Kıyafet düzenlemesinin ardından öğretmenlere bir yasak daha! Bakan Tekin açıkladı!

Kıyafet düzenlemesinin ardından öğretmenlere bir yasak daha! Bakan Tekin açıkladı!

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde eğitim gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Tekin, sınıfta cep telefonu kullanımını abartan öğretmenlerin uyarıldığını belirtirken PISA başarısına ilişkin de dikkat çeken değerlendirmeler yaptı. İşte detaylar...

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda 2026-2027 eğitim öğretim yılı ve eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu. Tekin, eğitim sistemine dair çeşitli başlıklarda açıklamalar yaparken öğretmenlerin sınıfta cep telefonu kullanımına da değindi.

Bakan Tekin, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Ne okulları ne öğrencileri tespit ettik. Kendilerinin tespit ettiği steril bir ortamda sınavların uygulanmasıyla ilgili gerekli tedbirleri aldık." dedi.

ÖĞRETMENLERE CEP TELEFONU UYARISI

Tekin, bazı öğretmenlerin sınıfta cep telefonu kullanımını gereğinden fazla artırdığını belirterek, bu konuda öğretmenlere uyarıda bulunulduğunu söyledi.

"Sınıfta cep telefonu kullanımını biraz abartan öğretmenlerimiz vardı. Öğretmen arkadaşlarımıza derste cep telefonu kullanmama konusunda uyarıda bulunduk." açıklamasını yaptı.

Bakan Tekin, eğitimdeki gelişmelerin yalnızca son dönemde atılan adımlarla açıklanamayacağını belirterek, 2001'deki parti programı ve 2002'deki hükümet programı döneminden itibaren atılan adımlara dikkat çekti.

Tekin, bir ülkenin demokratik göstergeler ve demokratikleşme trendi açısından konumunun, genel bütçeden hangi alanlara ne kadar kaynak ayrıldığı gibi parametrelerle de değerlendirilebileceğini ifade etti. Siyaset bilimci olduğunu belirten Tekin, Türkiye'de 2012 bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın 4. sırada olduğunu, daha fazla kaynağın başka alanlara aktarıldığını söyledi.

Tekin, Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün bütçelerde genel bütçeden en çok payın Milli Eğitim'e ayrıldığını belirterek, Milli Eğitim'in hep birinci sırada yer aldığını ifade etti. Genel bütçeden ayrılan payın yüzde 7'lerden yüzde 15'lere çıkarıldığını söyledi.

DERSLİK SAYISI 760 BİNE YAKLAŞTI

Bakan Tekin, AK Parti iktidarları döneminde çocukların okul ihtiyacının karşılanması ve derslik başına düşen öğrenci sayısı bakımından sağlıklı bir eğitim ortamı oluşturulması için önemli adımlar atıldığını söyledi.

Tekin, Türkiye'nin doğal afetlerin, özellikle depremlerin yoğun yaşandığı bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, 2002 yılında Türkiye'de yaklaşık 357 bin derslik bulunduğunu belirtti. Depremlerde yıkılan okullar, diğer doğal felaketlerde kaybedilen derslikler ve ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkılarak yeniden yapılan derslikler hesaba katıldığında, 357 bin dersliğin yaklaşık yarısının bu şekilde kaybedildiğini varsaydığını ifade etti.

Bu durumda önceden kalan derslik sayısının 150-200 bin civarında olduğunu belirten Tekin, ilk adımlarının derslik sayısını artırmak olduğunu söyledi. Amaçlarının çocukların bir sırada üç kişi, dört kişinin oturduğu sınıflar yerine rahatça not tutabildiği, öğretmenini dinleyebildiği müreffeh eğitim ortamları oluşturmak olduğunu aktardı.

Tekin, şu an 760 bine yakın derslik bulunduğunu açıkladı. 357 bin dersliğin 200 bine düştüğünün varsayılması halinde bugün 760 bine çıkıldığını ve yaklaşık 500 bin civarında ilave derslik yapıldığını belirtti.

"OKUL ÖNCESİ EĞİTİME ERİŞİM 2002 YILINDA YÜZDE 11 İKEN BUGÜN YÜZDE 80'İN ÜZERİNDE"

Eğitime erişim konusunda da geçmişte sorunlar yaşandığını anlatan Tekin, çocukların ilkokulu tamamladıktan sonra ortaokula devam edebilmeleri için gerekli mekanizmaların bulunmadığı dönemlere dikkat çekti.

Çocukların köylerinden ilçe merkezlerine gelemediğini veya benzer ulaşım sorunları yaşadığını belirten Tekin, eğitim erişimindeki sorunları aşmak amacıyla çeşitli adımlar atıldığını söyledi. Bu kapsamda taşımalı sistemin getirildiğini, eğitimine devam etmek isteyen ancak ulaşım problemi yaşayan öğrenciler için bu sistemin uygulandığını ifade etti. Ayrıca okulların pansiyon kapasitesinin artırıldığını belirtti.

Tekin, bu adımların eğitim erişimi bakımından Türkiye'nin uluslararası göstergelerdeki konumuna da yansıdığını söyledi. 2002 yılında orta öğretime devam oranının yaklaşık yüzde 50'lerde olduğunu belirten Tekin, bu oranın şu an yüzde 90'ların üzerine çıktığını ifade etti.

Okul öncesi eğitime erişimin de 2002 yılında yüzde 11 seviyesinde olduğunu söyleyen Tekin, bugün bu oranın yüzde 80'in üzerinde bulunduğunu belirtti. Tekin, bunların eğitim erişimi açısından çok önemli parametreler olduğunu ve bu alandaki konunun ciddi şekilde çözüldüğünü söyledi.

PISA'DAKİ BAŞARI NASIL GELDİ?

PISA sonuçlarındaki başarıya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tekin, eğitimin niteliği açısından öğretmen sayısının önemli olduğunu vurguladı. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının 30-40'lı rakamlarla ifade edildiği bir ortamda öğretmenin sınıftaki öğrencilerle sağlıklı ilişki kurma ihtimalinin bulunmadığını söyledi.

Tekin, şu an sistemde kayıtlı öğretmenlerin yüzde 80'inin AK Parti iktidarları döneminde atandığını belirtti. 2002 yılında yaklaşık 500 bin, 540 bin öğretmen bulunduğunu ifade eden Tekin, bugün özel okullardaki öğretmenlerle birlikte öğretmen sayısının 1 milyon 260 bine ulaştığını söyledi.

Öğretmen sayısının artması ve altyapının düzelmesinin PISA skorlarına olumlu yansıdığını belirten Tekin, bunun tek neden olmadığını da vurguladı. Bu gelişmelerin son bir veya iki yılda ortaya çıkmadığını belirten Tekin, 2001'den itibaren atılan adımlara dikkat çekti.

Tekin, öğretmenlerin yetenekleri ve yeterlilikleri konusunda da çalışma yapıldığını söyledi. 2014-2015 yılında öğretmenin yeterlikleriyle ilgili uluslararası göstergelerle uyumlu, kapsamlı bir çalışma gerçekleştirildiğini belirtti.

Eğitimin ana felsefesinin de zaman içinde değişmesi gerektiğini anlatan Tekin, 1980'li ve 1990'lı yıllarda okul ve ders kitabı dışında bilgiye erişim mekanizmalarının sınırlı olduğunu ifade etti. İnternet, televizyon ve cep telefonu gibi araçların bugünkü kadar hayatın içinde olmadığı dönemde çocuklara bilginin ağırlıklı olarak okulda verilebildiğini söyledi.

Bu nedenle o dönemde müfredatın tamamen bilgi odaklı olduğunu belirten Tekin, 2013 yılında müsteşarlığa başladıktan sonra katıldığı uluslararası toplantılarda Türkiye'nin eğitim felsefesine yönelik önemli eleştiriler aldığını anlattı.

Uluslararası toplantılarda Türkiye'nin fiziki kapasite ve insan kaynağı bakımından çok pozitif gelişmeler kaydettiğinin ifade edildiğini belirten Tekin, buna karşın eğitim felsefesinde bir problem bulunduğunun söylendiğini aktardı. Buna göre Türkiye'de çocuklara bilgi vermeye dayalı eğitim anlayışının sürdürüldüğü yönünde eleştiriler geldiğini ifade etti.

Tekin, geçmişte eğitime erişimin de sınırlı olması nedeniyle çocukların ilkokul ve ortaokulda her şeyi öğrenmesi amacıyla müfredatların oldukça genişletildiğini söyledi. Aklına gelen her şeyin müfredata eklendiğini belirten Tekin, trafik kazalarının yoğunlaşması halinde bunun, sağlıkla ilgili bir gelişme yaşanması durumunda ise bunun müfredata dahil edildiğini anlattı.

Bu durumun müfredatın şişmesine neden olduğunu belirten Tekin, haftada 3 saatlik bir ders için öğretmenin ancak haftada 6 veya 7 saat ayrılması halinde tamamlayabileceği bir müfredat oluşturulduğunu söyledi. Dersin haftada 3 saatle sınırlandırılması halinde öğretmenin müfredatı yetiştirmek amacıyla hızlı ilerlemek zorunda kaldığını, bunun da öğrencilerin alması gereken eğitimin sağlıklı şekilde verilmesini engellediğini ifade etti.

Tekin, bunun sonucunda öğrencinin, öğretmenin, okulun ve eğitim sisteminin başarısız hale geldiğini belirtti. Eğitime erişimin artmasıyla birlikte müfredatın da buna göre seyreltilmesi ve bazı konuların ilerleyen eğitim kademelerine aktarılması gerektiğini söyledi.

2013 yılından itibaren müfredatı peyderpey, kademeli ve tedricen seyreltme sürecine girdiklerini belirten Tekin, müfredatın bilgi odaklı olmaktan çıkarılarak uluslararası mekanizmaların ulaştığı sistematiğe uygun hale getirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Tekin, çocukların bilgiye erişiminin bu kadar kolay olduğu dönemde asıl önemli olanın bilgiye erişmeleri değil, ulaştıkları bilgiyi gündelik hayatta ve toplumsal yaşamlarında kullanabilecekleri hale getirmek olduğunu söyledi. Bu doğrultuda o tarihlerde çalışma başlattıklarını belirten Tekin, müfredatın bu anlayışa göre revize edilmesi gerektiğini ifade etti.

2024 yılında hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin de bu iki parametre açısından büyük önem taşıdığını belirten Tekin, bunu o dönemde yapılan yayınlarda da dile getirdiğini söyledi.

Tekin, "Ben dedim ki, bakın, bunu değiştirdiğimizde çocuklarımızın, yani birer bilgi yüküne dönüştürüldüğü, sadece bilgi vermek, bilgiyi ezberletmek yerine kendilerine verilen bilgiyi analitik bir biçimde değerlendirebileceği ve gündelik yaşam becerisine dönüştürebileceği hâle getirirsek eğer, biz eğitim sistemimizde başarılı olacağız. Bununla beraber, eğitim sistemimizin içerisindeki bilgi yükünü azaltabilirsek eğer, müfredatta öğretmenimiz de başarılı olacak, sistem de başarılı olacak. Bunu da çok detaylı bir biçimde, bunlar hep konuştuk. Dolayısıyla bu PISA skorlarıyla ilgili önemli adımlardan bir tanesi bu."

Haber akışınızı siz yönetin. ABC Gazetesi’ni Google’a kaynak olarak ekleyin.

"Kıyafet düzenlemesinin ardından öğretmenlere bir yasak daha! Bakan Tekin açıkladı!" haberi, 15 Eylül 2026 tarihinde yazılmıştır. 15 Eylül 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.