Derya Akıncı
Derya Akıncı - Ekonomi

Kuruyemiş firmasının konkordatosu reddedildi, iflas yolu

İzmir merkezli bir gıda ve kuruyemiş firmasının hikâyesi, Türkiye ekonomisinin son dönemde yaşadığı sıkıntılı tabloyu özetler nitelikte. Havin Gıda İnşaat Malzemeleri ve İnşaat Turizm Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi, borçlarını yeniden yapılandırabilmek için başvurduğu konkordato talebinin reddedilmesiyle birlikte iflas sürecine girdi. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararı, 3 Eylül 2026 tarihinde ilan edildi. Kararın ilanı, aslında aylar önce verilmiş bir hükmün kamuoyuna yansıması. Mahkeme, 2 Nisan 2026’daki duruşmada konkordato talebini reddetmiş ve şirketin iflasına hükmetmişti.

Bu kararın en dikkat çekici yönü, iflasın açılış tarihi olarak 2 Nisan 2026 saat 11.49’un gösterilmesi. Yani mahkeme, kararı verdiği anı geriye dönük olarak iflasın başlangıcı saymış. Hukuki açıdan bu, alacaklıların haklarını korumak adına önemli bir ayrıntı. Ancak iktisadi açıdan bakıldığında, bir şirketin o saatten itibaren artık ticari faaliyetlerini sürdüremeyecek durumda olduğunu kabul etmek, o işletmenin çalışanları, tedarikçileri ve bayileri için ne anlama geliyor, bunu da düşünmek gerekiyor.

Konkordato, aslında bir şirketin son çare olarak sarıldığı bir can simidi. Borca batık durumdaki firma, mahkemeden geçici bir koruma isteyerek alacaklılarıyla anlaşıp ödemelerini yeniden planlamayı umuyor. Ancak mahkeme, bu başvuruyu değerlendirirken yalnızca şirketin değil, tüm alacaklıların menfaatini gözetmek zorunda. Havin Gıda’nın talebinin reddedilmesi, mahkemenin şirketin sunduğu iyileştirme projesini ya da mali tabloları yeterli bulmadığını gösteriyor. Konkordato komiserinin görevine de son verilmesi, sürecin artık tamamen farklı bir hukuki mecraya taşındığının işareti.

Burada üzerinde durulması gereken asıl mesele, tek bir firmanın kaderinden çok, bu iflasın arkasındaki ekonomik koşullar. Yüksek enflasyon, girdi maliyetlerindeki artış ve finansmana erişimdeki zorluklar, özellikle gıda gibi marjinal kâr oranlarının düşük olduğu sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ’leri ciddi biçimde zorluyor. Kuruyemiş sektörü, hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalara ve döviz kurlarına son derece hassas bir alan. Üreticiden tüketiciye uzanan zincirdeki her halkada yaşanan maliyet baskısı, nihayetinde şirketlerin bilançolarına yansıyor.

Mahkeme kararında, borçlu şirket için tebliğ tarihinden itibaren, itiraz eden alacaklılar için ise kararın ilanından itibaren iki haftalık istinaf süresi tanındığı belirtiliyor. Bu, sürecin henüz tamamlanmadığı anlamına geliyor. Havin Gıda’nın üst mahkemeye başvurması hâlinde dosya yeniden değerlendirilecek. Ancak mevcut tabloda şirketin iflasının açılmış olması, ticari hayatını fiilen durdurmuş durumda. İflas idaresinin devreye girmesiyle birlikte şirketin malvarlığı tasfiye sürecine girecek ve alacaklıların alacakları, İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde sıraya konulacak.

Bu tür vakaları haber metinlerinden takip ederken rakamların ve hukuki terimlerin arasında kaybolan insan hikâyelerini de hatırlamakta fayda var. Bir şirketin iflası demek, sadece ortakların zarar etmesi demek değil. O şirketten alacağını tahsil edemeyen tedarikçi, işini kaybeden çalışan, siparişi yarıda kalan müşteri demek. Küçük bir esnafın, büyük bir firmadan alacağı birkaç bin liralık fatura, onun da zincirleme bir borç sarmalına girmesine yol açabilir.

Ekonomik istikrarın sağlanamadığı dönemlerde konkordato ve iflas haberlerinin sıklığı artıyor. Son aylarda tekstilden otomotive, ev aletlerinden gıdaya pek çok sektörden benzer haberler geliyor. Her biri, aslında ekonominin genel sağlığı hakkında birer gösterge. Şirketlerin ayakta kalabilmesi, yalnızca onların yönetim becerisine değil, içinde faaliyet gösterdikleri makroekonomik ortamın öngörülebilirliğine de bağlı. Enflasyonun ve faizlerin bu denli yüksek seyrettiği bir ortamda, işletmelerin uzun vadeli planlama yapması neredeyse imkânsız hale geliyor.

Havin Gıda’nın iflası, belki de önümüzdeki dönemde göreceğimiz daha büyük bir tablonun küçük bir parçası. Mahkeme kararlarının tek tek şirketlerin kaderini belirlemesinin ötesinde, bu süreçlerin ekonomi politikalarının bir sonucu olarak okunması gerekiyor. İstinaf başvurusuyla sürecin nasıl sonuçlanacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak şimdiden söylenebilecek şey şu: Yüksek enflasyon ve daralan finansman koşulları sürdükçe, mahkeme salonlarında bu tür kararların sayısı artarak izlemeye devam edecek. Her kararın arkasında ise bir işletmenin, çalışanlarının ve alacaklılarının geleceği yatıyor.

Toplam 19 defa okunmuştur.

Derya Akıncı diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.