Zam hesabı başladı: İki ayın rakamları ne söylüyor?
TÜİK'in ağustos ayı enflasyon verilerini açıklamasıyla birlikte milyonlarca memur ve emeklinin gözü yeniden hesap makinesine çevrildi. Ağustos ayında tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 1,84 artış gösterdi. Bu rakam, tek başına çok büyük bir sürpriz değil; ancak yılın geri kalanı için kritik bir eşiği de beraberinde getiriyor. Şimdi önümüzde, 2027 Ocak ayında maaşlara yansıyacak artışı belirleyecek dört aylık bir maraton var.
Önce rakamları netleştirelim. Bağ-Kur emeklileri için hesaplama doğrudan enflasyon üzerinden yürüyor. Temmuz ve ağustos aylarının toplamı, bu grubun kümülatif enflasyon farkını yüzde 3,65 seviyesine taşımış durumda. Ancak bu oranı nihai zam gibi okumamak lazım. Eylül, ekim, kasım ve aralık aylarında açıklanacak veriler de bu toplama eklenecek. Yani asıl belirleyici olan, yılın son dört ayında fiyatların nasıl bir seyir izleyeceği.
Memur ve memur emeklilerinin durumu ise biraz daha farklı bir mekanizmaya dayanıyor. Burada toplu sözleşmeyle belirlenmiş bir artış oranı var. Enflasyon, bu oranın üzerinde gerçekleşirse aradaki fark "enflasyon farkı" olarak maaşlara yansıyor. Ağustos itibarıyla bu fark henüz oluşmuş değil. Memurların enflasyon farkı alabilmesi için hesaplamaların gösterdiği eşik olan yüzde 3,23'ün üzerinde ilave bir enflasyonun gerçekleşmesi gerekiyor. Bu eşik, son iki ayın verileriyle birlikte daha da netleşecek.
Bu tabloyu sadece birer yüzde olarak okumak, işin doğasını ıskalamak olur. Enflasyon verileri, maaş artışlarının yalnızca bir tarafını oluşturuyor. Diğer tarafta alım gücünün nasıl değiştiği, yani enflasyonun gerçek anlamda ne hissettirdiği var. Aylık yüzde 1,84'lik bir artış, yıllıklandırıldığında ciddi bir orana tekabül ediyor. Ancak bu oranın maaşlara ne kadar yansıyacağı, yıl sonunda oluşacak kümülatif tabloya bağlı.
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da toplu sözleşme ile enflasyon arasındaki makas. Memurlar için toplu sözleşme artışı, enflasyonun altında kalırsa aradaki fark kapanıyor. Ancak bu kapanma, ancak yıl sonunda yapılan hesaplamayla mümkün oluyor. Yani memurun maaşı, yıl boyunca enflasyon karşısında eriyor; fark, ancak bir sonraki dönemde telafi ediliyor. Bu gecikme, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alım gücü üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Bağ-Kur emeklileri ile memurlar arasındaki yöntem farkı da ayrı bir tartışma konusu. Emeklilerin zammı doğrudan enflasyona endeksliyken, memurlarınkinin toplu sözleşme + enflasyon farkı şeklinde işlemesi, iki grup arasında zaman zaman oransal farklılıklara yol açabiliyor. Bu durum, her iki kesimin de maaş artışını aynı dönemde almasına rağmen, artış oranlarının birbirinden farklılaşmasına neden oluyor.
Önümüzdeki dört ay, hem emekliler hem de memurlar için belirleyici olacak. Eylül ayı verisi, ilk kez bu dönemin gidişatına dair bir sinyal verecek. Sonrasında ekim, kasım ve aralık aylarında açıklanacak rakamlar, Ocak 2027'de maaşlara yansıyacak artışın kesinleşmesini sağlayacak. Şu an için yapılabilecek tek şey, verilerin ne söyleyeceğini sabırla beklemek. Ama unutmamak gerekiyor: Bu sadece bir hesaplama meselesi değil; milyonlarca insanın gelecek yılki bütçesini doğrudan etkileyecek bir kararın arka planı.









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.