeleri Frank Sinatra, Dean Martin ve Sammy Davis Junior’un başrol oynadığı 1960 yapımı hakiki Ocean’s Eleven çekildi. Bu filmde kahramanlarımız, Las Vegas’taki beş büyük kumarhanenin kasasını bir gecede cebe indirmek için bir plan yapar ve amaçlarına ulaşırlar. Ama tabii ki sonrasında işler pek rast gitmeyecektir.
Topkapı (1964)
Bu filmden daha önce Dersaadet: İstanbul Filmleri isimli videomda bahsetmiştim. Burada da bir grup soyguncu, Topkapı Sarayı’ndan çok kıymetli bir zümrüt hançeri çalmak için bir araya gelir ve kusursuz bir soygun planı yaparlar. Plan mükemmeldir ama Tanrı’nın işine akıl sır ermez ve kendilerine bile ait olmayan bir kusur yüzünden son dakikada yakayı ele verirler. Film Amerikan filmidir. Çekim ekibi sahneleri çekmek için zahmet edip İstanbul’a gelmelerine rağmen nedense Türk polisini Türk olmayan oyuncular oynamaktadır. Kahramanlarımıza “Mahkûmsunuz” diyeceklerine “Mekhkumsunuz!” gibi ucube bir cümle kurarak onları kelepçelerler.
I soliti ignoti (1958)
İtalyan yönetmen Mario Monicelli’nin bu komedisinde de bir grup çulsuz amatör ve profesyonel hırsız, boş bir evin bitişiğindeki kasayı soymak için harekete geçerler ama evde iki yaşlı kadın kalmaktadır. Büyük aktör Vittorio Gassman’ın oynadığı Peppe karakteri, bu yaşlı kadınların genç ve güzel bakıcısını baştan çıkararak evin kapısını arkadaşlarına açar, ama kadınlar evin dekorasyonunu değiştirdiklerinden hırsızlarımız havayı alırlar. Yine de gelmişken evde kalan yiyecekleri mideye indirirler. Polisten kaçarken bir tanesi kazara işçiler arasına karışır ve bir fabrikada işe girer. Çalışmamak için olmadık soygun planları yapan birine daha büyük ceza olabilir mi?
Soygun ve katarsis
Her üç film de, kendilerine “bir akıllı sizsiniz!” denesice soyguncuların iyi planlanmış soygun planlarını anlatır. Yine de seyirci, onlarla empati kurmayı başarır ve hikâyeyi kanun namına çalışan polislerin değil, hırsızların gözünden görür. Heyecan verici işlere girişmeye cüreti olmayan sinema seyircileri için soygun filmleri bir tür katarsistir. Bu sayede kendi içlerindeki yaramaz çocuğu tatmin eder, kanuna bağlı dürüst vatandaş hayatlarına geri dönerler. Kısaca soygun filmleri, insanları suça özendirmek bir yana, içlerindeki soyguncuyu dizginlemek gibi bir kamu hizmeti sunduklarından faydalı bile sayılabilirler.
Ilgili videom için
Pamir Şen | Kültür Hafiyesi. "Yedi tepeli şehir | İstanbul filmleri | Dersaadet 1" YouTube videosu, 11:38. 3 Mayıs 2025. https://youtu.be/rZR6JbZXEj8?si=QwzzxzWpmjLvSMdd.









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.