Baran Ersoy
Baran Ersoy - Politika

Bir İstifa Hikayesi: Bayrampaşa'da Siyasi Yörünge Değişimi

Bayrampaşa Belediye Meclisi'nin son sandalye tablosu, Türkiye'deki yerel siyasetin ne kadar kırılgan ve değişken bir zeminde ilerlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. CHP'den Ağustos ayında istifa ederek bağımsız kalan Belediye Meclis Üyesi Öznur Aksoy'un AKP'ye katılması, meclisteki sayısal dengeyi AKP lehine değiştirdi. Ancak bu tek cümlelik haber, aslında yerel demokrasinin ve parti sadakatinin bugün geldiği noktayı anlamak için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Rakamlar üzerinden gidelim. Yeni dağılıma göre Bayrampaşa Belediye Meclisi'nde AKP 15, CHP 13, DSP 4, MHP 3 ve Bağımsız 2 üyeye sahip. Bu tablo, bir önceki duruma göre AKP'nin elini güçlendirirken, CHP'nin meclisteki en büyük ikinci parti konumunu koruduğu ancak sayısal olarak gerilediği bir görünüm arz ediyor. Fakat buradaki asıl mesele, bir üyenin partisinden istifa edip başka bir partiye geçmesinin ötesinde; bu geçişin arka planında yatan siyasi süreçlerin ve beklentilerin çarpıcı hikayesidir.

Öznur Aksoy'un siyasi yolculuğu, aslında CHP'ye yönelik açılan ve "mutlak butlan" olarak nitelendirilen kapatma davası sürecinin bir yansıması. Kaynakta belirtilen bilgilere göre Aksoy, 13 Eylül 2025'te gerçekleştirilen ve "şafak operasyonu" olarak adlandırılan bir operasyonda tutuklanan meclis üyelerinin istifasının ardından, liste sıralamasından Bayrampaşa Belediyesi CHP Meclis Üyesi olarak göreve gelmişti. Yani Aksoy, aslında bu koltuğa, bir kriz anında ve belirli bir siyasi konjonktürün ürünü olarak oturmuş biri. Bu durum, onun partiye olan aidiyetinin ve bağlılığının, normal şartlarda seçimle iş başına gelmiş diğer üyelerden farklı olabileceğini düşündürüyor.

Daha da kritik olan nokta ise, CHP'ye yönelik mutlak butlan kararı sonrasında yaşananlar. Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'ye tüm meclis üyelerinin geçeceği yönünde güçlü bir beklenti oluşmuş. Bu beklenti, partinin kapatılması durumunda üyelerin mağdur olmaması ve siyasi faaliyetlerini sürdürebilmesi adına mantıklı bir strateji olarak görülüyor. Ancak bu süreçte CHP'den ilk istifa eden ismin Öznur Aksoy olması, bu stratejik planın ne kadar sağlıklı işlediği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Aksoy, bu istifasıyla adeta bir "ilk" imza atarak, YENİ Parti'ye geçiş beklentisini boşa çıkardığı gibi, parti içindeki dayanışmayı da zedelemiş oldu.

İstifa anında yaptığı açıklamaya baktığımızda ise işler daha da ilginçleşiyor. Aksoy, partisinden ayrılırken, "Etik ve ahlaki değerleri olmayan, birlik ve bütünlüğünü sağlayamayan partiden istifa ettim. Şu anda bağımsızım" diyerek ayrılışını etik ve ahlaki değerlere dayandırmış, partinin birlik ve bütünlüğünü sağlayamadığını öne sürmüştü. Bu açıklama, istifayı kişisel bir hesaplaşmadan ziyade ilkesel bir duruş olarak konumlandırma çabasıydı. Fakat bu ilkesel duruşun, bağımsızlık sürecinin ardından kısa bir zaman diliminde AKP'ye katılımla sonuçlanması, ilk açıklamanın samimiyeti hakkında ister istemez kuşku uyandırıyor. "Etik ve ahlaki değerler" vurgusu yapılarak terk edilen bir partiden, doğrudan başka bir partiye geçiş, kamuoyunda "Bu istifa aslında bir transferin başlangıcı mıydı?" sorusunu akıllara getiriyor.

Bu noktada olguları ve yorumları birbirinden ayırmak büyük önem taşıyor. Kesin olan şu ki, Öznur Aksoy CHP'den istifa etmiş, bir süre bağımsız kalmış ve nihayetinde AKP'ye katılmıştır. Bu bir olgudur. Ancak bu geçişin, mutlak butlan kararı ve YENİ Parti beklentisiyle doğrudan bağlantılı olduğu iddiası, kaynakta bu süreçlerin kronolojik olarak verilmesinden dolayı güçlü bir olasılık olarak duruyor. Yine de Aksoy'un AKP'ye geçiş kararının, YENİ Parti'ye olan inançsızlıktan mı, yoksa AKP'ye duyduğu sempatiden mi kaynaklandığı, yalnızca kendi açıklamalarıyla netleşebilecek bir husustur. Şu ana kadar bu yönde bir açıklama yapılmadığı için, bu kısım bir yorum alanı olarak kalmalıdır.

Yaşanan bu transfer, yerel siyasetteki ittifakların ve parti disiplininin ne denli esnek, hatta kimi zaman kırılgan olduğunu gösteriyor. Seçmenin oyuyla iş başına gelen bir meclis üyesinin, görev süresi içinde partisini değiştirmesi, temsilde adalet ve siyasi istikrar açısından tartışılması gereken önemli bir konudur. Seçmen, oyunu verdiği partinin politikalarını ve adayını desteklemek için kullanmıştır. Ancak seçilen kişinin kısa bir süre sonra başka bir partiye geçmesi, seçmenin iradesinin dolaylı olarak yok sayılması anlamına gelebilir. Bu durum, özellikle yerel yönetimlerde sıkça karşılaştığımız ve demokrasimizin kanayan yaralarından biri olan "parti değiştirme" pratiğinin ne kadar sorunlu olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Bayrampaşa özelindeki bu gelişme, aslında Türkiye genelinde yaşanan siyasi kutuplaşmanın ve belirsizliğin bir mikrokozmosu. Bir yanda kapatma davasıyla karşı karşıya kalan ve yeni bir parti kurmak zorunda bırakılan bir ana muhalefet partisi var. Diğer yanda ise bu tür geçişlerle yerel meclislerdeki gücünü pekiştirmeye çalışan iktidar partisi. Bu atmosferde, bireysel siyasi tercihlerin ne kadar özgür iradeyle mi yoksa zorunluluktan mı yapıldığı da tartışmaya açık. Aksoy'un "etik ve ahlaki değerler" vurgusu, bu zorlu atmosferde bir mevzi kaybı olarak da okunabilir, bir kariyer hamlesi olarak da. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, bu geçişin Bayrampaşa'da ve genel olarak yerel siyasette yeni tartışmaları beraberinde getireceği aşikar.

Sonuç olarak, Bayrampaşa Belediye Meclisi'ndeki bu değişim, sadece bir ismin parti rozetini değiştirmesinden ibaret değil. Bu olay; kapatma davalarının yerel siyasete yansımaları, parti içi muhalefet ve sadakat, siyasi fırsatçılık ve en önemlisi seçmen iradesinin temsili gibi derin konuları yeniden gündeme getiriyor. Öznur Aksoy'un kısa süre içindeki bu hızlı siyasi yörünge değişimi, belki de Türkiye siyasetindeki istikrarsızlığın ve gelecek endişesinin bir tezahürü. Bu tablo, siyasi partilerin ve seçmenlerin önümüzdeki dönemde daha dikkatli ve sorgulayıcı olması gerektiğini gösteriyor. Zira bu tür transferler, demokratik siyasetin kurumlarına olan güveni her geçen gün biraz daha aşındırıyor. Yerel meclislerin, partiler arası pazarlıkların ve bireysel hesapların arenası haline gelmesi, yerel demokrasinin ruhuna aykırı bir durumdur. Bu nedenle, Bayrampaşa'da yaşanan bu küçük ölçekli değişimin, ülke genelindeki siyasi ahlak tartışmalarına önemli bir katkı sunacağını düşünüyorum.

Toplam 25 defa okunmuştur.

Baran Ersoy diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.