Pamir Şen
Pamir Şen - Yazar

Sosyal medya çölü

Sosyal medya, Heraklit’in “aynı derede iki defa yıkanamazsınız” mottosuna paralel şekilde, bize asla iki defa aynı ortamda bulunamayacağımız bir paralel ortam sunar. Öyle ki vaktiyle görüp beğendiğimiz bir içeriği, ‘doğru yere’ kaydetmediysek, ona yeniden ulaşmak neredeyse olanaksız olduğu gibi, kayıt mekanizması da ekran kaydı yığınlarına dönüşür. Yani hafızamızın ta kendisi kadar güvenilmez bir arşivdir sosyal medyanınki.

Oysa sanat, bilim, din, edebiyat ve insanoğlunun zamanın akışına karşı icat ettiği her türlü malzeme, temelde değişimi dizginlemek, ona karşı kürek çekmek için icat edilmiştir. Trajedi, hayatın önümüze beklenmedik şeyler çıkarma huyuna karşı bir direniştir, zira Ödipus’un, Medea’nın, Hamlet’in ‘hazin’ akıbetlerini bilerek tecrübe ederiz aynı hikayeleri tekrardan.

Bilim yoluyla evreni kurallarla dizginlemeye, kitaplara hapsetmeye çalışırız. Fizik kuralları, biyoloji kuralları, kimyasal tepkimenin kuralları, hep kurallar vardır elimizde. Sosyal bilime ne demeli? Orada da, aynı objektiflik seviyesine ulaşamasak da, toplumu bir nebze de olsa tahmin edilebilir kılmak için kurallar vardır. Bu kurallarla yaşar, onlara güveniriz.

Dine ne demeli, din bize evrenin kurallarını çoktan koymuş, veya hepsine her an hükmetmekte olan Tanrı’ya ‘teslim olarak’ rahatlama imkanı verir. Belki her şey değişir ama Allah, Musa’ya dediği gibi “kendisi olandır, asla değişmeyecek olandır.” O’nun değişmezliği, Heraklit’in değişimi misali, bir mihenk, bir referans noktasıdır, orijin çizgisidir, kutup yıldızıdır.

Bir film izlemek de buna benzer. Kamera, dizginlenemez olanı, zamanı hapseder, onu sabit kılar. Az sonra ne olacağını biliyoruz. Geçen sefer ne olduysa aynısı olacak. Bir şeyin farklı olduğunu hissediyorsak, kabahati hafızamızda arayabiliriz. Bizi yanıltan odur, izlediğimiz filmin aynı film olduğu sabittir. Sabit, yani müspet, yani pozitif.

Reklamlar ve tüketim kültürü bile bize aynı huzuru ve güveni vaat eder. Ne zaman terleyeceğimizi bilemeyiz. O yüzden Rexona vardır, bizi asla yarı yolda bırakmaz. Nazlı Gürbüz gittiğinde kekin yine kekstra olacağına güvenebilir. En sevdiğiniz restoranın en sevdiğiniz yemeğinin aşçısı değişmediği sürece aynı lezzeti sunacağına güvenebilirsiniz. Belki sonsuza kadar değil, ama tatmin edecek kadar uzun bir süre.

Sosyal medya ise, hayatın en tahammül edilemez yanını, değişkenliği, tahmin edilemezliği taklit eder. Tamamen şimdinin içine hapsolmuşuzdur kaydırırken, önümüze ne çıkacağını bilemeyiz. Bugün olan yarın yoktur, yarın olacak olan bugün ufukta görünmemektedir. İnsanlar bizi kandırmakta, olmadıkları yerlerdeymiş gibi davranmaktadır, veya belki gerçekten oradadırlar. Bir kurmaca eser izlerken sahip olduğumuz, onun bizi kandırdığını baştan itiraf etmesinin verdiği güven duygusundan mahrumuzdur. Gerçek hayatta sınırlı sayıda insanla, ahlaki kurallar çerçevesinde ve ödül-ceza sistemiyle kurabildiğimiz, kırılgan da olsa mevcut olan güven ilişkisi de burada yoktur. Kimsenin kimseye verecek hesabı yoktur.

Gerçek hayatın en çekilmez, en güvensiz yanlarını taklit eden, bizi yedi ölümcül günahın hepsiyle aynı anda dolduran, sonunda katarsis vaat etmeyen bu alemde fazla dolanmanın, ona teslim olmanın vereceği dayanılmaz acının psikolojimizi bozması değil, bozmaması sürpriz olurdu. Zaten iki defa üst üse yıkanamayacağımız bir deredeyiz, veya daha iyi bir teşbih sunacak olursak, hayat çetin mi çetin bir çöldür. Din (veya her türlü inanç), bilim ve sanat, bu çölün sıcağından, soğuğundan, susuzluğundan ve kum fırtınalarından kendimizi koruyabileceğimiz tahmin edilebilirlik vahalarıdır. Sosyal medyada tatmin aramak, bir çölden diğerine sığınmaya benzer. Yine güneş, yine kum, yine sıcak. Romalı tarihçi Tacitus’un aktardığı gibi, “Yeni bir çöl yaratıyoruz ve adına barış [sosyal medya] diyoruz.”

Toplam 790 defa okunmuştur.

Pamir Şen diğer yazıları:

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.