Zana Gümüş: “Dış politikada kurumsal akla ihtiyaç var”

Zana Gümüş: “Dış politikada kurumsal akla ihtiyaç var”

Avrupa Konseyi Kongre Üyesi Zana Gümüş: “Türkiye’nin dış politikada yeniden öngörülebilirliğe ve kurumsal akla ihtiyacı var”

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Üyesi ve Sarıyer Belediye Meclis Üyesi Zana Gümüş, Strazburg’da katılacağı Avrupa Konseyi İzleme Komitesi toplantısı öncesi, CHP’nin kamuya açık dış politika söylemi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Gümüş, Türkiye’nin dış politikada uzun yıllardır yaşadığı “öngörülemezlik” sorununun ancak kurumsallığın yeniden inşa edilmesiyle aşılabileceğini söyledi. Bu çerçevede, Atatürk’ün “Yurtta barış, cihanda barış” ilkesinin dış politikanın hala en sağlam referans noktası olması gerektiğini vurguladı.

“GENEL BAŞKANIMIZ ÖZGÜR ÖZEL’İN SÖYLEMİ, DIŞ POLİTİKADA KURUMSALLIĞA DÖNÜŞÜN İŞARETİNİ VERİYOR”

Gümüş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son aylarda yaptığı açıklamalara işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sayın Genel Başkanımızın da sık sık vurguladığı gibi, Türkiye’nin dış politikada yeniden öngörülebilirliğe, hukuka dayalı bir çizgiye ve kurumsal akla ihtiyacı var. Ben bu söylemleri, dış politikanın kişisel ilişkiler ve günübirlik tepkiler üzerinden yürütüldüğü dönemin geride kalacağına dair bir işaret olarak görüyorum.”

Gümüş, bu yaklaşımın aynı zamanda Atatürk’ün dış politikada ortaya koyduğu barışçıl, dengeli ve saygın çizginin de bir yansıması olduğunu belirtti.

“CHP’NİN KAMUYA AÇIK BEYANLARI ÜÇ TEMEL DIŞ POLİTİKA EĞİLİMİNE İŞARET EDİYOR”

Zana Gümüş, parti programı ve kamuya açık ifadeler birlikte okunduğunda CHP’nin dış politika yaklaşımının üç ana hat üzerinden şekillendiğinin belirtilebileceğini ifade etti.

Buna göre, ilk başlıkta hukuka ve demokrasiye dayalı bir dış politika anlayışı öne çıkıyor. Gümüş, programın Türkiye’nin dünyadaki gücü ve saygınlığını içeride hukukun üstünlüğü ve demokratik standartlarla doğrudan ilişkilendirdiğini belirterek, dış politikanın sadece güvenlik ya da güç diliyle değil; refah, istikrar ve öngörülebilirlik üzerinden kurulduğuna dikkat çekti.

İkinci başlıkta ise kurumsallık vurgusu dikkat çekiyor. Gümüş’e göre dış politika, kişi merkezli bir alandan çıkarılarak Dışişleri Bakanlığı’nın kurumsal hafızasına, liyakat ilkesine ve kariyer diplomatların birikimine dayanacak şekilde yeniden tanımlanıyor. Bunun Türkiye’yi uluslararası alanda daha güvenilir ve tutarlı bir aktör haline getireceğini ifade eden Gümüş, bu yaklaşımın modern Türk dış politikasında önemli bir yere sahip olan İsmail Cem’in gerçekçi, dengeli ve diyaloğa açık diplomasi çizgisiyle de örtüştüğünü söyledi.

Gümüş, “Dışişleri öncesinde politika üreten merkez konumundayken bugün politika uygulayan bir yer haline geldi. Bunun değiştirilmesi ve Dışişleri’nin yeniden politika üretim sürecinin başında olması çok mühim. Liyakatin ve kurumsal aklın esas olduğu bir dış politika yapım süreci, ülkemizi kişi merkezli ve kimlik tandanslı retoriğin çok ötesinde, istikrarlı ve topluma fayda sağlayan bir yapıya ulaştıracaktır.” dedi.

Son olarak bölgesel politikalarda gerilimi tırmandıran değil, iş birliğini ve diyaloğu büyüten bir çizginin benimsendiğini belirten Gümüş, programın merkezinde “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesinin yer aldığını hatırlattı. Bu yaklaşımın, komşularla ilişkilerde kriz üreten değil, kalıcı barışı ve istikrarı hedefleyen bir diplomasi anlayışına işaret ettiğini vurguladı.

“BENİM GÖRDÜĞÜM TABLO: CHP ÇİZGİSİ, TÜRKİYE’Yİ TEKRAR GÜVENİLİR BİR AKTÖR YAPMAYI HEDEFLİYOR”

Zana Gümüş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Ben hem Avrupa Konseyi çalışmalarından hem bölge misyonlarından edindiğim tecrübeyle şunu görüyorum: Türkiye’ye güven duyulan her dönemde hem ekonomik hem diplomatik alan genişliyor. CHP’nin dış politika söylemi de bu güveni yeniden tesis etmeye yönelik bir çerçeve sunuyor. Bu; kurumsallık, öngörülebilirlik ve uluslararası hukukla uyum üzerinden yürütülebilir.”

Gümüş ayrıca, İstanbul’un uluslararası ilişkilerde artan rolüne dikkat çekerek partisinin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun kent diplomasisini etkili bir kamu diplomasisi aracına dönüştürdüğünü ifade etti. “Şehirlerin uluslararası görünürlüğü ülkenin dış politikadaki yumuşak gücünü büyütür ve İstanbul son yıllarda bunun en güçlü örneğidir.” dedi.

“AB SÜRECİ BİR ‘ÜYELİK TAKINTISI’ DEĞİL, BİR STANDART MESELESİDİR”

Zana Gümüş, Türkiye–AB ilişkilerine dair şunları söyledi:

“Benim yaklaşımım şudur: Türkiye AB’ye üye olsun ya da olmasın, vatandaşları için AB standardında bir hukuk düzeni, refah seviyesi ve kurumsal yapı oluşturmalıdır. İsviçre ve Norveç bunun en açık örnekleridir. Parti programımızda Avrupa Birliği üyeliği açıkça yer alıyor. Bu, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi bir üyelik takıntısı değil; nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizle ilgili bir tercih. Demokrasi, adalet, hukukun üstünlüğü, ekonomik refah ve dünyada saygın bir konum… Partimizin Türkiye için koyduğu bu hedeflerin doğal karşılığı Avrupa Birliği standartlarıdır. Bu yüzden AB üyeliği bir saplantı değil, bu vizyonun mantıklı ve doğal sonucudur. Bu vizyon, dış politikayı soyut bir güç rekabeti olmaktan çıkarıp refahı artıran, vatandaşın hareket özgürlüğünü genişleten, Türk pasaportunun saygınlığını yükselten ve yurt dışındaki vatandaşlarımızın haklarını etkin biçimde koruyan somut bir devlet kapasitesi hedefiyle birleşiyor.”

“TÜRKİYE YENİDEN BARIŞ İNŞA EDEN, SAYGIN BİR BÖLGESEL AKTÖR OLABİLİR”

Gümüş, Türkiye’nin dış politikada yeniden etkili bir konuma gelebileceğini belirterek açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye’nin bölgesel barışa katkı veren, uluslararası hukukla uyumlu ve güven veren bir diplomasi yürütmesi mümkün. Bunun yolu kurumsal akıldan, şeffaflıktan ve öngörülebilirlikten geçiyor.”

Sponsorlu içeriktir.
Evo Editör

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.