Derya Akıncı
Derya Akıncı - Ekonomi

Enflasyonun ana eğilimi yavaşlarken ne anlatıyor?

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın New York'taki yatırım konferansında yaptığı sunum, enflasyonla mücadelenin neresinde olduğumuza dair önemli ipuçları veriyor. Karahan, daha zorlu arz koşullarına rağmen dezenflasyon sürecinin sürdüğünü belirtirken, iç talepteki yavaşlama ve kira enflasyonundaki iyileşmeye dikkat çekiyor. Buradan çıkan temel mesaj şu: Enflasyon düşüyor ama düşüşün hikâyesi artık yalnızca para politikasından ibaret değil.

Karahan, DEİK Türkiye-ABD İş Konseyi tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında “Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm” başlıklı bir sunum yaptı. Son verilerin dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Karahan, arz kaynaklı şokların manşet enflasyon üzerindeki etkisinin sürdüğünü, hizmet enflasyonunda ise katılığın devam ettiğini ifade etti. Bu iki tespit aslında birbirini tamamlıyor: Bir yandan dışarıdan gelen maliyet baskıları sürüyor, diğer yandan hizmet fiyatları kolay kolay aşağı gelmiyor.

Hizmet enflasyonunun alt kalemlerinde farklı eğilimler olduğunu belirten Karahan, normal şartlarda daha dirençli seyreden bazı kalemlerde iyileşme yaşandığını söyledi. Özellikle kira enflasyonundaki gelişme dikkat çekici. Kira, hanehalkı bütçesinde en ağır kalemlerden biri ve uzun süredir enflasyonun en inatçı bileşenleri arasında yer alıyordu. Burada bir iyileşme sinyali gelmesi, dezenflasyonun tabana yayılması açısından anlamlı. Karahan, iç talepteki yavaşlamanın da bu sürece katkı sağladığını ifade ediyor.

Ancak tablo tamamen pembe değil. Ulaştırma hizmetlerinde son dönemde yaşanan gelişmelerin, kira kaynaklı iyileşmenin bir bölümünü dengelediğini belirten Karahan, “Bir bütün olarak değerlendirildiğinde, veriler daha zorlu arz koşullarına rağmen dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret ediyor.” diyor. Bu cümle, enflasyonla mücadelede tek bir kaleme bakarak iyimser ya da kötümser olmanın yanıltıcı olacağını gösteriyor. Aylık enflasyon verileri önemli ama dönemsel olarak dalgalanabiliyor; Karahan da para politikası değerlendirmelerinde temel eğilimdeki değişimlere odaklanmayı sürdüreceklerini kaydediyor. Yani bir aylık veriyle yön değiştirmek yerine, eğilimin nereye gittiğine bakmak gerekiyor.

Büyüme tarafında ise iç talep zayıflığı belirgin. Karahan, ekonomik büyümenin iç talepteki zayıflama nedeniyle hız kestiğini, buna karşılık dış ticaret dengesinde iyileşme görüldüğünü ve seyahat gelirlerinin güçlü seyrini koruduğunu söylüyor. Kredi büyümesinin ilkbahardan bu yana belirgin şekilde yavaşladığını, ekonomik aktivitedeki çeyreklik toparlanmanın ise güçlü ihracat tarafından desteklendiğini dile getiriyor. Bu, içeride fren, dışarıda gaz anlamına geliyor. İç talepteki yavaşlama ile ihracattaki güçlü görünümün cari dengedeki iyileşmeye katkı sunduğunu belirten Karahan, yüksek frekanslı verilerin üçüncü çeyrekte iç talepteki yavaşlamanın devam ettiğine işaret ettiğini söylüyor.

Peki bu yavaşlamanın bedelini kim ödüyor? İç talep neden zayıflıyor sorusunun cevabı, aslında hanehalkının cebinde. Kredi büyümesindeki yavaşlama ve sıkı finansal koşullar, harcamaları dizginliyor. Enflasyonu düşürmek için talebi soğutmak gerekiyor, ancak bu süreçte esnafın cirosu, ücretlinin alım gücü ve küçük işletmenin nakit akışı doğrudan etkileniyor. Karahan'ın konuşmasında bu sosyal boyut yer almıyor; merkez bankacılığı açısından doğal, ama yurttaş açısından dezenflasyonun maliyeti tam da burada birikiyor.

Enerji fiyatları ise ayrı bir risk başlığı. Jeopolitik gelişmelerin petrol fiyatlarında yükselişe neden olduğunu belirten Karahan, rafineri marjlarındaki genişlemenin de bu etkinin daha güçlü hissedilmesine yol açtığını ifade ediyor. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu hem doğrudan hem de dolaylı yollarla artırabileceğini söylüyor. Doğrudan etki akaryakıt ve elektrik fiyatları üzerinden gelirken, dolaylı etki taşımacılık maliyetlerinden market rafına kadar uzanan bir zincirde kendini gösteriyor. Buna rağmen Karahan, enflasyonun ana eğiliminde son dönemde yavaşlama görüldüğünü belirtiyor.

Enflasyon beklentilerinin para politikasında temkinli duruşun korunmasını gerektirdiğini vurgulayan Karahan, yurt içi yerleşiklerin Türk lirasına yönelik talebinin güçlü kaldığını ve uluslararası rezerv tamponlarının da güçlü seyrini sürdürdüğünü ifade ediyor. Türk lirasına olan talep, para politikasının kredibilitesi açısından kritik. Yerli tasarruf sahibi dövize yönelirse enflasyonla mücadele zorlaşır; tersine, TL'de kalma eğilimi güçlenirse dezenflasyonun finansmanı kolaylaşır. Rezervlerin güçlü seyri de dış şoklara karşı bir tampon işlevi görüyor.

Önümüzdeki dönemde enflasyonun seyrinde dışsal şokların yanı sıra yurt içindeki aktarım mekanizmalarının da belirleyici olacağını kaydeden Karahan'ın çizdiği çerçeve, sabırlı ve veri odaklı bir yaklaşımı işaret ediyor. Ancak bu sürecin yurttaş açısından anlamı, raf fiyatlarına ve kira kontratlarına yansıdığı ölçüde somutlaşacak. Enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlama, henüz hissedilen enflasyona tam olarak dönüşmüş değil. Dezenflasyonun başarısı, bu makasın ne kadar hızlı kapanacağıyla ölçülecek.

Toplam 208 defa okunmuştur.

Derya Akıncı diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.