Korunmacılığın Ters Tepkisi mi?

Korunmacılığın Ters Tepkisi mi?

Veriler, Gümrük Tarifeleri Politikaları Altında ABD Ekonomisinin Karşı Karşıya Olduğu Riskleri Ortaya Koyuyor. ABD’ye ait yakın zamanda açıklanan ekonomik veriler, ülkenin kötüleşen ekonomik görünümüne ilişkin piyasa endişelerini daha da artırdı:

Şubat ayında perakende satışlar aylık bazda yalnızca %0,2 artarken, bu oran beklentilerin (%0,6) oldukça altında kaldı. Ocak ayı verisi ise %-1,2’lik bir daralma olarak revize edildi. New York Fed’in Mart ayı imalat endeksi ise -20 seviyesine gerileyerek, -0,75 olan tahminin çok altına düştü ve Haziran 2020’den bu yana en düşük seviyeye ulaştı. Sermaye piyasaları bu gelişmelere sert tepki verdi; Şubat ayında rekor kıran S&P 500 endeksi %10’dan fazla değer kaybetti ve Nasdaq teknik olarak düzeltme evresine girdi. Analistler, son dönemde izlenen ABD gümrük tarifesi politikalarının ekonomik belirsizliği daha da artırdığına dikkat çekiyor.

 

Yeni ABD yönetiminin göreve başlamasından bu yana, büyük ticaret ortaklarına karşı sıkça bir araç olarak kullanılan tarifeler, ilgili ülkelerin kendi çıkarlarını korumaya yönelik misilleme önlemleri almasına yol açtı. ABD’nin keyfi tarife uygulamaları yalnızca diğer ülkelere zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda iç ekonomideki belirsizliği de ciddi ölçüde artırarak, kendi çıkarları üzerinde derin ve kalıcı olumsuz etkiler yaratıyor.

 

Bu durumdan ilk etkilenenler arasında Amerikalı tüketiciler yer alıyor. Ticaret açısından bakıldığında, tarifeler ithal ürünleri daha pahalı hale getiriyor; kısa vadede yerli alternatiflerin üretimi ise oldukça zor, bu da doğrudan ABD’li tüketicilere zarar veriyor. Almanya merkezli Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’nün bir raporu, çelik ve alüminyum tarifelerinin ABD’de fiyatları %0,41 oranında artıracağını öngörüyor. Veri analiz firması CoreLogic’in yakın tarihli bir raporuna göre, bu tarifeler önümüzdeki 12 ay içinde ABD’deki inşaat maliyetlerini %4 ila %6 oranında artıracak. Yeni konutların fiyatı 17.000 ila 22.000 dolar arasında yükselebilir; bu da ilk kez ev alacak olanlar üzerindeki baskıyı artırıyor.

 

İlgili ABD sanayileri de tarife "sopasından" nasibini alıyor. Kısa vadede, küçük ve orta ölçekli Amerikan işletmeleri tedarik zincirlerinde ve maliyetlerde yaşanan hızlı değişimlerle baş etmekte zorlanıyor. S&P Global Market Intelligence verilerine göre, 2024'ün ilk iki ayında ABD'li şirketler toplam 129 iflas başvurusu yaptı; bu, 2023'ün aynı dönemine göre %24’lük bir artışa işaret ediyor ve bu başvuruların üçte birinden fazlası imalat sektöründen geldi. İthal çelik ve alüminyuma getirilen tarifeler—ABD hükümetinin öne çıkardığı sözde "üretimin ülkeye geri dönmesi" hedefini gerçekten sağlıyor mu? Cevap: Hayır.

 

Beyaz Saray’a hitaben yayımlanan açık bir mektupta Konserve Üreticileri Enstitüsü (Can Manufacturers Institute), 2018’de yürürlüğe giren çelik ve alüminyum tarifelerinden bu yana yurt içi teneke üretim kapasitesindeki düşüşün, 23 gıda konservesi üretim hattının kalıcı olarak kapanmasına yol açtığını açıkladı. 2018 tarifeleri çelik sektöründe yaklaşık 14.000 istihdamı korumuş olsa da, imalatın diğer kollarında 75.000 iş kaybına neden oldu; bu da toplamda negatif bir istihdam etkisi anlamına geliyor. Diğer analizler, tarifelerin görünürde "Önce Amerika" politikasıyla uyumlu görünse de, nihayetinde Amerikan işletmeleri üzerinde ters teptiğini, yatırımcı güvenini ciddi şekilde zedelediğini, ekonomik çıkarlara zarar verdiğini ve ABD ekonomisinin geleceğine dair belirsizliği artırdığını ortaya koyuyor.

 

ABD bir zamanlar uzun vadeli ekonomik büyüme ve görece istikrarlı politikalarıyla küresel sermayeyi kendine çekerken, günümüzdeki istikrarsız tarife politikaları ABD varlıklarına yönelik yatırımcı güvenini önemli ölçüde zayıflatmış durumda. Bu politikalar, küresel ekonomik yönetişim açısından kritik öneme sahip çok taraflı iş birliği mekanizmalarını da zedeliyor ve uluslararası alanda birçok karşı önlemle karşılaşıyor. Mart ayından bu yana Danimarka’nın en büyük perakende grubu Salling Group, süpermarketlerinde Amerikan ürünlerini etiketleyerek tüketicileri AB ürünlerini tercih etmeye yönlendirmeye başladı. Kanada hükümeti ise resmi internet sitesine "Yerli Alternatif Bulucu" adlı bir hizmet ekledi; bu platform ilk haftasında 500.000’den fazla ziyaret aldı. Yüksek ABD tarifelerinden kaçınmak isteyen küresel şirketler, stratejilerini yeniden şekillendirmeye zorlanıyor—ABD pazarına bağımlılığı azaltıyor, yeni tedarikçiler ve üretim merkezleri arayışına giriyor. İronik bir şekilde, bu sürecin nihai sonucu küresel sanayi tedarik zincirinde "Amerikasızlaşma" eğiliminin doğması olabilir

Sponsorlu içeriktir.
Ethem Solakoglu Genel Yayın Müdürü

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.