Hakan Karam
Hakan Karam - Ekonomi

Piyasalarda Sessiz Bir Sabah: Rakamlar Ne Anlatıyor?

Sabah saatlerinde ekrana baktığınızda göreceğiniz tablo, son günlerde alıştığımız hareketliliğin tam tersi bir sakinlikte. Dolar/TL 48,82 seviyesinden işlem görüyor. Euro/TL ise 56,09'dan alıcı buluyor. Değişimlere baktığımızda dolar tarafında yüzde 0,05, euro tarafında yüzde 0,15 gibi küçük oranlar karşımıza çıkıyor. Bu, piyasanın bugünü neredeyse yerinde sayarak geçirdiğini gösteriyor. Altın tarafında da benzer bir durum var: gram altın 6.820 liraya yükselmiş görünüyor ama bu yükseliş yüzde 0,11 ile sınırlı. Gümüş ise 104 lirada ve yüzde 0,20'lik bir artış kaydetmiş.

Bu rakamları tek başına okumak yanıltıcı olabilir. Çünkü yüzde 0,05'lik bir hareket, günlük hayatta neredeyse hissedilmeyecek bir fark. Ama işin özü şu: Piyasalar bazen yön arar, bazen de sadece bekler. Bugünkü tablo, ikinci duruma daha yakın duruyor. Ne sert bir satış baskısı var ne de agresif bir alım iştahı. Her iki tarafta da temkinli bir duruş hâkim.

Peki bu sakinlik ne anlama geliyor? Öncelikle şunu netleştirmek gerekiyor: Sınırlı hareketlilik, belirsizliğin bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, çoğu zaman piyasa oyuncularının yeni bir veri ya da açıklama beklediği dönemlerde böyle yatay seyirler görürüz. Döviz kurları bir süredir belli bir bant içinde dalgalanıyor. Bu bandın üst sınırına yaklaşıldığında satış, alt sınırına yaklaşıldığında alım geliyor. Bugünkü rakamlar, bu bandın ortalarında bir yerde durduğumuzu düşündürüyor.

Altın tarafı ise biraz daha farklı bir hikâye anlatıyor. Gram altının 6.820 liraya çıkması, yurt içinde altına olan talebin devam ettiğini gösteriyor. Ancak buradaki artışın da sınırlı kaldığını not etmek lazım. Yüzde 0,11'lik bir yükseliş, güçlü bir yön değişikliğinden çok, mevcut seviyelerin korunması olarak okunabilir. Gümüşteki yüzde 0,20'lik artış ise dikkat çekici ama tek başına bir eğilim oluşturmak için yeterli değil. Gümüş, hem sanayi talebi hem de yatırım talebi açısından altından farklı dinamiklere sahip. Bu yüzden gümüşteki küçük hareketleri doğrudan altına bağlamak doğru olmaz.

Bu noktada asıl sorulması gereken soru şu: Bu rakamlar yurttaşın gündelik hayatına nasıl yansıyor? Dolar 48,82 lira demek, ithal ürünlerin maliyetinin bu seviyeden hesaplandığı anlamına geliyor. Euro 56,09 lira demek, Avrupa ile ticaret yapan işletmelerin maliyet yapısının bu kur üzerinden şekillendiği anlamına geliyor. Gram altının 6.820 lira olması ise tasarrufunu altında tutan vatandaşın portföy değerinin bu seviyede olduğunu gösteriyor. Yani bu rakamlar sadece ekranda yanıp sönen sayılar değil; market etiketlerinden kira artışlarına, otomotiv fiyatlarından tatil bütçelerine kadar geniş bir alanda karşımıza çıkıyor.

Öte yandan, bu sınırlı hareketliliği enflasyon ve faiz tartışmalarından bağımsız düşünmemek gerekiyor. Kurun yatay seyretmesi, enflasyon üzerindeki döviz kaynaklı baskının bir süreliğine sınırlı kaldığı şeklinde yorumlanabilir. Ancak bu, enflasyonun düştüğü anlamına gelmiyor; sadece döviz kanalından gelen ek bir baskının bugün itibarıyla zayıf olduğunu gösteriyor. Faiz tarafında ise piyasanın beklediği adımlar netleşmeden kurda kalıcı bir yön oluşması zor görünüyor. Merkez bankalarının atacağı adımlar, hem yurt içi hem yurt dışı kaynaklı beklentileri şekillendirecek.

Dış tarafa baktığımızda, Fed'in para politikasına dair beklentilerin küresel döviz piyasalarını etkilemeye devam ettiğini biliyoruz. Fed'in faiz kararları, gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akışını doğrudan etkiliyor. Bu da Türkiye gibi ülkelerin kur ve faiz dengelerinde belirleyici bir rol oynuyor. Bugünkü sakin tabloya bakıp "her şey yolunda" demek yerine, bu sakinliğin arkasında yatan bekleyişi doğru okumak gerekiyor. Piyasalar çoğu zaman büyük hareketlerden önce sessizleşir. Bu sessizlik, bazen bir fırtına öncesi dinginlik olabilir; bazen de gerçekten dengelerin oturduğu bir dönemin işaretidir. Hangisi olduğunu ancak önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Verilerin gecikmeli olabileceğini ve bu içeriğin yalnızca bilgilendirme amaçlı olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Hiçbir rakam tek başına alım ya da satım kararı için yeterli bir gerekçe oluşturmaz. Piyasa dediğimiz şey, milyonlarca kararın aynı anda verildiği bir yer. Bugünün sakin rakamları, yarının hareketli gündemine dair ipucu verebilir ama kesin bir reçete sunmaz. Dolar 48,82, euro 56,09, gram altın 6.820, gümüş 104 lira... Bu sayılar bugünün fotoğrafı. Yarının fotoğrafı ise yeni verilerle birlikte çekilecek.

Kurun bu seviyelerde kalıp kalmayacağını, altının yönünü ve enflasyonla mücadelede hangi adımların atılacağını önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. Bugün için söylenebilecek en dürüst şey şu: Piyasa bekliyor, yurttaş izliyor ve rakamlar konuşuyor. Yorumu ise herkes kendi bütçesine ve kendi önceliklerine göre yapacak.

Toplam 24 defa okunmuştur.

Hakan Karam diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.