Pamir Şen
Pamir Şen - Yazar

Ha noktası 2

Geçen yazımda İhsan Oktay Anar’a atıfla, onun Kitabü’l Hiyel romanında felsefeleştirdiği, Arapçadaki iki farklı tahayyül şeklinden bahsetmiştim. Noktasız tahayyül hile yapmak, noktalı tahayyül ise hayal kurmak anlamına gelmektedir. Arap alfabesinin bir noktayla ayırdını mümkün kıldığı bu incecik çizgiye şimdi de tarih bilimi açısından bakmak, sahte tarihçilik ile tarihî kurgu arasındaki o küçücük noktayı büyüteçle büyültmek niyetindeyim.

Evvela tarih biliminin amacıyla başlayalım. Tarih geçmişte yaşanmış olayların açığa çıkarılması, onların oldukları halleriyle tasavvur edilmesi, arkalarındaki neden-sonuç ilişkilerinin açığa çıkarılması ve bunun yorumlanmasından ibarettir. Elbette bir şeyin gerçekte nasıl olduğunu yüzde yüz tespit etmek mümkün değildir, zira elimizin altında tüm geçmişin kaydedildiği bir portal yok. (Olsa bile, zaten bu derece büyük bir veri havuzu tek bir kişi, bir grup, bir akademik kuruluş veya dünyanın bütün tarihçileri tarafından bile okunup anlaşılamayacak kadar büyük olurdu.) O nedenle tarihçi, elinin altındaki kaynakları yorumlamak, boşlukları yeri geldiğinde kendisi doldurmak zorundadır.

İşte bu boşluğu elinden geldiğince önyargılarını ve kabullerini askıya alarak, diğer sosyal bilimlerin (coğrafya, antropoloji, sosyoloji) metotlarından yararlanarak, kısaca bilimsel metodun sınırları içinde doldurarak yapılan bir tarihî çalışma, her ne kadar ‘kesinlikle’ neyin nasıl olduğunu anlatma iddiasından yoksun olsa bile, hiç olmazsa ‘dürüst’ bir çalışma olacaktır. Hele bir de tarihçi, boşlukları kendisinin doldurduğunu belirtirse, bu en azından onun eserini kritik edecek, üzerine yeniden çalışacak olan meslektaşlarına karşı dürüstçe bir hamle olur. Kısaca tarihçiye inanmayız, diğer tüm bilimlerin erbabına olduğu gibi ona da sadece güveniriz. Bize borçlu olduğu şey hakikatin ta kendisi değil, hakkaniyetli olmaktır.

Öte yandan tarihçi veya tarih meraklısı, hayatın acımasız gerçeklerine ve geleceğin belirsizliğine karşı bir sığınak olarak icat ettiğimiz hayaller âlemini tarihe adapte edebilir. Gerçeğin sıkıcılığından arındırılmış, dramatik, göze veya kulağa hoş gelen hikâyeler uydurabilir ve bunları tarihî bir atmosfere monte edebilir. Ancak bunu yaparken gözetilmesi gereken, aynı dürüstlüktür. Burada dürüstlük gerçeği söyleyerek değil, gerçeği söylemediğini en baştan itiraf ederek olur.

Dizilerin başlarında “bu dizideki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür” denmesinin sebebi tam da budur. Dizi senaristleri, yönetmenler, oyuncular, ışıkçılar ve sesçiler, el ele vererek bizi ekip halinde kandırmaktadırlar. Ama bunu en baştan itiraf ettikleri için onlara yalancı diyemeyiz. Zira onlar bunun gerçek olmadığını söyledikleri hâlde, bunu zihninde gerçekmiş gibi algılayacak, o kurgusal kişiliklerin acılarına, sevinçlerine ortak olacak olan bizler, bu eylemi kendi irademizle yapmış oluruz. Kandırılmayı seçeriz. İnançsızlığımızı bile isteye askıya alırız. Hikâye bittikten sonra da onun gerçek olmadığının bilincinde hayatımıza devam ederiz.

Oysa sahte tarihçiler, bize olmayan şeyleri olmuş gibi anlatırlar. Kendi muhayyilelerinin meyvelerini hakikatin meyveleri diye sunarlar. Anlattıkları şeyin ‘hayal ürünü’ olduğunu bilerek söylemez, bizi kendi rızamız dışında kandırmaya yeltenirler. Tarihî romanların, filmlerin, dizilerin yazarları bizi hakikatten azat ederken, onlar hakikati zehirlerler. Başka bir deyişle, kurgu yazarıyla aynı yeteneğe, hayal etme, imgeleme, olmayan şeyleri ‘yaratma’ yeteneğine sahiptirler, ama bunu kötüye kullanırlar. Star Wars’ta ‘gücün karanlık tarafını’ tercih eden Sith’ler gibidirler. Hile yapmakta, muhataplarını kandırmakta, onları araçsallaştırmaktadırlar.

Hülasa, tarihten kurgu yaratan bir hayalbaz ile tarihi saptıran bir hilebaz arasında noktalı tahayyül ile noktasız tahayyül arasındaki kadar küçük bir fark vardır: küçücük, ama iyi bir romancı ile kötü bir tarihçiyi ayıracak kadar büyük bir nokta.

Toplam 1254 defa okunmuştur.

Pamir Şen diğer yazıları:

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.