Pamir Şen
Pamir Şen - Yazar

Osmanlıca ve yine horoz dövüşü

Geçenlerde eski bir sokak röportajına denk geldim. Orada halktan insanlara Osmanlıca zorunlu ders olsun mu diye soruyorlardı. Buradan yola çıkarak halkımızın bu konuda yarı yarıya bölünerek her yarının üzerinde uzlaştığı iki argümanı masaya yatırmak niyetindeyim.

  1. Bir kesim, ki bu kesimi karşıtları ‘laikçi’ olarak nitelendirmekte beis görmeyecektir, eski Türkçe öğrenmeyi bir geriye gidiş, hatta Arapça'ya dönüş (!), olarak tanımlıyor, bunun laik cumhuriyetin nimetlerinin reddi olduğunu düşünüyordu.
  2. Tam zıttını savunanlar ise Osmanlıca’nın ‘geçmişimizi öğrenmek için’ gerekli olduğunu, bu yüzden tarihsiz kaldığımızı söylüyor, dedelerimizin mezar taşlarını okuyamadığımız argümanını dillendiriyordu.

Evvela, Osmanlıca da denilen eski Türkçe, başka bir dil değil, Türkçenin Arap harfleriyle yazılan halidir. Harf inkılabından evvel Türkçe, okuryazar Müslümanlar tarafından Arap harfleriyle yazılır, devlet evrakı bu alfabeyle tutulur, resmi gazete (Fransızca-Rumca-Ermenice baskılarıyla beraber) bu alfabeyle yayımlanırdı. Ama Osmanlı ülkesinde artık ana dili Türkçe olmuş Ermeniler Ermeni alfabesi, Ortodoks Türkler de Yunan alfabesiyle Türkçe yazarlardı. Yani ortada standart bir alfabe olduğundan söz edemeyiz. Daha ziyade din esasına göre ortaya çıkan, çok doğal bir bölünmüşlük görürüz. Ancak elbette Türkçe literatürü domine edenin Arap alfabesi olduğu sayısal bir gerçek olduğundan, ‘geçmişimize açılan’ en geniş kapının o olduğunu söyleyebiliriz.

Öte yandan alfabe değişikliği, Osmanlı’nın son elli yılında devamlı gündeme gelen ama gündem epey yoğun olduğundan bir türlü uygulamaya geçemeyen bir ‘devrim’ olmuştur. Latin harflerine kademeli geçiş, iki alfabeli çözüm, Arap harflerinin daha kolay okunan bir formda yeniden düzenlenmesi gibi fikirler gündeme gelse de, bunlar Enver Paşa’nın başarısız teşebbüsü de dahil, geçerlilik kazanmamış, alışılagelmiş yazı 1928’e kadar yürürlükte kalmıştır. Gazi Paşa’nın üç ay gibi kısa bir sürede alfabe değişikliğine gitme, üstelik eski yazıyı (kamusal alanda) tekmil yasaklama kararı, eleştiri konusu olabilir. Zira bir grup okuryazar en azından bir süre bu vasfını kaybetmiştir, okuryazar oranı o zamanlar düşük olsa da, sıfır değildir neticede. Altmış senedir günlük gazetesini okumaktan büyük keyif alan bir adam, muhtemelen yeni yazıya adapte olamayıp son yıllarını o gazeteyi okuyamadan geçirmiştir. Bu derece radikal bir kopuştan mağduriyet hikayeleri çıkması doğaldır. Ama bunlar o devrin mağduriyetidir, bu devrin değil.

Bugün eski Türkçe öğrenmek isteyen kişi, internetin de nimetleriyle, azmederek bir ay, yayıla yayıla üç ayda bunu öğrenebilir, tabii hevesi varsa. Hevesi olmayanlar için zaten yüz yıldır kullandığımız bir alfabemiz var. 1928’den beri nice Arap harfli eser, Latin alfabesine geçirildi, basıldı, dijital ortama aktarıldı. Bizi geçmişimize bağlayan ‘temel’ eserlerden Latinize edilmemiş belki bir iki tane vardır ve onlar da yoldadır. Daha kıyıda köşede kalmış elyazması eserler ise zaten oldukları yerden çıkarılıp işlenmeyi beklemekte olup, onların dahi neşrinde son otuz yılda Osmanlı dönemindekinden çok daha büyük aşama katedildi. Hülasa, okumaya niyeti olan biri için bugün Osmanlı yazılı kültürü, 19. asrın sonuna kıyasla, çok daha ulaşılabilir bir haldedir.

Böyle bakınca meselenin ideolojik olduğu aşikar. Bir kesim Osmanlıca’yı, işine öyle geldiği için Arapça zannediyor ve işin aslını bin kere anlatsak buna inanmaya devam edecek. Öbür kesim de harf devriminin ardında, kendisini şanlı geçmişinden koparmak isteyen art niyetli bir Kemalist komplo arıyor. Hülasa yine ve yine horoz dövüşü modunda bir tarih anlayışıyla, şanlılığı kişiye göre değişir ama cidden ufuk açıcı, yeri geldiğinde eğlenceli, yeri geldiğinde dramatik hikayelerle dolu geçmişimiz heba ediliyor.

Toplam 1474 defa okunmuştur.

Pamir Şen diğer yazıları:

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.