Pamir Şen
Pamir Şen - Yazar

Mahir Polat neden tutuklu?

Bu köşede genellikle siyasi konulara girmemeye, elimden geldiği kadar bugünü değil, hem dünü, hem bugünü, hem de yarını ilgilendiren, ‘soyutlama’ya müsaade eden konularla ilgili yazmaya çalışıyorum. Ama son iki haftanın bilançosu, ne kadar işe yarayacağı muamma olsa da, beni elimi olmasa da parmağımı taşın altına azıcık koymaya mecbur ediyor, en azından böyle bir hissiyat doğuruyor. 

Mahir Polat kimdir? diye başlayalım. Mahir Polat, 1976’da Erzincan’da doğmuş, mütevazı bir kökenden gelen, İBB Miras Daire Başkanlığı’nın kurucusu ve idarecisi olmuş birisi. Gazhane, Yerebatan Sarnıcı, Moda İskelesi, Feshane gibi pek çok solmaya yüz tutmuş tarihi mekanı yeniden kullanılabilir hâle getiren ekibin başında olmasıyla, bir bakıma İstanbulluların ihtiyacı olan ‘kent kültürü’nün inşası için çalıştı. İstanbul’a yaşanabilir bir şehir olma özelliğini —tarihi dokuyu hem malzeme olarak kullanarak, hem de onu ‘epey muhafazakârca’ ihya ederek— sağlamayı kendine görev bilmiş bir şahsın bugün içeride olması, ‘hiçbir başarı cezasız kalmaz’ lafzının fiile dökülmesinin ülkemizdeki nice örneklerinden biridir diyebiliriz.

Evet, siyaset tarihin her döneminde acımasızdır ve çoğu zaman, kurunun yanında yaşı da yakar. Özellikle de kültür ve sanat, iktidarların ‘toplum inşası’ için bir araç olarak gördükleri, ama çoğu zaman en kolay şekilde vazgeçebildikleri alanlardır. Dolayısıyla yaptığınız icraat değil, hangi siyasi oluşuma bağlı olduğunuz, sizin akıbetinizi belirler. 1961’de, Türkiye’nin en parlak zihinlerinden Ali Fuat Başgil, askerlerin zorlamasıyla cumhurbaşkanlığı adaylığından el çektirilip yurtdışına gitmek zorunda bırakıldı. Zira kendisi, ‘düşüklere’, yani Demokrat Parti’ye yakınlığıyla bilinirdi. Ayrıca ‘irtica’yı bir masal, bir mit olarak gören azılı bir antikomünistti. Ancak tüm bunlar, onun bir hukukçu, bir akademisyen olarak değerini azaltmıyordu. Ama bu değer, onun o zamanlar ordunun kontrolü (veya vesayeti) altındaki siyaset kurumu tarafından persona non grata ilan edilmesinin önünde bir engel teşkil etmedi.

Mahir Polat, son yerel seçimlerde Fatih Belediye Reisliği’ne de aday olmuş, %43.77 gibi azımsanamayacak bir oy yüzdesini elde etmişti. Tüm bunlar onun, ‘Anadolulu’ geçmişine rağmen, İstanbul halkı tarafından benimsenmek bir yana, dünyaya açık, modern şehircilik nedir bilen, kendi kendini yetiştirmiş ve tüm zorluklara rağmen önemli makamlara gelebilmiş bir sima olarak, Türk halkına bir örnek de teşkil etmekte olduğunun delilidir. İmamoğlu’nun tutuklanması, hukuki tarafı bir yana, tarihimizde her zaman görülmüş olan ‘siyaseten’ tecrite (bu bir zamanlar siyaseten katl, veya sürgün olurdu) örnek teşkil ediyor iken, onun ‘yandaşlarının’ da beraberinde götürülmesi, yine ‘geleneklerimize’ ters düşen bir durum değil. Bunları İmamoğlu, Polat ve daha nice kişinin kodese girmesini haklı göstermek için değil, sorunun çok daha kronik, çok daha içerilere işlemiş olduğunu göstermek için yazıyorum.

Mahir Polat’ın nice hastalıkla boğuşmakta olduğu düşünülürse, vicdanı olan herkes onun en azından adli kontrol şartıyla serbest bırakılması yönünde hemfikir iken, hâlâ içeride tutulması, anjiyo olur olmaz hapishaneye geri gönderilmesi; bir ev hapsinin bile kendisine, sanki azılı bir katilmişçesine, çok görülmesi, iktidarın sertliğini mi, yoksa vurdumduymazlığını mı gösteriyor, bilemiyorum. Mamafih şurası bir gerçek ki, ülkeye faydalı işler yapmanın yolu, belki haddinden fazla siyasetten geçerken, siyaset mekanizması da bu kadar kamplaşmış iken, Türkiye’de ‘ülkeme faydalı olayım’ diyecek insanların ustaca caydırıldığını görmek zor değil. Bu noktada insanların ‘bari kendimi/ailemi kurtarayım’ veya ‘başka bir ülkeye gidip oraya faydalı olayım, belki kıymetimi bilirler’ demesi de -haklı veya haksız- gayet anlaşılır bir durum. 

Toplam 1809 defa okunmuştur.

Pamir Şen diğer yazıları:

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.