Özgürlük Büyütür, İtaat Küçültür!
Büyümek… Aslında o kadar ciddi bir mesele ki… İnsanoğlu doğduğu andan itibaren sırf bu amaç doğrultusunda ilerliyor. Büyüme, iki unsur üzerine kuruludur: fiziksel ve zihinsel gelişim. Küçük bir bebekken mühim olan tek şey fiziksel kabiliyetleri zamanında yerine getirebilmek adına sağlıklı beslenmek oluyor. Anne, küçük bebeğini sağlıklı yiyeceklerle besleyerek, yavrusunun anatomik büyümesine katkıda bulunuyor. Protein açısından zengin bir beslenme alışkanlığı, bebeğin sağlıklı kemik ve kas gelişimini destekliyor. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun onarım mekanizmalarına yardımcı oluyor. Bebek, vitamince zengin yiyeceklerle de beslendiğinde fiziksel tüm ihtiyaçlarını karşılayarak sağlıklı bir bedene sahip olabiliyor. Çocukluğundaysa ebeveynleri yaşamına sporu dahil etmeyi başardığında daha da sağlam bir bünye tamamlanabiliyor.
Fiziksel büyümenin formülü oldukça kolay ve ulaşılabilir nitelikte… Bu konu üzerine daha önceden hiçbir bilgiye sahip olmayan anne-baba adayları bile en basitinden konuyu “Google”a danıştıktan sonra sayısız bilgiye sahip olabilirler. Asıl mesele ise zihinsel büyümededir. Bunun basit bir formülü yok. Mental açıdan tamamlanmış bir birey yetiştirmek o kadar da kolay bir iş değil. Bu zorluğun sebebini parametrelerin çokluğu oluşturuyor; doğuştan sahip olunan yetenekler, mevcuttaki çevre, ebeveyn kapasitesi ve bilinci, evde şahit olunan olaylar vs. Bir çocuğu önce kişi daha sonrasında da tek başına bir birey yapma yolundaki taşları dizmek ustalık istiyor. Ancak, birçok değişkenin varlığındaki zorluklar, imkanlar vb. etmenlerin ötesinde bir nokta var ki, işte ona geniş ölçüde önem vermek gerekiyor. Bir çocuğa “itaat etmemeyi” ne şekilde olursa olsun öğretmek gerekiyor. “Boyun eğmemeyi” aşılamak için ilk önce kendi ebeveynlerine başkaldırma hususunda özgürlük alanının tanınması zorunlu hale geliyor.
Anne ve babalar, çocuklarını kendi otoritelerinin ötesinde yetiştirmenin önemini kavradıklarında, aslında en büyük adımı atmış oluyorlar. Çünkü kendi evinde kendi hür iradesini kullanmayı öğrenmiş bir çocuk, ilerde daha geniş meydanlarda korkusuzca “hayır” diyerek, gerçek manada yetişkin bir birey olmanın en keskin ve en mutlak göstergelerinden birini sergiliyor. Bir çocuğun karşı koymayı bellemesi için de en başta samimi, yalandan ve yapmacıklıktan uzak bir aile ortamı içerisinde yetişmesi gerekiyor. Hayata dair ne varsa alenen buna şahit olan ve bu şahit olduklarına karşı tepkiler/cevaplar üretmeye başlayan bir çocuk, zihinsel gelişimde oldukça ciddi ilerleme gösteriyor. Böylelikle, okuduklarına, gördüklerine ve yaşadıklarına her zaman eleştirel gözle bakmayı başarabilen çocuklar geleceği şekillendirmede aktif rol alabiliyorlar.
Aksi haldeyse, “saygı” adının gölgesinde yetiştirilmeye çalışılan çocuklar zihinsel gelişimlerini hiçbir zaman tamamlayamıyorlar. Her ne kadar kitap okusalar da, neyin doğru neyin yanlış olduğunu tam olarak anlayamıyorlar. Doğruyu bulmak yerine, her zaman önceden kabul görmüş ve hiç kimse için sorun çıkarmayacak varsayımları, öngörüleri ve/veya tespitleri kabul etmek zorunda kalıyorlar. Daha doğrusu, zorunluluktan ziyade kendilerine başka bir yol kalmıyor; çünkü başka bir yol nasıl bulunur, onu bilmiyorlar.
Bu yüzden, “hayır” diyebilmek önemli… Bir çocuğun fiziksel gelişimi için protein ne kadar vazgeçilmezse, zihinsel büyümesi için de itaat etmemeyi öğrenmek o kadar kritiktir.
Dolayısıyla, bir çocuğu yetiştirirken unutmamak gerekir:
Özgürlük büyütür, itaat küçültür!









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.