Anfide Yarım Kalan Hikâyeler ve Üniversiteye Dönüş Umudu
Bir üniversite amfisinde sıraya oturup geleceğe umutla bakmak, bir gencin hayatındaki en heyecan verici adımlardan biridir. Ancak o sıraları sessizce terk etmek zorunda kalmanın, yarım bırakılmış hayallerle kampüsten ayrılmanın ağırlığı da bir o kadar derindir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşmeleri tamamlanan ve Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kapsamında yürütülen öğrenci affı mesaisi, işte tam da bu yarım kalmış hikâyelere odaklanıyor. Yükseköğretimden kopan kişilerin yeniden sınıflara dönebilmesini amaçlayan düzenleme, Meclis çatısı altında eğitim hakkından akademisyenlerin güvenlik soruşturmasına kadar uzanan geniş bir yelpazede tartışıldı.
Meclis gündemine gelen teklif, sadece ilk kez öğrenim hakkını kaybedenleri değil, geçmiş dönemlerde çıkarılan af yasalarından yararlandığı hâlde eğitimini tamamlayamamış kişileri de kapsıyor. Kanun teklifinin imza sahiplerinden AK Parti Niğde Milletvekili Cevahir Uzkurt, yapılan bu düzenlemenin temel gayesini eğitim hakkını güçlendirmek ve yükseköğretim sistemini güncel ihtiyaçlara uygun bir yapıya kavuşturmak olarak ifade ediyor. Uzkurt’un öğrenci affının kapsama alanına dair Meclis kürsüsünden sunduğu açıklama, daha önce bu hakkı kullanıp bir şekilde eğitim maratonunu tamamlayamayanlar için yeni bir imkân doğduğunu gösteriyor: "Geçmiş aflardan yararlanmış ancak eğitimini tamamlayamamış öğrencilerimiz de bu aftan istifade edebileceklerdir." Bu yaklaşım, sistemin dışına çıkmış veya şartlar nedeniyle eğitimini tamamlayamamış bireyler için kuşkusuz hukuki bir fırsat penceresi sunuyor.
Ancak parlamentoda yürütülen görüşmeler, öğrenci affının tek başına yükseköğretimdeki tüm aksaklıkları çözmeye yetmeyeceğini ve sistemin bütününe yönelik kaygıları da ortaya koydu. Muhalefet kanadından yükselen sesler, düzenlemenin sınırlı kaldığı yönlerde yoğunlaştı. Yeni Yol Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, gündemdeki teklifin yükseköğretim sistemine yönelik kapsamlı bir reform niteliği taşımadığını savundu. Öte yandan, düzenlemenin sadece öğrencilerle sınırlı kalmayıp akademi dünyasını da etkileyen boyutları eleştirilerin odak noktası oldu. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, akademisyenler için getirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması düzenlemesine dikkat çekerek bu uygulamanın akademik yapı üzerindeki etkilerini eleştirdi. Benzer şekilde CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap da tıp fakülteleri ve sağlık sistemi açısından kritik bir başlık olan yabancı asistan hekimlere yönelik düzenlemeler hakkında değerlendirmelerini Meclis zeminine taşıdı.
Yükseköğretimde kapsayıcılığı artırma hedefi tartışılırken, affın sınırlarının nerede çizileceği de önemli bir başlık olarak öne çıktı. MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, Türkiye'de yükseköğretime erişim imkânlarının önemli ölçüde genişlediğinin altını çizerken, bu af düzenlemesinin milyonlarca kişiyi doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren hayati bir adım olduğunu ifade etti. Kılıç, Meclis konuşmasında "FIRSAT EŞİTLİĞİ" vurgusu yaparken, affın herkesi kapsamadığını ve net sınırlarla çizildiğini belirtti. Belirtilen detaylara göre; devletin birliğine karşı suç işleyenler, terör örgütleriyle bağlantılı olanlar, güvenlik güçlerine yönelik suçlardan hüküm giyenlerin yanı sıra işkence, cinsel saldırı, çocuk istismarı ve uyuşturucu ticareti gibi ağır suçlardan mahkûm olan kişiler bu affın sağladığı imkânlardan yararlanamayacak.
Hak temelli bir perspektiften bakıldığında, öğrenci affı gibi yasal düzenlemelerin kâğıt üzerinde kalmaması, bir gencin neden okulunu terk etmek zorunda kaldığı sorusuna verilecek samimi yanıtlara bağlıdır. Meclis görüşmelerinde milletvekillerinin dile getirdiği sosyo-ekonomik gerçekler, sorunun sadece bir devamsızlık ya da akademik başarısızlık meselesi olmadığını gözler önüne seriyor. Yeni Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, affın toplumda önemli bir beklentiyi karşıladığını kabul etmekle birlikte, üniversiteyi bırakmak zorunda kalan gençlerin karşı karşıya kaldığı temel problemin ağır ekonomik koşullar olduğunu vurguladı. Benzer şekilde, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de gençlerin eğitim hayatından kopmasına yol açan ana faktörleri sıraladı. Gürer; ekonomik sıkıntıların, barınma sorunlarının ve tüm bunlara eşlik eden psikolojik nedenlerin öğrencileri sınıflardan uzaklaştırdığına dikkat çekerek, bu şartlar göz önüne alındığında öğrenci affına ilişkin düzenlemeyi olumlu bulduğunu belirtti. Görüşmelerdeki "EKONOMİK NEDENLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ" yaklaşımı, Meclis koridorlarında tartışılan bu ekonomik ve sosyal şartların göz ardı edilemeyeceğini bir kez daha belgeliyor.
TBMM Genel Kurulu'nda kanun teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan birleşime ara verdi. Verilen aranın ardından komisyonun yerini almaması nedeniyle Genel Kurul, çalışmalarına devam etmek üzere saat 14.00'e ertelendi.
Eğitim, her yurttaş için sadece bir ayrıcalık değil, kamusal bir haktır. Yarım kalmış bir üniversite hayatına geri dönebilmek, binlerce insan ve aileleri için kuşkusuz yeni bir umut kapısı açmaktadır. Ancak bir öğrencinin sırasına geri dönebilmesi kadar, o sırada kalabilmesini sağlayacak insanca yaşam koşullarının, barınma olanaklarının ve ekonomik güvencenin de tesis edilmesi gerekir. Meclis çatısı altında yürütülen tartışmalar, yasal bir affın ötesinde, gençlerin geleceğe güvenle bakabileceği kapsamlı bir destek mekanizmasına ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu bir kez daha gösteriyor.









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.