Derya Akıncı
Derya Akıncı - Ekonomi

İstanbul'da Ekim enflasyonu: Rakamların anlattığı hikâye

İstanbul Ticaret Odası'nın ekim ayı verileri, kentte fiyatların yönünü bir kez daha gözler önüne serdi. Basına yansıyan bilgilere göre İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi ekimde bir önceki aya göre yüzde 2,47 artarken, geçen yılın aynı ayına göre artış yüzde 32,47 olarak gerçekleşti. Toptan eşya fiyatlarındaki aylık artış ise yüzde 1,20 düzeyinde kaldı. Bu iki rakam yan yana konduğunda, kentin ekonomisinde olup biteni anlamak için iyi bir başlangıç noktası elde ediyoruz.

Önce aylık tabloya bakalım. Perakende fiyatlar eylülde yüzde 2,11 artmıştı; ekimde bu oran yüzde 2,47'ye yükseldi. Yani aylık enflasyon hızlandı. Yıllık tarafta ise tablo tersine dönüyor: Eylülde yüzde 33,55 olan yıllık artış, ekimde yüzde 32,47'ye geriledi. Bu iki hareketin aynı anda yaşanması kulağa çelişkili gelebilir ama değil. Aylık artış hızının yükselmesi, fiyatların bu ay geçen aya göre daha hızlı arttığını; yıllık oranın gerilemesi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla birikimli artışın bir miktar yavaşladığını anlatıyor. Vatandaşın cebinde hissettiği şey ise çoğunlukla ilk rakam oluyor: Bu ay, geçen aya göre ne kadar daha fazla ödedim?

Bu sorunun cevabı harcama grubuna göre ciddi biçimde değişiyor. Ekimde aylık en yüksek artış yüzde 10,60 ile giyim ve ayakkabı grubunda görüldü. İTO'nun açıklamasına göre burada kış sezonu etkisi belirleyici oldu. Ardından yüzde 5,32 ile eğlence ve kültür, yüzde 5,05 ile haberleşme geliyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık artış yüzde 2,58, konutta yüzde 2,24, lokanta ve otellerde yüzde 1,87, sağlıkta yüzde 1,80, ev eşyasında yüzde 1,67, eğitimde yüzde 1,52 ve ulaştırmada yüzde 0,45 oldu. Alkollü içecekler ve tütün grubunda ise değişim görülmedi.

Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı var. Giyim ve ayakkabıdaki yüzde 10,60'lık artış ilk bakışta göz korkutucu görünüyor; ancak aynı grubun yıllık artışı yüzde 18,24 ile en düşük yıllık artışa sahip grup. Yani bu kalem, mevsim geçişinde sıçrayan ama yıl geneline yayıldığında görece sınırlı kalan bir hareket sergiliyor. Sezonluk ürünlerde fiyatların sonbaharda yukarı, sezon sonunda aşağı gitmesi yeni bir olgu değil. Dolayısıyla tek bir ayın giyim kalemine bakıp "kentte enflasyon patladı" demek yerine, kalemin yıllık eğilimine bakmak daha sağlıklı bir okuma sunuyor.

Asıl dikkat çekici tablo yıllık bazda ortaya çıkıyor. Geçen yılın aynı ayına göre en yüksek artış yüzde 58,26 ile eğitim grubunda. Onu yüzde 46,02 ile sağlık, yüzde 39,26 ile konut ve yüzde 36,74 ile haberleşme izliyor. Bu sıralama, gelir dağılımı açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor. Eğitim ve sağlık, hane bütçesinde ertelenmesi zor kalemler. Bir aile çocuğunun okul giderini ya da bir hastanın tedavi masrafını "bu ay almayayım" diyerek geçiştiremiyor. Dolayısıyla bu iki kalemdeki yüksek yıllık artışlar, sabit gelirli hanelerin harcama sepetinde oransal olarak daha ağır bir yük oluşturuyor. Aynı şeyi giyim gibi esnek kalemler için söylemek mümkün değil; orada hane, alımı erteleyerek bir miktar nefes alabiliyor.

Mutfak harcamalarını doğrudan ilgilendiren gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık artış yüzde 28,12 oldu. Aylık artış yüzde 2,58 ile genel ortalamanın hemen üzerinde. İTO'nun açıklamasında gıda grubundaki hareketin mevsim değişimine bağlı yukarı yönlü fiyat hareketlerinden kaynaklandığı belirtiliyor. Mevsim geçişleri, tarımsal ürünlerde arzın dalgalanmasına yol açtığı için bu tür sıçramalar her yıl tekrarlanıyor. Ancak yıllık yüzde 28,12'lik birikim, mevsimsellikle tek başına açıklanamayacak kadar yüksek. Gıda enflasyonunun bu düzeyde seyretmesi, dar gelirli hanelerin bütçesinde en çok zorlandığı alanın değişmediğini gösteriyor.

Toptan fiyatlara geçtiğimizde farklı bir dinamik görüyoruz. Toptan eşya fiyatları ekimde aylık yüzde 1,20 artarken, bu oran eylülde yüzde 1,96'ydı. Yani toptan fiyat artış hızı geriledi. Yıllık artış yüzde 25,51, yıllık ortalama artış ise yüzde 23,28 olarak hesaplandı. Toptan fiyatların perakende fiyatlara göre daha yavaş artması, üretici ile tüketici arasındaki makasın açıldığına işaret ediyor. Bu makasın neden açıldığı sorusu ise verilerin tek başına cevaplayamayacağı kadar katmanlı: Aracılık maliyetleri, lojistik, vergiler ve işletme giderleri bu farkın bileşenleri arasında sayılabilir. Eldeki rakamlar makasın varlığını gösteriyor; ayrıntılı bileşen analizi için daha derin veri setlerine bakmak gerekiyor.

Toptan tarafta aylık en yüksek artış yüzde 3,44 ile kimyevi maddeler grubunda. Onu yüzde 2,31 ile işlenmemiş maddeler, yüzde 1,34 ile inşaat malzemeleri, yüzde 1,00 ile gıda maddeleri, yüzde 0,53 ile yakacak ve enerji maddeleri ve yüzde 0,46 ile madenler izliyor. Mensucat grubunda fiyatlar değişmedi. Yıllık ortalama artışta ise madenler yüzde 41,97 ile başı çekiyor; gıda maddeleri yüzde 26,92, yakacak ve enerji yüzde 25,60, inşaat malzemeleri yüzde 23,48, işlenmemiş maddeler yüzde 16,36, mensucat yüzde 13,48 ve kimyevi maddeler yüzde 10,45 ile takip ediyor.

İnşaat malzemelerindeki seyir ayrı bir parantez hak ediyor. Aylık yüzde 1,34, yıllık ortalama yüzde 23,48'lik artış, barınma maliyetlerinin önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğine dair bir ipucu veriyor. Konut grubundaki yıllık yüzde 39,26'lık artışla birlikte düşünüldüğünde, barınmanın hane bütçesindeki ağırlığının kolay kolay azalmayacağı anlaşılıyor. İnşaat girdilerindeki maliyet artışı, yeni konut arzının fiyatına yansıyacak bir kalem; bu da kiracı ve ev sahibi arasındaki pazarlığın seyrini etkileyen unsurlardan biri.

Bütün bu rakamların bir başka işlevi daha var. İstanbul'un verileri, Türkiye geneline ilişkin aylık enflasyon rakamları açıklanmadan önce öncü gösterge olarak yakından takip ediliyor. Kent, ülke nüfusunun önemli bir bölümünü ve tüketim hacminin büyük kısmını barındırdığı için buradaki eğilim, ülke tablosuna dair erken bir fikir veriyor. Elbette İstanbul'a özgü dinamikler — kira piyasasının kendine has yapısı, hizmet sektörünün ağırlığı, mevsimlik nüfus hareketleri — bu veriyi ülke ortalamasından zaman zaman ayrıştırabiliyor. Yine de yön tayini için anlamlı bir pusula işlevi görüyor.

Verilerin satır aralarında dikkat çeken bir başka nokta, 2025 yıl sonuna göre fiyat artışının yüzde 29,31 düzeyinde olması. Yılın on ayı geride kalmışken bu oran, yıllık hedeflerin ne kadar uzağında olduğumuzu göstermesi bakımından önemli. On iki aylık ortalamalara göre değişim ise yüzde 35,97. Bu iki gösterge, enflasyonun yalnızca anlık bir sıçrama değil, kalıcı bir birikim sorunu olduğunu hatırlatıyor.

Peki bütün bunlar gündelik hayatta ne anlama geliyor? Bir İstanbul hanesi için ekim ayı, kışlık giysi alışverişinin yapıldığı, okul giderlerinin ödendiği, doğalgaz faturasının kabarmaya başladığı bir dönem. Aynı ay içinde giyimde yüzde 10,60, eğitimde yüzde 1,52, konutta yüzde 2,24'lük artışların üst üste binmesi, hane bütçesinde eş zamanlı bir baskı yaratıyor. Yıllık eğitim artışının yüzde 58,26 olması ise bu baskının yalnızca ekim ayına özgü olmadığını, bir yıla yayılan birikimli bir yük olduğunu gösteriyor.

Enflasyon tartışmalarında sıkça düşülen bir tuzak, tek bir rakama bakıp genel bir yargıya varmak. Oysa ekim verileri, fiyat hareketlerinin harcama grubuna göre ne kadar farklılaştığını açıkça ortaya koyuyor. Giyimdeki sezonluk sıçrama ile eğitimdeki yıllık birikim aynı sepette değerlendirildiğinde, hangi hanenin bu tablodan ne kadar etkilendiği de değişiyor. Çocuğu okula giden bir aile ile yalnız yaşayan bir emekli, aynı enflasyon rakamına baksa da cebinde farklı bir gerçeklikle karşılaşıyor. Veriyi okumanın doğru yolu, ortalamayı görmek ama ortalamanın arkasındaki dağılımı da hesaba katmak.

İTO'nun açıklaması, fiyat hareketlerinin arkasındaki nedenleri de sıralıyor: Giyimde kış sezonu, eğlence ve kültür, haberleşme, konut, lokanta ve oteller ile sağlık gruplarında piyasa koşullarına bağlı değişimler, gıdada mevsim geçişi. Bu açıklamalar, hareketin bileşenlerini anlamak için bir çerçeve sunuyor. Ancak her bir kalemin ağırlığı ve kalıcılığı, önümüzdeki ayların verileriyle daha net ortaya çıkacak. Ekim tablosu, izlenecek başlıkları işaret ediyor: Eğitim ve sağlıkta yıllık artışın seyri, gıdada mevsimsellik sonrası eğilim, konut ve inşaat malzemelerindeki maliyet baskısının barınmaya yansıması. Bu başlıklar, yalnızca ekonomistlerin değil, her ay sonunu getirmeye çalışan hanelerin de yakından takip edeceği konular olmaya devam ediyor.

Toplam 61 defa okunmuştur.

Derya Akıncı diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.