“Bibi 3. Dünya Savaşı İstiyor..”: Trump Cephesine Yakın İsimden Olay Şantaj Çıkışı!

“Bibi 3. Dünya Savaşı İstiyor..”: Trump Cephesine Yakın İsimden Olay Şantaj Çıkışı!

Washington siyasetini sarsan çıkışta, MAGA tabanının en güçlü seslerinden Candace Owens, Netanyahu’ya çok ağır suçlamalar yöneltti. Owens, Epstein bağlantılı dosyaların bir baskı aparatı olarak devreye sokulduğunu ve ABD’nin tehlikeli bir savaş senaryosuna itildiğini savundu. İşte detaylar...

ABD siyasetinde tansiyonu yükselten yeni bir çıkış, muhafazakâr kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Donald Trump’ın en bilinen destekçilerinden biri olarak görülen Candace Owens, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ve Washington’daki İsrail yanlısı çevrelere yönelik son derece ağır ithamlarda bulundu. Owens, Jeffrey Epstein dosyaları üzerinden kurduğu çarpıcı iddialarla, ABD’nin İran’la bir savaşa sürüklenmek istendiğini savundu.

Owens’ın açıklamaları, yalnızca İsrail-İran gerilimi ekseninde değil, aynı zamanda ABD iç siyasetinde Trump çevresindeki güç dengeleri bakımından da dikkat çekici bulundu. Sosyal medya platformu X üzerinden peş peşe yaptığı paylaşımlarda Owens, Trump’ın etrafındaki bazı isimlerin başkanı yanlış yönlendirdiğini ve tabanda karşılığı olmayan bir savaşı meşrulaştırmaya çalıştığını ileri sürdü.

Trump’ın Çevresine Ağır Suçlama

Candace Owens, açıklamalarında özellikle Trump çevresindeki “İsrail-Önceci” olarak tanımladığı grupları hedef aldı. Bu çevrelerin, İsrail’in güvenlik ve stratejik çıkarlarını ABD’nin çıkarlarının önüne koyduğunu öne süren Owens, Trump’ın kendi seçmen tabanının böyle bir savaşı desteklediğine inandırılmaya çalışıldığını söyledi.

Owens’a göre İran’la olası bir çatışma, Amerikan kamuoyunun gerçek gündeminden kopuk bir senaryo olarak öne çıkarılıyor. Ülkede ekonomik çöküntü, toplumsal dağılma, borç krizi ve kumar bağımlılığı gibi derin sorunlar yaşanırken, Amerikalıların başka bir ülkenin jeopolitik ve dini hedefleri uğruna yeni bir savaşa ikna edilmeye çalışıldığını savundu.

“Bu Savaşı Kimse İstemiyor” Çıkışı

Owens, yaptığı değerlendirmelerde savaş karşıtı tonunu açık biçimde ortaya koydu. İsrail’i her şeyin önüne koyan çevreler dışında hiç kimsenin bu savaşı istemediğini iddia eden Owens, mevcut sürecin tabandan gelen doğal bir talep değil, siyasi manipülasyon sonucu oluşturulmuş bir atmosfer olduğunu öne sürdü.

Açıklamalarında, savaşın yalnızca dış politika veya ulusal güvenlik başlığı altında ele alınamayacağını belirten Owens, bunun aynı zamanda küresel güç ağları, finans sistemi ve ideolojik projelerle ilişkili daha geniş bir planın parçası olduğunu ima etti. Bu yönüyle Owens’ın sözleri, klasik muhafazakâr dış politika eleştirisinin ötesine geçen daha sert ve komplo boyutu taşıyan bir çerçeveye oturdu.

İran’daki Öğrenci Ölümleri İddiası

Owens’ın en çarpıcı çıkışlarından biri de İran’daki okul grevi ve öğrenci ölümleriyle ilgili oldu. Owens, herhangi bir provokasyon olmadığını savunduğu bir süreçte 250 İranlı öğrencinin öldürüldüğünü ileri sürdü. Bu olayın, İran’a küresel finans sistemini dayatmak amacıyla gerçekleştirildiğini iddia eden Owens, özellikle Rothschild bankacılık sistemi ifadesiyle finansal düzen üzerinden kurduğu eleştirileri daha da sertleştirdi.

Bu iddia, sosyal medyada kısa sürede büyük yankı uyandırırken, Owens’ın paylaşımlarının hem destekleyenler hem de tepki gösterenler tarafından yoğun biçimde tartışılmasına yol açtı. İran’daki gelişmeleri küresel finans düzeniyle ilişkilendiren Owens, savaşın görünenden çok daha derin bir ekonomik ve ideolojik mücadele içerdiğini öne sürdü.

Epstein Dosyaları Ve Mossad İddiası

Owens’ın açıklamalarında en fazla dikkat çeken başlıklardan biri ise Jeffrey Epstein dosyaları oldu. Owens, Epstein ile İsrail istihbaratı arasında bağlantı bulunduğunu öne sürerek, bu yapının yıllardır dünya siyasetinde bir şantaj mekanizması olarak kullanıldığını iddia etti.

Jeffrey Epstein’ın topladığı kirli arşivin, özellikle ABD’li siyasetçiler ve karar alıcılar üzerinde baskı kurmak için devreye sokulduğunu savunan Owens, bu dosyaların İran’a karşı savaş ortamı oluşturmak amacıyla kullanıldığını ileri sürdü. Owens’ın bu çıkışı, hem Epstein dosyaları etrafındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi hem de İsrail istihbaratıyla ilgili son derece ağır ve tartışmalı suçlamaları gündemin merkezine taşıdı.

“Borç Köleliği” Üzerinden Kurulan Sistem Eleştirisi

Owens, İran’la ilgili değerlendirmelerinde ekonomik sistem üzerinden de dikkat çekici bir tez ortaya attı. İran’da faiz temelli yapının, yani kendi ifadesiyle “borç köleliğinin” yasal olmadığını savunan Owens, buna karşılık “Epstein sınıfı” olarak tanımladığı küresel elitlerin tüm dünyayı tefecilik düzeniyle kontrol altına almak istediğini ileri sürdü.

Bu söyleminde savaşın yalnızca askeri bir hamle olmadığını vurgulayan Owens, Orta Doğu’da yükselen gerilimin aynı zamanda küresel finans sisteminin devamını sağlamak için kullanılan bir araç olduğunu savundu. Böylece İran dosyasını yalnızca bölgesel güvenlik sorunu olarak değil, ekonomik tahakküm ve ideolojik kuşatma çerçevesinde ele aldı.

Hürmüz Boğazı’nda Tehlikeli Eşik

Sahadaki gelişmeler de gerilimin söylem düzeyini aşarak çok daha kritik bir aşamaya geldiğine işaret etti. Trump’ın İran enerji santrallerine yönelik “imha” tehdidinde bulunduğu, Tahran yönetiminin ise buna son derece sert bir yanıt verdiği aktarıldı.

İran, söz konusu tehdidin hayata geçirilmesi halinde, dünya petrol sevkiyatının en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı derhal ve tamamen kapatacağını duyurdu. Bu açıklama, yalnızca bölgesel değil, küresel ekonomi açısından da alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Öte yandan Trump’ın boğazın açık tutulması için 48 saatlik bir süre verdiği yönündeki iddialar da krizin boyutunu daha da büyüttü.

İsrail’de Nükleer Tesis Yakınına Füze İddiası

Gerilimi daha da artıran bir diğer unsur ise İran füzelerinin İsrail’de gizli nükleer araştırma tesisinin bulunduğu bölgeye yakın bir noktaya düştüğü yönündeki iddia oldu. Söz konusu gelişmenin ardından Netanyahu’nun, “Kimsenin ölmemesi bir mucize” dediğinin bildirildiği aktarıldı.

Bu iddia, çatışmanın yalnızca diplomatik tehditlerle sınırlı kalmadığını, sahada doğrudan ve son derece riskli bir askerî tırmanma ihtimalinin güçlendiğini gösteren unsurlardan biri olarak yorumlandı. Bölgedeki her yeni açıklama ve karşılıklı sert mesaj, çok daha geniş çaplı bir çatışma ihtimalini gündemde tutuyor.

“Bizim Savaşımız Değil” Mesajı

Candace Owens, tüm bu gelişmeleri değerlendirirken, bunun Amerikan halkının savaşı olmadığını vurguladı. Ona göre yaşananlar, güvenlik veya kamu düzeni meselesi olmaktan çok, küresel elitlerin kendi sistemlerini korumak için Orta Doğu’yu bilinçli biçimde ateşe vermesinin sonucu.

Owens, İsrail’i ya da kendi ifadesiyle “mesihçi Kızıl Düve savaşını” desteklemediğini açık şekilde ilan ederek, Trump tabanına da bu sürece karşı mesafeli olunması çağrısında bulundu. Böylece yalnızca İsrail hükümetine değil, ABD’de bu çizgiye destek veren siyasi ve ideolojik çevrelere de sert bir mesaj vermiş oldu.

Muhafazakâr Dünyada Yeni Fay Hattı

Owens’ın çıkışı, muhafazakâr hareket içinde zaten var olan görüş ayrılıklarını daha görünür hale getirdi. Bir tarafta İsrail’e koşulsuz desteği savunan çevreler bulunurken, diğer tarafta ABD’nin dış müdahalelerden uzak durması gerektiğini düşünen ve ulusal önceliklerin öne çıkarılmasını isteyen bir damar giderek daha güçlü ses veriyor.

Bu nedenle Owens’ın sözleri, sadece sosyal medya polemiği olarak değil, Trump sonrası ya da Trump çevresindeki muhafazakâr çizginin geleceği bakımından da yeni bir fay hattı olarak değerlendiriliyor. Özellikle İsrail, İran, küresel finans sistemi ve Amerikan milliyetçiliği gibi başlıkların aynı anda tartışmaya açılması, bu çıkışı çok daha etkili ve sarsıcı hale getiriyor.

Tartışma Büyüyor

Candace Owens’ın Netanyahu, Jeffrey Epstein, Mossad, İran ve küresel finans sistemi arasında kurduğu bağlantılar, önümüzdeki günlerde de tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Açıklamalar, hem iddiaların sertliği hem de hedef aldığı aktörlerin ağırlığı nedeniyle Amerikan muhafazakâr çevrelerinde yeni bir kırılma başlatabilecek nitelikte değerlendiriliyor.

Özellikle Trump tabanının dış politika, İsrail ilişkileri ve İran gerilimi konusunda nasıl bir pozisyon alacağı, bu tür çıkışların etkisiyle daha fazla sorgulanmaya başladı. Owens’ın “Bu bizim savaşımız değil” mesajı ise, ABD’de yeni dönemin dış politika tartışmalarında en çok konuşulacak sloganlardan biri olmaya aday görünüyor.

"“Bibi 3. Dünya Savaşı İstiyor..”: Trump Cephesine Yakın İsimden Olay Şantaj Çıkışı!" haberi, 23 Mart 2026 tarihinde yazılmıştır. 23 Mart 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.