Hakan Karam
Hakan Karam - Ekonomi

Dolar 49,01 TL: Piyasalarda Sakin Bir Sabah

Sabah saat 08.24 itibarıyla ekranlara düşen rakamlar, günün geri kalanına dair kesin bir hüküm vermiyor ama yön duygusu açısından fikir veriyor. Dolar/TL 49,01 seviyesinde işlem görüyor. Günlük değişim yalnızca yüzde 0,05 yukarı yönlü. Euro/TL ise 55,74'ten fiyatlanıyor ve yüzde 0,05 aşağıda. Yani iki büyük para biriminin Türk lirası karşısındaki hareketi neredeyse birbirini dengeliyor. Böyle günlerde piyasa diliyle "yatay" demek adet olmuştur; ama yataylığın da bir anlamı var. Sert dalgalanmaların olmadığı, alıcı ve satıcının birbirini tarttığı, haber akışının fiyatları itmediği bir açılış bu.

Altın tarafı ise aynı sakinliği göstermiyor. Gram altın 6.505 liraya yükselmiş durumda; günlük artış yüzde 0,38. Gümüş ise 95,43 lirada neredeyse hiç kıpırdamamış, değişim sıfır. Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım var: gram altının yükselişi tek başına Türkiye'ye özgü bir hikâye değil. Altının lira cinsinden fiyatı, kabaca iki bileşenin toplamı gibi düşünülebilir. Birincisi ons altının dolar cinsinden uluslararası fiyatı, ikincisi doların lira karşısındaki seviyesi. Bugün dolar neredeyse hiç oynamamışken gram altının yükselmesi, uluslararası tarafta altına olan talebin bir miktar arttığına işaret ediyor olabilir. Elbette bu, tek bir sabahın verisiyle söylenebilecek bir tespit değil; ama yönü okumak için makul bir başlangıç.

Peki bu rakamlar neden önemli? Çünkü kur ve altın, Türkiye'de yalnızca finans ekranlarında yaşayan soyut göstergeler değil. Market rafındaki fiyat etiketinden akaryakıt pompasına, ithal ilaçtan elektronik eşyaya kadar geniş bir alana dokunuyorlar. Doların bir kuruş yukarı gitmesi, ithal girdiyle üretilen her kalemin maliyetine küçük bir yük ekliyor. Bu yükün tüketiciye yansıması hemen olmuyor; şirketler genelde bir süre kendi marjlarından karşılıyor, sonra fiyat etiketine yansıtıyor. Bu yüzden kur hareketlerini bugünün değil, önümüzdeki ayların enflasyon tartışmasının içinde okumak daha doğru. Bugün ekranda gördüğümüz 49,01, henüz bir fiyat değil; bir maliyet sinyali.

Bu noktada faiz tarafını da ayrı bir sütun olarak düşünmek gerekiyor. Kurun yatay seyrettiği günler, çoğu zaman piyasanın faiz beklentilerinde belirgin bir değişiklik olmadığı günlerdir. Yatırımcı, elindeki lira ile döviz ya da altın arasında bir tercih yaparken aslında iki soruyu yan yanıtlar: Liranın bana getirisi, dövizin bana getirisinden ne kadar yüksek? Ve önümüzdeki dönemde kurun artış hızı ne olacak? Bu iki sorunun yanıtı birbirine yakınsa, piyasa sakinleşir. Uzaklaşırsa, hareket başlar. Bugünkü tabloda sakinlik hâkim; bu da piyasanın kısa vadede büyük bir sürpriz beklemediğini gösteriyor.

Verilerin bir kısmını da doğru okumak lazım. Bu rakamlar gecikmeli olabiliyor ve tek bir ana ait fotoğrafı yansıtıyor. Gün içinde Avrupa piyasalarının açılması, ABD tarafından gelecek veriler, merkez bankalarının açıklamaları bu fotoğrafı değiştirebilir. Özellikle Fed'in faiz patikasına dair beklentiler, son aylarda gelişmekte olan ülke para birimlerinin ortak gündem maddesi hâline geldi. Fed'in sıkılaşma ya da gevşeme yönündeki her sinyali, önce dolar endeksini, sonra bizim gibi ülkelerin kurlarını etkiliyor. Bugün dolar/TL'de görülen yatay seyir, Fed cephesinde yeni bir haber olmadığı anlamına da gelebilir. Ama bu, yarın da böyle olacağı anlamına gelmiyor. Dış kaynaklı bir sürpriz, bir günde bu tabloyu tersine çevirebilir.

Altın ve gümüş arasındaki ayrışma da üzerinde durulmaya değer. Gümüş, sanayi talebiyle altına kıyasla daha sıkı bir bağa sahip. Altın ise daha çok güvenli liman ve rezerv aracı olarak talep görüyor. Bugün altının yükselip gümüşün yerinde sayması, piyasanın sanayi tarafında bir iyimserlik değişikliği görmediğini, buna karşın korunma amaçlı talebin bir miktar arttığını düşündürebilir. Bu tür ayrışmalar, büyüme beklentileriyle güvenli liman iştahı arasındaki farkı okumak için kullanışlı bir pusuladır. Yine de tek günlük verilerle büyük sonuçlar çıkarmak doğru olmaz; bu tür sinyaller ancak birkaç haftalık seyirde anlam kazanır.

Yurt içi tarafa dönersek, kurun bu seviyelerde kalması bir yandan ithalat maliyetlerini öngörülebilir kılıyor, diğer yandan ihracatçının rekabet gücünü sınırlıyor. Bir ülkenin para biriminin değeri, aynı anda hem alıcı hem satıcı için farklı anlamlar taşır. İthalatçı için güçlü, ihracatçı için zayıf lira işine gelir. Bu dengeyi kurmak kolay değil; merkez bankalarının işi de tam olarak burada başlıyor. Bugünkü rakamlar, bu denge arayışında büyük bir kırılma olmadığını gösteriyor.

Vatandaşın cebine yansıması ise daha somut. Kurların ve altının bu seviyelerde seyretmesi, dövizle borcu olanlar için bir miktar rahatlama, döviz geliri olanlar için ise sınırlı bir kazanç anlamına geliyor. Altın biriktirenler için 6.505 lira, son dönemdeki yükseliş trendinin bir parçası. Ancak burada önemli bir uyarı var: Bu satırlar bir yatırım tavsiyesi değil. Hiçbir fiyat, tek başına alım ya da satım kararı için yeterli gerekçe oluşturmaz. Piyasa verileri gecikmeli olabilir; kararların kendi risk profilinize, vadenize ve birikiminize göre verilmesi gerekir.

Önümüzdeki günlerde takip edilecek başlıklar belli: Yurt içinde enflasyon verileri ve para politikasına dair açıklamalar, yurt dışında Fed'in faiz patikası ve küresel risk iştahı. Bu üç başlık, bugün 49,01'de duran doların, 55,74'te duran euronun ve 6.505 liradan işlem gören gram altının geleceğini belirleyecek. Bugünün tablosu sakin; ama sakin denizler, en çok dikkat gerektiren denizlerdir. Piyasayı izlerken hem veriyi hem de verinin arkasındaki hikâyeyi okumak gerekiyor. Rakamlar konuşur, ama her rakamın bir bağlamı vardır.

Toplam 33 defa okunmuştur.

Hakan Karam diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.