Pamir Şen
Pamir Şen - Yazar

Büyük Kaçgunlar Locası

Baba II filminin başında çocuk Vito Corleone, 1901 senesinde, kanlısı Don Ciccio’nun gazabından korunmak için akrabaları tarafından bir göçmen gemisiyle Amerika’ya gönderilir. Ellis adasına inişi sinema tarihine geçmiş, olağanüstü güçlü bir dramatik etkiye sahip olmuş bir sahnedir. Burada sadece Vito’yu değil, binlerce İtalyan’ı gemiden ‘büyük umutlarla’ inerken görürüz.

Ne Vito, ne de gemideki binlerce İtalyan yalnızdır. Onun gibi pek çok gemi, aynı dönemde Güney İtalya’dan Amerika’ya göçmen taşıdılar. İtalya’nın adaletsiz toprak sisteminin mağduru olan işsiz çoğunluğun mensupları daha iyi bir hayat umuduyla sadece Amerika’ya değil, Avrupa’nın çeşitli yerlerine göç ettiler. Bazıları Vito gibi mafya şefi oldu. Bazısı servet biriktirip ülkesine döndü, bazısı da fonda Cem Karaca’nın sesiyle işçi kalmaya devam etti.

Göçenler sadece İtalyanlar değildi. Osmanlı imparatorluğunun çok uluslu tebaasından da pek çok kişi, 1860lardan 1910lara kadar geçen sürede talihini aramak için yeni dünyaya yelken açmıştı. Bunlardan biri meşhur yönetmen, Rum asıllı Elia Kazan olup, Amerika’da talihi dönenlerdendi. Birçok önemli filme imza atan Kazan, en başta İhtiras Tramvayı piyesinden uyarladığı filmle bilinir ki bu filmin ileride Don Vito Corleone’nin yaşlı halini oynayacak Marlon Brando’nun parladığı film olması hoş bir tesadüftür.

Sadece Rumlar ve diğer azınlıklar değil, çok sayıda Müslüman da bu göç kafilesine katılmış, bilhassa doğu ve güneydoğu Anadolu binlerce göç vermişti. Bu göçmenler Amerika’ya adaptasyonda zorlandılar. Hatta Washington onların gelişinden memnun olmayıp İkinci Abdülhamit’ten göçü engellemesini talep etti. Padişah tedbir almayı denese de etkili olmadı. Zira bu insanlar aynı İtalya’nın güneyi için geçerli olduğu gibi, kendilerini besleyecek bir hayattan yoksun oldukları için göçüyorlardı. Üstelik birinci dünya harbinin ve kurtuluş savaşının çetin günlerinde Türkiye’ye parasal yardım yapmayı ihmal etmeyecek olan, küçük de olsa bir diyaspora meydana getirmeyi başarmışlardı.

Osmanlı ülkesi onyedinci asırda Celali isyanlarından kaçan halkın farklı yörelere sığınmasına tanık olmuş, tarihçiler bu vakaya büyük kaçgun adını vermişlerdi. Elbette bu, tarihin nice büyük kaçgunundan yalnız biriydi. Ezel Akay’ın muhteşem filminde “biz göçerük” diyen Karagöz’ü andırır şekilde, insanlık tarihi bir yerden öbürüne göçenlerle doludur ve her göç, göçenlerin, göç verenlerin ve göç alanların sosyo-ekonomik ve kültürel vaziyetinin anlaşılması gerekliliğini doğurarak zamanın sosyal bilimcilerinin ve geleceğin tarihçilerinin başını ağrıtır. Bu ağrıyı bugünün dünyası da migren misali çekmektedir.

Baba serisine dönecek olursak, oradaki uyuşturucu taciri Solozzo, Türk lakabıyla anılmaktadır. Ama bunun sebebi Türk olması değil, Türkiye’de haşhaş tarlalarının olması ve karısının Türk olmasıdır. Milliyetçiliği batı Anadolu’nun haşhaş tarlasına yazan Bülent Ecevit, McCarthy soruşturmalarının gazabına uğrayan ve arkadaşlarını sırtından vuran Elia Kazan, Vito Corleone ve Virgil Solozzo karakterlerini yaratan İtalyan göçmeni romancı Mario Puzo, böylece tarih agorasının büyük kaçgunlar locasında karşılaşmış olurlar.

 

Toplam 1572 defa okunmuştur.

Pamir Şen diğer yazıları:

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.