Derya Akıncı
Derya Akıncı - Ekonomi ve Kamu Politikası

Küresel Faiz Kararları ve Altındaki Hassas Dengeler

Küresel finans sistemindeki çarkların dönüşü, çoğumuz için yalnızca haber bültenlerinde duyulan uzak bir gürültü gibi görünebilir. Ancak o çarkların ürettiği sonuçlar, birikimini korumaya çalışan yurttaşın mutfak masasına, tasarrufuna kadar uzanır. Küresel piyasalarda jeopolitik gelişmeler ve merkez bankalarının para politikalarına dönük beklentiler gündemdeki yerini korurken, tam da bu mekanizmanın nasıl çalıştığını gösteren somut bir gelişmeyle karşı karşıyayız. Ekonomist Necmettin Batırel’in altın piyasasına dair değerlendirmeleri, uluslararası kararların yerel piyasalara nasıl yansıdığını anlamak açısından dikkat çekici bir zemin sunuyor.

Birleşik Devletler Merkez Bankası (FED), küresel finansın merkezinde yer alan ve aldığı faiz kararlarıyla tüm dünyadaki sermaye hareketlerini şekillendiren bir kurum. FED’in 29 Temmuz akşamı gerçekleştireceği toplantıda faiz artırma ihtimalinin güçlenmesi, piyasalarda doğrudan doların değer kazanması beklentisini doğuruyor. Dolar güçlendiğinde veya faiz getirisi yükseldiğinde, faiz getirisi sunmayan bir yatırım aracı olan altının çekiciliği nispeten azalabiliyor; bu da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturuyor. Nitekim haftanın başında yaşanan hareketliliği yorumlayan Batırel, durumun arka planını şu sözlerle aktarıyor: "Altın, ABD Merkez Bankası FED'in 29 Temmuz akşamı yapacağı toplantısında faiz artırımı ihtimalinin güçlenmesiyle haftaya düşüşle başladı." Bu değerlendirme, piyasadaki hareketlerin tesadüfi olmadığını, arkasında yatan neden-sonuç ilişkisini açıkça gösteriyor.

Altın piyasasını okurken iki temel kavramı birbiriyle karıştırmamak önem taşıyor: Ons altın ve gram altın. Ons altın, uluslararası piyasalarda altının Amerikan Doları cinsinden birim fiyatını ifade ederken; gram altın, bu uluslararası fiyatın içerideki dolar kuruyla etkileşimi sonucunda şekilleniyor. Teknik analizde sıkça duyduğumuz "destek seviyesi" ise, bir varlığın düşerken alıcı bulması beklenen, fiyatın altına inmekte zorlandığı psikolojik veya finansal eşikleri temsil eder. Ons altında 4 bin dolar seviyesinin son derece kritik bir teknik destek olduğunu vurgulayan Batırel, bu eşiğin altında yaşanabilecek geri çekilmeleri şu sözlerle detaylandırıyor: "Ons 4 bin dolar desteğini kırarsa önce 3.970–3.950, ardından 3.900 dolar desteklerine dönebilir." Eğer 4 bin dolar seviyesindeki baraj aşağı yönlü kırılırsa, fiyatın daha alt kademelerde yeni dengeler araması gündeme gelebilir.

Uluslararası ons fiyatındaki bu potansiyel geri çekilme, kaçınılmaz olarak yerel piyasadaki gram altın fiyatlarına da yansıma riski taşıyor. Batırel’in senaryosunda, 6.127 lira seviyesinde seyreden 24 ayar külçe altının gram fiyatı için FED kararı bir kırılma noktası olarak öne çıkıyor. Faiz artırımı kararı gerçekleşirse fiyatlarda daha sert bir geri çekilme görülebileceğini savunan ekonomist, öngörüsünü şu ifadelerle dile getiriyor: "6.127 liradaki 24 ayar külçe altının gram fiyatı faiz artırım kararı gerçekleşirse 6 bin lira desteğini kırabilir. Benim tahminim kısa vadede fiyatın 5.900 liraya düşeceği yönünde. Risk almak istemeyenler mevcut seviyeden kâr satışı yapabilir." Burada ifade edilen 5.900 lira seviyesi tahmini, piyasa dinamiklerinin getirebileceği muhtemel bir düzeltme sürecini işaret ediyor.

Birikimlerini altın gibi araçlarda değerlendiren yurttaşlar veya kısa vadeli işlem yapan yatırımcılar için bu tür dalgalanma dönemleri sakin bir bakış açısı gerektirir. Piyasada yaşanan hızlı yükselişlerin ardından gelen düzeltme süreçleri, teknik seviyelerin kırılmasıyla ivme kazanabilir. Necmettin Batırel de bu noktada kısa vadeli işlem yapanların destek seviyelerini yakın takibe alması gerektiğini vurguluyor. Risk almak istemeyenler için mevcut seviyelerden kâr satışı yapma fikri bir seçenek olarak değerlendirilirken, kritik seviyelerin altına inilmesi hâlinde yeni bir düzeltme sürecinin başlayabileceği hatırlatılıyor.

Son dönemdeki yükseliş eğiliminin ardından ortaya konan bu tür ihtiyatlı senaryolar, piyasa okuryazarlığının ne denli kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Küresel merkez bankalarının para politikalarını ve FED’in faiz kararlarını yakın takibe almak, kulaktan dolma bilgilerle değil, veriye ve nedenselliğe dayalı hareket etmek birikimleri korumanın anahtarıdır. Önemli olan, kısa vadeli fiyat dalgalanmalarını bir panik sebebi olarak değil, uluslararası dengelerin doğal bir yansıması olarak okuyabilmektir.

Toplam 195 defa okunmuştur.

Derya Akıncı diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.