Cem Arıkan
Cem Arıkan - Spor

Gençlerbirliği'nde İstifa Her Şeyi Çözmez: Asıl Sorun Sahada Görünüyor

Metin Diyadin'in Gençlerbirliği'ndeki dönemi sona erdi. Başkan Arda Çakmak'ın açıklamasına göre Diyadin istifa etti, yönetim ikna etmeye çalıştı ama başaramadı. Çakmak, "Metin Hoca istifa etti. İkna etmek istedik ancak hoca kabul etmedi. Metin Hoca ile yollarımız ayırıldı" demiş. Şimdi burada iki tarafın da haklı olduğu noktalar var ama işin özüne inersek, bu ayrılık ne Gençlerbirliği'ni kurtarır ne de Diyadin'in kariyerini bitirir. Peki asıl mesele ne?

Önce tabloyu bir koyalım ortaya. Gençlerbirliği bu sezon Süper Lig'de 6 maç oynamış; 2 galibiyet, 1 beraberlik, 3 mağlubiyet. 7 puan, ligde 13. sıra. İlk iki haftada Fenerbahçe'yi 2-1, Göztepe'yi 1-0 yendiler. O iki maçtan sonra herkes "Bu takım bu sezon farklı olacak" diyordu. Sonra ne oldu? Erzurumspor ile 1-1 berabere kaldılar, ardından Trabzonspor'dan 5-0, Kasımpaşa'dan 2-1 ve Başakşehir'den 4-0 yediler. Yani son üç maçta 11 gol yemişler, sadece 1 gol atabilmişler. Bu tabloya bakınca insan ister istemez soruyor: İlk iki hafta ile son üç hafta arasındaki fark bu kadar mı büyük?

Diyadin'in genel tablosuna bakalım. 58 yaşındaki deneyimli hoca, geçen sezon görevinden ayrıldıktan sonra yeniden Gençlerbirliği'nin başına geçmişti. Takımın başındaki son döneminde 9 maçta görev yaptı; 4 galibiyet, 1 beraberlik, 4 mağlubiyet, toplam 13 puan. Puan ortalaması 1,44. Bu rakamlar tek başına ne Diyadin'i kurtarır ne de yerin dibine sokar. Ama şunu net söyleyeyim: 1,44 puan ortalaması Süper Lig'de alt sıralardan kurtulmak için yeterli değil. Hele hele son üç maçtaki savunma performansı düşünülünce, istifa kaçınılmaz hale gelmiş.

Peki sorun sadece Diyadin miydi? Bence değil. Gençlerbirliği'nin kadro yapısına bakınca, bu takımın ilk iki haftada Fenerbahçe'yi yenmesi bir sürprizdi ama sürprizler üzerine sezon inşa edilmez. Trabzonspor'dan 5-0, Başakşehir'den 4-0 yemek bir teknik direktörün tek başına çözeceği bir mesele değil. Burada savunma organizasyonu, orta saha direnci, hücum verimliliği... Hepsi ayrı ayrı sorgulanmalı. Diyadin gitti diye bu sorunlar sihirli bir değnekle ortadan kalkmayacak.

Şimdi Gençlerbirliği'nin önünde Amedspor maçı var. Milli ara sonrasında, 10 Ekim Cumartesi günü saat 13.30'da lider Amedspor'u sahalarında konuk edecekler. Yani istifa kararının hemen ardından ligin zirvesindeki bir takımla oynayacaksınız. Yeni bir hoca gelecek mi, yoksa takım geçici bir yönetimle mi sahaya çıkacak, belirsiz. Ama şu bir gerçek: Amedspor maçı, Gençlerbirliği için sezonun kırılma noktası olabilir. Kaybederseniz moral iyice bozulur, kazanırsanız "Diyadin gitti, takım rahatladı" naraları başlar. Futbol böyle bir oyun işte.

Diyadin'in istifasına dönersek... Başkan Çakmak "ikna etmek istedik" diyor. Bu açıklama aslında çok şey anlatıyor. Yönetim, Diyadin'in arkasında durmak istemiş ama hoca kendisi bırakmış. Burada iki ihtimal var: Ya Diyadin, takımın gidişatından kendisi de rahatsızdı ve sorumluluğu üstlendi, ya da yönetimle arasında futbol dışı bir gerilim vardı ve istifa ederek topu yönetime attı. Hangisi olduğunu bilmiyoruz ama şunu biliyoruz: Türkiye'de teknik direktörler genelde kovulur, istifa etmez. Diyadin'in istifa etmesi, en azından karakterli bir duruş olarak okunabilir. Ama bu duruş, Gençlerbirliği'nin ligde kalma mücadelesine ne katar, orası muamma.

Şimdi gelelim işin yönetim boyutuna. Gençlerbirliği gibi bir kulübün, sezona 6 maçta 7 puanla başlayıp sonra hocayı değiştirmesi, aslında daha büyük bir plansızlığın göstergesi. Sezon başında nasıl bir hedef konulmuştu? Diyadin'e ne söz verilmişti? Transfer döneminde hangi eksikler giderildi? Bu soruların cevabını bilmiyoruz ama sonuç ortada: Takım, ligin en çok gol yiyen ekiplerinden biri konumunda. 6 maçta 13 gol yemek, savunma anlayışının iflasıdır. Bu iflasın faturasını sadece Diyadin'e kesmek, kolaycılık olur. Başkan Arda Çakmak ve yönetimi de bu tablonun sorumluluğunu paylaşmalı.

Peki Diyadin'in kariyeri bitti mi? Hayır. 58 yaşında, deneyimli bir hoca. Türkiye'de teknik direktör piyasası hızlı döner; birkaç hafta sonra başka bir kulüpte görürsünüz. Ama şu bir gerçek: Diyadin'in Gençlerbirliği'ndeki ikinci dönemi, ilk dönemi kadar parlak geçmedi. 9 maçta 1,44 puan ortalaması, hele hele son üç maçtaki 11 gollük savunma performansı, onun da kariyerine soru işareti koyar. Yine de Diyadin'in istifa kararı, "Ben bu takımı daha ileri taşıyamam" diyebilecek kadar dürüst bir adam olduğunu gösteriyor. Bu, Türk futbolunda az rastlanan bir davranış.

Gençlerbirliği taraftarı ne düşünüyor, tahmin edebiliyorum. Bir kısmı "İyi oldu, bu takımın başında daha fazla kalmamalıydı" diyor, bir kısmı da "Suç Diyadin'de değil, yönetimde" diye hayıflanıyor. İkisi de haklı. Çünkü futbol, tek bir kişinin başarısı ya da başarısızlığı üzerine kurulu bir oyun değil. Gençlerbirliği'nin sorunu, sadece teknik direktör koltuğunda oturan isim değil; kulübün genel yapısı, transfer politikası, altyapıdan oyuncu yetiştirme kapasitesi... Hepsi ayrı ayrı masaya yatırılmalı.

Şimdi merak edilen şu: Yeni hoca kim olacak? Yerli mi, yabancı mı? Genç bir isim mi, yoksa tecrübeli bir kurt mu? Bu tercih, Gençlerbirliği'nin sezonun geri kalanında nasıl bir futbol oynayacağını belirleyecek. Ama şunu unutmayalım: Hangi hoca gelirse gelsin, mevcut kadroyla mucize beklemek haksızlık olur. Bu takımın öncelikle savunmayı düzeltmesi, orta sahada direnç kazanması ve hücumda daha verimli olması gerekiyor. Bunlar, bir teknik direktörün iki haftada çözeceği işler değil.

Amedspor maçı yaklaşıyor. Lider bir takım karşısında, moral bozukluğuyla oynanacak bir maç. Gençlerbirliği ya bu maçtan bir puan çıkarıp nefes alacak ya da ağır bir yenilgiyle dibe doğru yol alacak. Diyadin'in istifası, belki de takımın kendine gelmesi için bir fırsat. Ama fırsatı değerlendirmek, sahaya çıkan oyuncuların ve kulübün yönetiminin elinde. Başkan Çakmak'ın "ikna etmek istedik" sözleri, yönetimin Diyadin'e güvendiğini gösteriyordu; şimdi aynı güveni yeni bir hocaya göstermeleri gerekiyor. Yoksa bu kısır döngü, sezon sonunda Gençlerbirliği'ni çok daha kötü bir yerde bulabilir.

Son sözüm Gençlerbirliği taraftarına: Takımınıza sahip çıkın. Hocalar gelir geçer, başkanlar değişir ama kulübün renkleri ve arması kalır. Bu zor günlerde tribünde olmak, sahada mücadele eden oyunculara en büyük destek olur. Diyadin gitti diye dünyanın sonu değil; belki de yeni bir başlangıcın kapısı aralanmıştır. Ama bu başlangıcın iyi mi kötü mü olacağını, önümüzdeki haftalar gösterecek.

Toplam 191 defa okunmuştur.

Cem Arıkan diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.