Cem Arıkan
Cem Arıkan - Spor

Fenerbahçe'de Sorun Puan Kaybı Değil, Erken Çöken Sezon Mimarisi

Ligin daha beşinci haftasındayız ve Fenerbahçe'de taraftar yönetimi istifaya davet ediyor. Bu cümleyi bir kenara not edin, çünkü asıl mesele burada. Gaziantep FK deplasmanından alınan 0-0'lık beraberlik, kağıt üzerinde iki puan kaybı. Ama sahada ve kulübün içinde yaşanan, bundan çok daha ağır bir şey.

Önce şu tabloyu net koyalım: Beşiktaş yenilgisi, ardından Gaziantep'te gol atamadan ayrılmak. Üst üste iki maçta alınan sonuçlar, Fenerbahçe'yi zirveden uzaklaştırdı ve lider Galatasaray ile aradaki puan farkı beşinci haftanın sonunda altıya çıktı. Sezon başında konuşulan senaryolarla şimdi yaşananlar arasındaki uçurum, taraftarın sabrını taşıran asıl sebep.

Peki sorun sadece sonuçlar mı? Bence değil. Fenerbahçe'nin bu iki maçta ortaya koyduğu oyun, taraftara "biz buradayız" mesajı vermiyor. Gaziantep karşısında 90 dakika boyunca aranan golün bulunamaması, sadece bir günlük şanssızlık değil. Bu, hücum kurgusundaki tıkanıklığın, topu ileri taşımada yaşanan sıkıntının ve rakip ceza sahası önünde üretkenlik eksikliğinin fotoğrafı.

Bir takımın nasıl oynadığı, ne kadar koştuğuyla değil, ne yapmaya çalıştığıyla ölçülür. Fenerbahçe'nin Gaziantep maçında ne yapmaya çalıştığını net biçimde göremedik. Topa sahip olmak tek başına bir oyun planı değildir. Önemli olan, o topla ne yaptığınız ve rakibi nasıl açtığınızdır. Sarı-lacivertliler bu noktada tıkandı, kaldı.

Teknik direktör tercihlerine bakmak gerekiyor. Kadro seçimi, oyun içi müdahaleler, maçı çevirme hamleleri... Bunların hepsi masada. Bir teknik direktör, takımı geri düştüğünde ya da kilitlendiğinde ne yapacağını göstermeli. Gaziantep maçında Fenerbahçe'nin ikinci yarıda oyunu değiştirecek bir hamle yapıp yapmadığı, yaptıysa bunun sahaya nasıl yansıdığı tartışılmalı. Sonuç ortada: gol yok, üretkenlik yok, puan yok.

Futbolcuları tek maç üzerinden asmak da doğru değil. Ama şu gerçeği de konuşmak lazım: Fenerbahçe'nin hücum hattı, bu sezon beklenen verimi veremiyor. Forvetlerin pozisyona girememesi, kanatların etkisiz kalması, orta sahanın yaratıcılık üretememesi... Bunlar birbirine bağlı sorunlar. Bir futbolcu kötü oynayabilir, formda olmayabilir. Ancak tüm hücum hattının aynı anda susması, bireysel bir mesele değil, kolektif bir kurgu sorunudur.

Şimdi gelelim taraftarın istifa çağrısına. Beşinci haftada yönetimi istifaya davet etmek, ilk bakışta erken ve sert görünebilir. Ama taraftarın tepkisini sadece "sabırsızlık" olarak okumak haksızlık olur. Bu tepki, sezon başından bu yana biriken bir güvensizliğin dışa vurumu. Taraftar, takımın sahadaki görüntüsüne bakıyor ve geleceğe dair bir umut göremiyor. Umut göremeyince de faturayı en tepedeki isimlere kesiyor.

Yönetimlerin görevi sadece transfer yapmak değil. Doğru kadroyu kurmak, doğru teknik ekibi seçmek, kulübün sportif hedeflerini net biçimde belirlemek ve bunları sahaya yansıtacak ortamı hazırlamak da yönetimin işi. Fenerbahçe'de bu zincirin neresinde kopukluk var, bunu kulübün içinden bakmadan tam olarak bilmek zor. Ama sahaya yansıyan sonuç, zincirin sağlam olmadığını gösteriyor.

Kulüp yönetimleri ve başkanlar, taraftarın tepkisini hafife almamalı. Beşinci haftada istifa sesleri yükseliyorsa, bu sadece iki maçlık bir öfke değildir. Bu, sezon başından bu yana yapılan planlamanın, transfer politikasının ve sportif kararların taraftar nezdinde karşılık bulmadığının işaretidir. Taraftar, tribünde ve sosyal medyada aynı şeyi söylüyorsa, yönetimin aynaya bakma vakti gelmiş demektir.

Peki Fenerbahçe bu tablodan nasıl çıkar? Öncelikle panik yapmadan, doğru teşhis koymak gerekiyor. Sorun sadece bir teknik direktörün kararları mı, yoksa kadro yapılanmasındaki dengesizlik mi? Hücumdaki tıkanıklık, taktiksel bir tercih mi, yoksa oyuncu profillerinin uyuşmaması mı? Bu soruların cevabı net verilmeden yapılacak her hamle, geçici bir rahatlama sağlar, kalıcı bir çözüm getirmez.

Galatasaray ile aradaki altı puanlık fark, ligin beşinci haftasında kapanmayacak bir uçurum değil. Ama bu farkın kapanması için Fenerbahçe'nin sahadaki görüntüsünü değiştirmesi şart. Puan kayıpları telafi edilebilir; oyun kimliğinin kaybolması ise çok daha zor telafi edilir. Taraftarın asıl endişesi de bu olmalı.

Beşiktaş yenilgisi ve Gaziantep beraberliği, Fenerbahçe için bir uyarı zili. Bu zili duymazdan gelmek, sezonun ilerleyen haftalarında çok daha ağır bedeller ödetebilir. Ligin henüz başındayız ve her şey telafi edilebilir. Yeter ki sorunun kaynağı doğru teşhis edilsin ve gereken cesur kararlar zamanında alınsın.

Fenerbahçe'nin bu sezonki hikayesi, daha ilk sayfalarda karıştı. Şimdi soru şu: Bu hikayeyi toparlayacak irade ve akıl var mı? Taraftarın istifa çağrısı, aslında bu soruya verilen bir cevap bekleyişidir. Cevap ne kadar gecikirse, baskı o kadar artar. Fenerbahçe camiası bunu çok iyi bilir.

Toplam 12 defa okunmuştur.

Cem Arıkan diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.