Kriz Büyürken Koltuğu Bırakmamak Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı?
Türk futbolunda taşlar yerinden öyle bir oynadı ki artık sahadaki taktiği, kaçan golleri, teknik direktör tercihlerini ya da hakem düdüklerini normal parametrelerle konuşabileceğimiz bir zemin kalmadı. Zaten uzun süredir futbolumuzun ana gündemi yeşil sahanın dışına taşmıştı; fakat hakemler dosyası soruşturmasıyla başlayan ve Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun tutuklanıp ardından görevinden istifa etmesiyle tırmanan süreç, krizi bambaşka bir boyuta taşıdı. Bir federasyon düşünün; hakem yönetiminin en tepesindeki isim adli bir soruşturma kapsamında tutuklanıyor ve görevi bırakıyor. Böyle bir tablonun ardından gözlerin doğrudan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na ve Riva yönetimine çevrilmesi kaçınılmazdı.
Doğal olarak son günlerde futbol kamuoyunda tek bir soru yankılanmaya başladı: TFF yönetimi bu tablonun altından nasıl kalkacak ve Hacıosmanoğlu görevi bırakacak mı? Senaryolar havada uçuştu, kulislerde istifa iddiaları yüksek sesle dillendirildi. Çünkü futbol yönetiminde en kritik kurullardan birinin başkanı adli makamların konusu haline gelmişse, orada hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmek dünyanın hiçbir yerinde kolay değildir. Ancak İbrahim Hacıosmanoğlu cephesinden gelen ilk net tepki, geri adım atmaya niyetli olmadığını gösterdi. Gazeteci Mehmet Arslan’a konuşan Hacıosmanoğlu, istifa edeceği yönündeki iddialara kapıyı sert bir dille kapattı.
Hacıosmanoğlu’nun Mehmet Arslan’a yaptığı açıklamada kullandığı ifadeler son derece çarpıcı: “BENİM ÜZERİME YIKAMAZSINIZ” Hacıosmanoğlu, kararlılığını şu sözlerle ortaya koydu: "Hayır, istifa etmeyeceğim. Siz beni tanımadınız mı? Türk futbolunda olan bütün pislikleri benim üzerime yıkamazsınız. Biz temiz futbol için mücadeleye devam edeceğiz" Bu cümleler, Hacıosmanoğlu’nun bilinen kriz yönetimi reflekslerini ve meydan okuyan tarzını bire bir yansıtıyor. Ancak tam da bu noktada futbolu yakından takip eden herkesin sorması gereken temel sorular var. Evet, Türk futbolunun geçmişten bugüne biriken kronik sorunları, şaibeleri ve yapısal krizleri tek bir başkanın ya da yönetimin üzerine yıkılamaz; bu tespit kendi içinde bir hakikat payı barındırabilir. Peki, sizin döneminizde göreve gelen ya da görevi yürüten bir MHK Başkanı tutuklanma noktasına gelmişse, bu tablonun idari ve yönetsel sorumluluğu kime ait olacak?
Liderlik, sadece işler yolunda giderken alkış toplamak ya da radikal çıkışlar yaparak taban bulmak değildir. Gerçek liderlik, kendi çalışma ekibinizin en kritik halkasında böyle bir sarsıntı yaşandığında, sorumluluktan kaçmadan o yükü göğüsleyebilmektir. "Bütün pislikleri benim üzerime yıkamazsınız" çıkışı duygusal olarak anlaşılabilir bir savunma mekanizmasıdır; fakat kurumsal açıdan bakıldığında camianın beklediği yanıt bu mudur? Temiz futbol mücadelesi vermek iddiası değerlidir, fakat temiz futbol söylemi ancak atılan somut adımlarla, kurumsal şeffaflıkla ve denetim mekanizmalarının işletilmesiyle inandırıcılık kazanır. Eğer en tepedeki kurul bu derece derin bir soruşturmayla sarsılıyorsa, orada durup "biz mücadeleye devam edeceğiz" demek kamuoyundaki soru işaretlerini tek başına gidermeye yetmez.
Krizin yönetim tarafındaki yansımaları da en az yapılan açıklamalar kadar düşündürücü. İddialara göre TFF Yönetim Kurulu’nun olağanüstü toplanacağı ve federasyon yönetiminin geleceğinin bu toplantıda masaya yatırılacağı belirtiliyordu. Ne var ki son gelişmeler, toplantı tarihinde dahi değişiklik yaşandığını gösteriyor. Bir kriz anında yönetim kurulunun toplanma takviminde bile yaşanan bu belirsizlik, içerideki dalgalanmanın ve karar alma mekanizmasındaki tereddütlerin açık bir göstergesi değil midir? Eğer bir yönetim krizin tam ortasındayken hızlı, net ve yekvücut bir duruş sergileyemiyorsa, dışarıdan gelen baskıların daha da artması mukadderdir.
Görünen o ki İbrahim Hacıosmanoğlu istifa etmeme kararlılığıyla koltuğunu koruma refleksini seçti. Ancak Türk futbolunda güven mekanizması bir kez bu denli ağır hasar gördüğünde, sadece "ben gitmiyorum" demek fırtınayı dindirmeye yetmez. Yönetimin önümüzdeki süreçte nasıl bir rota çizeceği, soruşturmanın seyrine karşı nasıl bir kurumsal tavır alacağı ve olağanüstü toplantıdan ne tür kararlar çıkacağı futbolun geleceğini doğrudan belirleyecek. Hacıosmanoğlu temiz futbol için kalacağını söylüyor; fakat futbol kamuoyu artık sözlerden ziyade güven veren icraatlar ve samimi bir hesap verebilirlik bekliyor.
Cem Arıkan diğer yazıları:
- Kriz Büyürken Koltuğu Bırakmamak Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı?
- Gabigol İddiası Fenerbahçe'nin Gerçek Sorununu Gizliyor: Forvet Değil, Kafa Lazım
- Ronaldo'nun Yedek Kalması Değil, Kriz Yönetimi Sorunu
- Bursa'da 4-1'lik yenilginin faturası tribüne kesildi, ya sahadaki gerçek?
- Fenerbahçe'de 10 Milyonluk Borç Tartışması: Para Değil, Zihniyet Meselesi









YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.