Hakan Karam
Hakan Karam - Ekonomi

Altında Sessiz Direnç, Piyasada Tedirgin Bekleyiş

Piyasalarda bu aralar iki farklı hikâye aynı anda konuşuluyor: Bir yanda yükselen tahvil getirileri ve yüzde 100'ün üzerine çıkan petrol fiyatları, diğer yanda bütün bu baskıya rağmen temmuz ayındaki dip seviyesinin altına inmeyen altın. Deutsche Bank'ın Kıymetli Madenler Araştırma Başkanı Daniel Ghali, tam da bu ikinci noktaya dikkat çekiyor. Normal koşullarda faiz getirisi olmayan bir varlığın, getirisi yüzde 5'i aşan ABD 10 yıllık tahvili karşısında daha sert gerilemesi beklenirdi. Beklenen olmadı. Bu, en azından bankanın okumasında, altının güçlü bir direnç sergilediği anlamına geliyor.

Burada olgu ile yorumu ayırmak gerekiyor. Olgu şu: ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5'in üzerinde, petrol varil başına 100 doların üzerinde ve altın temmuzdaki dip seviyesinden daha aşağıya inmedi. Yorum ise bunun ne anlama geldiğine dair. Deutsche Bank, bu tabloyu gelecek yıl açısından altını cazip kılan bir zemin olarak okuyor. Ghali, altındaki geri çekilmenin mevcut makroekonomik koşullar düşünüldüğünde sınırlı kaldığını belirtiyor. Bankanın eylül ayındaki değerlendirmesinde de altın için yukarı yönlü potansiyel oluşturan unsurlar arasında merkez bankası talebi, jeopolitik riskler ve doların seyri gösterilmişti.

“ALTIN AŞIRI SATILMIŞ VE YETERSİZ POZİSYONLANMIŞ DURUMDA”

Ghali'nin dikkat çektiği asıl nokta, altının mevcut seviyelerde “aşırı satılmış” ve yatırımcılar tarafından yeterince tutulmayan bir varlık görünümünde olması. Deutsche Bank'ın 30 Eylül tarihli değerlendirmesinde de piyasadaki pozisyonlanmanın oldukça kötümser seviyelere yaklaştığı belirtilmişti. Rakamlar bu tabloyu somutlaştırıyor: Trend takip eden fonların net kısa pozisyonları Ekim 2021'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış durumda. İhtiyari işlem yapan yatırımcıların uzun pozisyonları ise haziran ayındaki zirveye göre yaklaşık yüzde 55 gerilemiş. Yani piyasada satış yönlü pozisyonlar belirgin biçimde artmış, alıcı taraf ise zayıflamış görünüyor.

Peki fiyat neden daha aşağı gitmiyor? Deutsche Bank'ın analizindeki en önemli unsur burada devreye giriyor: merkez bankalarının güçlü talebi. Ghali'ye göre merkez bankaları ve diğer resmi kurumların altın alımları, 2021-2022 dönemindeki seviyelerin iki katından daha yüksek bir hızda gerçekleşiyor. Bunun yanında altına yatırım yapan kurumsal yatırımcıların piyasadaki ağırlığının 2021'den bu yana yaklaşık yüzde 70 arttığı belirtiliyor. Bankanın çıkarımı şu: Yatırımcıların satışlarına rağmen altının yeni bir dip yapmaması, bu güçlü alıcıların piyasadaki arzı karşılıyor olabileceğine işaret ediyor. Bu bir kesinlik değil, bir yorum. Ama fiyat davranışıyla pozisyon verisi yan yana konulduğunda tutarlı bir resim çiziyor.

Kısa vadede riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Ghali, Çin'deki Altın Hafta tatili nedeniyle piyasa likiditesinin azalmasının fiyat hareketlerini sertleştirebileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle altının kalıcı bir taban oluşturmadan önce son bir satış dalgasıyla karşılaşabileceği belirtiliyor. Yani bankanın değerlendirmesi, doğrudan ve kesintisiz bir yükseliş beklentisinden ziyade kısa vadeli dalgalanma sonrasında daha güçlü bir görünüm oluşabileceğine işaret ediyor. Bu ayrım önemli; zira düşük likidite ortamlarında fiyatlar hem yukarı hem aşağı yönde normalden sert hareket edebilir.

Petrol tarafı ise altın için iki yönlü bir risk oluşturuyor. Yüksek petrol fiyatları enflasyon ve jeopolitik riskleri artırarak yatırımcıların güvenli liman olarak altına yönelmesini destekleyebilir. Diğer taraftan yükselen enerji fiyatlarının enflasyonu canlı tutması, merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutmasına neden olabilir. Bu durum ise faiz getirisi bulunmayan altın üzerinde baskı yaratır. Aynı gelişmenin iki farklı kanaldan iki farklı sonuç üretmesi, altının neden bu aralar yön bulmakta zorlandığını da açıklıyor. Türkiye tarafından bakıldığında bu denklem bir katman daha derinleşiyor: Yurt içi altın fiyatı sadece ons fiyatına değil, aynı zamanda kur ve yurt içi enflasyon beklentilerine de bağlı. Dolayısıyla küresel taraftaki bu iki yönlü risk, TL cinsinden altın fiyatının seyrini doğrudan ons fiyatından daha karmaşık hale getiriyor.

Deutsche Bank'ın değerlendirmesinde dikkat çeken bir başka nokta ise en yüksek yükseliş potansiyelinin altında değil bakırda görülmesi. Banka, gümüş piyasasında arz fazlasının fiyatlar üzerinde baskı yaratabileceğini değerlendirirken bakırda arz sıkışıklığına dikkat çekiyor. Ghali, bakır piyasasının 1980'lerden bu yana en sıkı dönemlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu düşünüyor ve yakın ile orta vadede en yüksek kazanç potansiyelini bakırda görüyor. Bu, altın için olumsuz bir tez değil; sadece bankanın kendi tercih sıralamasında bakırın öne çıktığını gösteriyor. Sanayi metalleri ile değerli metaller farklı dinamiklerle hareket eder; bakırdaki sıkılık daha çok arz-talep dengesinden, altındaki direnç ise pozisyonlanma ve resmi sektör talebinden besleniyor.

Altın tarafında Deutsche Bank'ın mesajı, mevcut satışların ardından orta vadeli toparlanma ihtimaline dayanıyor. Bankanın görüşüne göre düşük pozisyonlanma, güçlü resmi sektör talebi ve altının yüksek tahvil getirilerine rağmen yeni dip yapmaması, önümüzdeki dönemde yeni bir yükseliş hareketinin zeminini oluşturabilir. Buradaki "oluşturabilir" ifadesinin altını çizmek gerekiyor; zira bu bir olasılık değerlendirmesi, kesinleşmiş bir öngörü değil. Piyasada pozisyonlanmanın bu denli satış yönlü olduğu dönemlerde, ters yönde bir hareketin sert olabileceği sıkça konuşulur; ancak bunun zamanlaması hiçbir zaman net değildir.

Verilerin söylediği ile beklentinin söylediği her zaman aynı yönde olmuyor. Şu an elimizde net olan tablo şu: Tahvil getirileri ve petrol fiyatları altının aleyhine çalışıyor, buna karşın fiyat temmuz dibinin üzerinde tutunuyor. Pozisyonlanma satış tarafında yoğunlaşmış, merkez bankaları ise alıcı tarafta güçlü görünüyor. Bu denklemin nasıl çözüleceğini önümüzdeki veriler gösterecek. Bizim yapabileceğimiz, olguyu beklentiden ayırıp her ikisini de aynı anda takip etmek.

Toplam 185 defa okunmuştur.

Hakan Karam diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.