Kerem Aydıner
Kerem Aydıner - Dış Politika

Kırmızı dosyanın gölgesinde Moskova trafiği: Ateşkes mi, nefes molası mı?

Moskova’da masanın üzerinde duran kırmızı dosya, muhtemelen içeriğinden çok sembolik ağırlığıyla konuşuluyor. Putin’in ABD’li misafirleri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile yaptığı görüşmenin ardından sızan görüntülerdeki bu ayrıntı, diplomatik kulislerde her zaman olduğu gibi merak uyandırdı. Ancak asıl mesele, dosyanın içinde ne olduğu değil; bu buluşmanın, aylardır tıkanan müzakere zeminini gerçekten hareketlendirip hareketlendiremeyeceği.

Görüşmenin hemen öncesinde Kremlin’den gelen açıklama, sürecin yönetimine dair önemli ipuçları taşıyor. Putin’in Kiev’e yönelik saldırılara üç gün ara verilmesi talimatı, ABD’li temsilcilerin ziyaretiyle eş zamanlı planlanmış bir adım. Bu, savaşın doğasında var olan bir ironiyi de gözler önüne seriyor: En sert çatışma ortamında bile diplomatik ziyaretlerin güvenliği için ateşkes sağlanabiliyor. Ukrayna tarafı da benzer bir irade göstererek Moskova’ya yönelik saldırılardan kaçınmaya hazır olduğunu açıkladı. Zelenskiy’in Trump’ın temsilcileriyle görüştüğünü doğrulaması ve müzakerelerin yürütüldüğü şehirlere yönelik saldırıları durdurma niyeti, iki tarafın da masada kalma arzusunu teyit ediyor.

Putin’in “Günün başından bu yana Kiev’e herhangi bir saldırı düzenlenmedi” sözleri, bu sınırlı ateşkesin ilk meyvesi olarak okunabilir. Ancak aynı açıklamanın devamında, kapsamlı bir ateşkes konusunda henüz anlaşma sağlanmadığının altının çizilmesi, bu adımların ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor. Savaşın seyrinde birkaç günlük sessizlikler, daha önce de yaşandı; kalıcı barışa giden yolun taşları ise hâlâ döşenebilmiş değil.

Bu noktada Witkoff ve Kushner’ın iki başkent arasında mekik dokuyacak olması, Washington’un sürece verdiği önemi gösteriyor. Trump’ın daha önce özel temsilcilerini hem Moskova’ya hem de Kiev’e gönderirken yanlarında savaşın sona erdirilmesine yönelik bir teklif bulunduğunu açıklaması, masadaki kağıtların ne kadar geniş tutulduğuna işaret ediyor. Ancak bu teklifin içeriği hakkında hâlâ net bir bilgi yok. Kırmızı dosyanın içeriği gibi, Washington’un somut önerileri de kamuoyundan gizli tutuluyor.

Tarihsel perspektiften bakıldığında, Ukrayna sahasındaki her diplomatik hamle, iki tarafın da askeri pozisyonunu güçlendirme çabasıyla iç içe geçiyor. Rusya’nın üç günlük saldırı arası kararı, sadece ABD’li misafirlerin güvenliği için alınmış bir önlem olarak değil, aynı zamanda uluslararası kamuoyuna “barışa açık” bir imaj verme çabası olarak da okunabilir. Benzer şekilde Ukrayna’nın Moskova’ya saldırılmama taahhüdü, Batı’dan gelecek yeni destek paketleri öncesinde elini güçlendiren bir jest niteliği taşıyor.

Putin’in görüşmeyi “faydalı” olarak nitelendirmesi ve Trump’a iyi dileklerini iletmesi, iki lider arasındaki kişisel diyaloğun sürdüğüne işaret. Bu, önceki yönetimler döneminde sıkça rastlanmayan bir durum. Ancak kişisel ilişkilerin savaşın seyrini değiştirip değiştiremeyeceği, masadaki somut güvencelere bağlı. Tarafların birbirine duyduğu güvensizlik o kadar derin ki, birkaç günlük sessizliklerin ötesine geçmek için daha kapsamlı garantilere ihtiyaç var.

Görüşmenin ardından ortaya çıkan tablo, tarafların “müzakere masasına dönme” konusunda istekli olduğunu ancak kalıcı bir ateşkes için henüz yeterli zeminin oluşmadığını gösteriyor. Kiev ve Moskova’ya yönelik saldırılara verilen geçici aralar, şu aşamada kalıcı bir çözümden ziyade diplomatik görüşmeler için uygun ortam yaratmayı amaçlayan sınırlı adımlar olarak öne çıkıyor. Bu adımların birer köprü mü yoksa birer tuzak mı olduğunu ise önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler belirleyecek.

Witkoff ve Kushner’ın Kiev’e geçmesiyle birlikte sürecin ikinci perdesi oynanacak. Zelenskiy’in Ukrayna’nın gün sonuna kadar ve hafta sonu boyunca Moskova’ya yönelik saldırılardan kaçınmaya hazır olduğunu açıklaması, Kiev’in de bu diplomatik trafiğe belirli bir süre için saygı göstereceğini gösteriyor. Ancak bu durumun kalıcılığı, Rusya’nın Kiev’e yönelik saldırıları tamamen durdurup durdurmayacağına bağlı. Zelenskiy’in bu beklentisini açıkça dile getirmesi, sürecin en kritik testinin ateşkesin sürdürülebilirliği olduğunu gösteriyor.

Kırmızı dosyanın sırrı, belki de önümüzdeki haftalarda çözülecek. Ancak diplomasi tarihi, masadaki sembollerin bazen içerikten daha çok konuştuğunu gösteriyor. Putin’in önüne koyduğu bu dosya, Rusya’nın müzakere sürecine verdiği önemin görsel bir ifadesi olabilir; ya da tıpkı savaşın kendisi gibi, içi boş bir gösteriden ibaret olabilir. Şimdilik elimizde olan tek şey, tarafların bir kez daha masaya oturduğu ve birkaç günlük bir nefes molası için anlaştığı gerçeği.

Bu nefes molasının savaşı bitirip bitirmeyeceğini zaman gösterecek. Ancak şunu unutmamak gerekiyor: Ukrayna sahasındaki her sessizlik, bir sonraki fırtınanın habercisi de olabilir, barışın ilk kıvılcımı da. Diplomasinin zorlu doğası, tarafların attığı her adımda hem umut hem de şüphe barındırmasından geliyor. Moskova’daki görüşmenin ardından yapılan açıklamalar, bu ikircikli durumu tam anlamıyla yansıtıyor: “Faydalı görüşmeler” yapıldı ama kapsamlı bir anlaşma yok. Saldırılara ara verildi ama kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Temsilciler Kiev’e gidiyor ama ellerindeki teklifin içeriği hâlâ meçhul.

Kırmızı dosya ve içindeki belgeler, belki de bu belirsizliğin en somut sembolü. Çünkü savaşın sona erdirilmesi, sadece masadaki kağıtların değil, o kağıtları imzalayacakların iradesine bağlı. Witkoff ve Kushner’ın iki başkent arasında taşıyacağı mesajlar, bu iradenin ne kadar gerçek olduğunu ortaya koyacak. Şimdilik yapılabilecek en doğru yorum, sürecin canlı tutulduğu ve diplomasi kanallarının açık olduğu. Savaşın ne zaman biteceği sorusuna verilecek yanıt ise, bu kanallardan akacak somut sonuçlarda gizli.

Toplam 57 defa okunmuştur.

Kerem Aydıner diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.