Tunuslu Aktivist Messaoudı: "İsrail Bizi 20 Saat Boyunca El ve Gözlerimiz Bağlı Tuttu"

İsrail tarafınca uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulduktan sonra Türkiye'ye dönüşleri sağlanan Küresel Sumud Filosu'ndaki bazı yabancı aktivistlerin savcılıkça bilgi sahibi olarak ifadeleri alındı.
İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulduktan sonra Türkiye'ye dönen Küresel Sumud Filosu'ndaki bazı yabancı aktivistlerin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bilgi sahibi olarak ifadeleri alındı. Başsavcılığın Türk vatandaşlarının alıkonulmasına ilişkin başlattığı soruşturma kapsamında, gönüllü olarak ifade vermek isteyen yabancı aktivistler, İsrail asker ve polislerinin uyguladığı iddia edilen şiddet ve insanlık dışı muameleyi anlattı.
FAS VATANDAŞI AYOUB HABRAOUI'NIN İFADESI: YAĞMA VE PSIKOLOJIK ŞIDDET
Fas vatandaşı Ayoub Habraouı, gemiye çıkan İsrail askerlerinin kendilerini özellikle ıslanmaları için geminin ön tarafına koyduklarını belirtti. Gözaltı sürecinde yaşadıklarını ise şöyle aktardı:
"Kendilerini limana götürenlerin diz çöktürüp, silahın dipçiğiyle sırtlarına doğru vurduğunu söyleyen Habraouı, 'Tokat attılar. Sanıyorsam bu tarz şeyleri yapanlar İsrail'in özel kuvvetleriydi. Daha sonra özel kuvvetlerin başındaki kişi bizim görüntümüzü alarak, 'Biz teröristleri yakaladık.' şeklinde yayın yaptı. Bize plastik ters kelepçe yaptılar. Gözlerimizi bağladılar bir otomobile koydular. Yaklaşık 3 saat gözlerimiz kapalı şekilde bizi bir cezaevine götürdüler. Arabanın içinde de sürekli anne ve babama yönelik, söylemek istemediğim hakaretlerde bulundular. İbranice konuşuyorlardı.' dedi."
Habraouı, cezaevinde 3 gün boyunca yemek verildiğini ancak su verilmediğini ve "Susadıysanız musluktan için" denildiğini ifade etti. Ayrıca sürekli baskınlarla uyutulmamaya çalışıldıklarını belirtti. Gözaltı sırasında İsrailli bir polis tarafından cebindeki 300 doların zorla alındığını ve iade edilmediğini iddia etti. Habraouı, tüm bu eylemleri yapan İsrail Devleti yetkilileri, asker ve polisleri hakkında uluslararası hukuk çerçevesinde şikayetçi ve davacı olduğunu söyledi.
İNGILIZ EVIE ROSE SNEDKER'IN İFADESI: İLAÇ REDDI VE İNSAN ONURUNA AYKIRI ARAMA
İngiltere vatandaşı Evie Rose Snedker, gemiye silahlı askerlerin çıktığını ve kendisine sözlü tacizde bulunulduğunu belirtti. Aşdod Limanı'na geldiklerinde kolları sıkılarak itildiğini ve üzerlerindeki tüm takı ile kişisel eşyaların zorla alındığını anlattı.
Snedker, yaşadığı kötü muameleyi ve ihmalleri detaylandırdı:
"Ayrıca İsrail'den gitmek istediğimizi bize zorla söyletmeye çalıştılar. Bu sırada zorla pasaportumu ve saatimi aldılar. Bu esnada bizleri kelepçelediler. Kelepçeleri o kadar sıktılar ki bileklerimiz yaralandı... Bir asker hem dedektörle hem de elleriyle beni 2 defa aradı. Ararken özel bölgelerimi insan onuruna yakışmayacak şekilde dokunarak aramaya çalıştılar. Özel bölgeme elleriyle vurdular. Bize hiçbir şekilde saygı duymuyorlardı."
Cezaevinde kaldığı 2 gün boyunca yemek ve su verilmediğini, tuvaletlerin hijyenik olmadığını ve uyumalarına izin verilmediğini ifade etti. Snedker, alerjik bir hastalığı için hayati öneme sahip ilacını vermeyen askerlerin, ilacı vermezlerse öleceğini söylemesine rağmen "Umurumuzda değil" diye cevap verdiğini aktardı. Yaşadığı kötü koşullar nedeniyle enfeksiyon kaptığını ve hastaneye sevk edileceğini belirterek, Türkiye'deki yetkililerin ilgisine minnettar olduğunu dile getirdi.
TUNUSLU ABDALLAH MESSAOUDI'NIN İFADESI: ZINCIRLEME İNSANI İHTIYAÇ İHLALLERI
Tunuslu aktivist Abdallah Messaoudı, İsrail askerlerinin yaklaşık 24 saat boyunca gemide kendilerini kelepçeleyerek beklettiklerini ve bu süreçte tuvalet, yemek gibi insani ihtiyaçlarının hiçbirinin karşılanmadığını söyledi.
Messaoudı, yaşadıklarını ağır bir dille ifade etti:
"Ellerimizi ve gözlerimizi bağlayarak hayvanların bile durmayacağı bir aracın içindeki kafese koyarak cezaevine götürdüler. Bu esnada köpekleri kafeslerin üzerine saldılar... İsrail askerleri bu esnada uyumayalım diye ellerindeki coplarla devamlı kafeslere vurdular. Cezaevinde bizlere çok kötü davrandılar. Burada geçirdiğimiz 2 gün süresince uyumamıza izin vermediler. İnsani gereksinimlerimizi karşılamamıza engel oldular... Gözaltına alınırken çıplak arama yapıldı."
Messaoudı, kendilerine zorla İsrail sınırlarına yasadışı girdiklerine ve rızalarıyla deport edilmek istediklerine dair evraklar imzalatılmaya çalışıldığını, parmak izlerinin ve retinalarının alındığını ancak cep telefonu, para ve diğer eşyalarının zorla alınıp iade edilmediğini de sözlerine ekledi. Ayrıca, insani yardım malzemelerinin denize atılarak imha edildiğini iddia etti.
ÜRDÜNLÜ ABDULLAH YONUIS MOHAMMAD GHABBASH'IN İFADESI
Ürdünlü Abdullah Yonuis Mohammad Ghabbash, elleri ve gözleri bağlı şekilde 20 saat bekletildiklerini ve sorgulama sırasında kendilerine "Hamas'a bağlı teröristlerden misin?", "Hamas size kaç para verdi?" gibi sorular sorulduğunu belirtti. Zorla evrak imzalatmaya çalıştıklarını ancak hiçbirini imzalamadıklarını ifade etti.
SORUŞTURMA KAPSAMI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırının ardından Türk vatandaşlarının alıkonulmasıyla ilgili olarak "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması", "nitelikli yağma" ve "eziyet" gibi suçlardan soruşturma başlatmıştı. Türk vatandaşı olmayan aktivistlerin de istemeleri halinde ifade verebileceği kararlaştırılmıştı.
"Tunuslu Aktivist Messaoudı: "İsrail Bizi 20 Saat Boyunca El ve Gözlerimiz Bağlı Tuttu"" haberi, 05 Ekim 2025 tarihinde yazılmıştır. 05 Ekim 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.