Selin Yalçın
Selin Yalçın - Toplum

Dilek İmamoğlu'nun Sesinden Adalet Arayışı

Silivri, adalet arayışının ve hukuksuzlukların tartışıldığı bir platform haline geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 19 Mart operasyonunun ardından tutuklananların aileleri, Aile Dayanışma Ağı'nın buluşmasında bir araya geldi. Bu buluşmada, Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu'nun konuşması dikkat çekiciydi.

Dilek İmamoğlu, devam eden yargı sürecine dair sert eleştirilerde bulunarak, yaşananların yalnızca Ekrem İmamoğlu ve ailesinin meselesi olmadığını, tüm toplumun ortak sorunu olduğunu vurguladı. Özellikle yargılama süreçlerindeki çelişkiler ve adaletsizlikler, toplumun adalet arayışını daha da derinleştiriyor. “Verilen kararlar, ‘İftira at, beraat et’ anlayışıyla yürütülen bir süreçle karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır. İBB Davası’nda da aynı adaletsizlikler yaşanıyor. Yalnızca beyanlara dayandırılan bir iddianame ile yüzlerce kişi sanık hâline getirildi. İnsanlar, haklarında iddianame dahi hazırlanmadan aylarca tutuklu bırakıldı ve iddianamenin hazırlanmasını cezaevinde beklediler. Masumiyet karinesi yok sayıldı. İnsanlar daha yargılama başlamadan peşinen cezalandırıldılar. Bugün ise 53 kişi hâlâ tutuklu olarak cezalandırılmaya devam ediyor. 8 kişi ev hapsinde tutuluyor. Bir tarafta verdikleri yalan beyanlar sayesinde özgürlüklerine kavuşanlar ve diğer tarafta bu yalan beyanlar nedeniyle aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakılan insanlar var. Peşinen cezalandırılan bu insanların yalan beyanları sorgulama, çelişkileri ortaya koyma hakları da engelleniyor.“SAVUNMA HAKLARI ENGELLENDİ”

İmamoğlu, sanıkların kendilerine yöneltilen suçlamalara karşı savunma yapabilmelerinin ve iddiaları sorgulayabilmelerinin önemine dikkat çekti. Bu noktada, Ekrem İmamoğlu ve avukatlarının savunma haklarının engellendiğini ifade ederek, yürütülen yargılamanın adalet üretebileceği konusunda ciddi şüpheler olduğunu dile getirdi.

Duruşmaların geç saatlere kadar sürmesi ve sanıkların avukatlarıyla birbirinden uzak tutulması gibi uygulamalar, yargı sürecinin ne denli sağlıksız ilerlediğini gözler önüne seriyor. Dilek İmamoğlu, bu kısıtlamaların yalnızca bir baskı aracı olduğunu belirterek, dayanışma ve mücadele kararlılığının bu tür baskılardan etkilenmeyeceğini savundu. “O hâlde soruyorum. Haklarında isnat edilen suçlara ilişkin tek bir somut delil bulunmayan ve bu iftiralarla tutsak edilen insanlar soru soramayacaksa, üzerlerine atılan iftiraları çürütemeyeceklerse gerçekler nasıl açığa çıkacak? Milyonların cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun ve avukatlarının savunma hakları da engellendi. Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını ne zaman yapmasına izin verileceği dahi belli değil. Peki, savunma hakkının engellendiği, yalan beyanların sorgulanmasına ve çelişkilerin ortaya konulmasına izin verilmediği bir yargılamadan adalet çıkabilir mi? Böyle bir anlayışın hukukla ve adaletle bağdaşması mümkün olabilir mi? Bugün Türkiye bir hukuk devletinde asla yaşanmaması gereken yargı uygulamalarıyla karşı karşıyadır.“AHLAK DIŞI UYGULAMALAR BİZİ YILDIRAMAYACAK”

İmamoğlu'nun mesajı açıktı: “Adalet, herkesin ortak değeridir.” Siyasetçilerin, haksızlıklar karşısında sessiz kalmaması gerektiğini vurgulayan Dilek İmamoğlu, bu durumun yalnızca kendileri için değil, tüm toplum için bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Kamuoyunun adalet arayışında sessizlik, bir tür acziyet olarak değerlendirilebilir. “Başka hangi hukuk devletinde gece geç saatlere kadar devam eden duruşmalar görülmüştür? Bu acele neden? Yargılama neye ve hangi tarihe yetiştirilmeye çalışılıyor? Başka hangi hukuk devletinde avukatlarla sanıkların birbirinden bu denli uzak tutulduğu bir duruşma salonunda yargılama yapılmıştır? Televizyonlarda canlı yayınlanmasını talep ettiğimiz bu davanın bugün neredeyse avukatlar olmadan, sanıklar salona getirilmeden, aileler izleyemeden ve basın takip edemeden görülmesi bekleniyor. Tek bir somut delil olmadan haksız ve hukuksuz şekilde sevdiklerimizi şafak operasyonuyla tutsak ettiğiniz yetmezmiş gibi dışarıda kalan aileleri de 17 aydır tehdit altında tutuyorsunuz. Attığımız her adımın takip edildiğinin farkındayız. Elinizden gelse bize nefes alacak bir alan bile bırakmayacaksınız. Çok iyi bilinsin ki özel hayatın gizliliğini ihlal eden bu ahlak dışı uygulamalar ve saldırılar asla bizi yıldırmayacak. Aksine dayanışmamızı ve mücadele kararlılığımızı daha da güçlendirecek. Ne insanlığa ne siyasi kültürümüze ne toplumsal geleneklerimize ne de bizi bir arada tutan vicdani ve manevi değerlerimize uyan bu uygulamaları görmezden gelenleri anlamakta güçlük çekiyoruz.“MİLLETİN SEÇTİKLERİ BURADA, SİLİVRİ’DE”

Sonuç olarak, yaşananlar, Türkiye’nin siyasi ve adli sisteminin ne denli sorgulanabilir bir noktada olduğunu gösteriyor. Dilek İmamoğlu'nun çağrısı, sadece bir aile meselesi değil; adaletin, hukukun ve insan onurunun savunulması gereken bir toplumsal mesele. Bu nedenle, tüm siyasi aktörlerin bu hukuksuzluklara karşı ses yükseltmesi, toplumun adalet talebinin karşılanması açısından kritik bir önem taşıyor. “Haksızlık karşısında susmak, yaşanan mağduriyetlere sırtını dönmek, insanların acısını ve hak arayışını yok saymak yalnızca toplumsal sorumlulukla değil; inancımızın bize öğrettiği adalet, merhamet, vicdan ve kul hakkı anlayışıyla da bağdaşmaz. Çünkü bizim inancımızda adalet yalnızca kendimiz için değil, herkes için savunulması gereken temel bir değerdir. Haksızlığa karşı söz söylemek ve kul hakkını gözetmek hepimizin vicdani ve ahlaki sorumluluğudur. Özellikle toplum adına sorumluluk üstlenmiş siyasetçilerin bu haksızlıklara tepkisiz kalmalarını anlamakta güçlük çekiyoruz. Siyaset yalnızca makam ve yetki sahibi olmak değil; zor zamanlarda adaletten, hukuktan ve insan onurundan yana tavır alabilme sorumluluğudur. Siyaset, millet için yapılır. Biz buradayız. Milletin seçtikleri burada, Silivri’de. Milletin temsilcilerini adalete sahip çıkmaya davet ediyoruz. Hep söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Bu mesele yalnızca Ekrem İmamoğlu’nun, yol arkadaşlarının ve ailelerinin meselesi değil; 86 milyonun ortak meselesidir. Hak, hukuk ve adalet herkesin meselesidir.”

Toplam 22 defa okunmuştur.

Selin Yalçın diğer yazıları:

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.