Ülkücü film Kurtlar ve Çakallar çalışanları isyanda

Ali Rıza ÖzkanSize bir film çekemeyişin hikâyesini anlatmak istiyorum, bugün. 100’den fazla insanın mağduriyeti söz konusu olan filmin çekim adı ''Kurtlar ve Çakallar’. Sinemaya da bu isimle mi çıkar, şimdilik bilemiyorum....
Ali Rıza Özkan
Size bir film çekemeyişin hikâyesini anlatmak istiyorum, bugün. 100’den fazla insanın mağduriyeti söz konusu olan filmin çekim adı ''Kurtlar ve Çakallar’. Sinemaya da bu isimle mi çıkar, şimdilik bilemiyorum. Daha doğrusu, bilemediğim, bu filmin sinemaya çıkıp çıkmayacağı!
Sürekli tekrar ettiğim bir cümlem var: sinema hayal üretilen ve satılan bir yerdir, hayal görülen yer değil! Ne yazık ki, sinemada hayal üretmekle hayal görmeyi karıştıran pek çok insanla karşılaşmak mümkündür. Bu insanların kendileri ile birlikte, gördükleri hayalin peşine taktıkları çok sayıda insanı mağdur ettiğine de, üzülerek tanık oluyoruz.
''Kurtlar ve Çakallar’ film projesi ilk yapım ekibini Tanyolaç Türkmen topluyor. Ekip kısmen ilk haftalıklarını da peşin alarak, Ankara’daki çekim setine ulaşıyor. Şubat ayında başlayan çekimler, ödemeler yapılmayınca durma noktasına geliyor. Çalışanlar daha fazla mağdur olmamak için, çekimleri durdurunca, yapımcılar hemen yeni bir ekip oluşturup çekimlere devam etmek istiyor.
Ancak, yeni ekip de 4 hafta sonunda hâlâ emeklerinin karşılığını alamayınca, çekimleri durduruyor. Her iki ekibin de ücretlerini alamayışları İstanbul’daki sinema çevrelerinde duyulunca, yapımcıların yeni bir ekip oluşturma girişimi başarısızlıkla sonuçlanıyor.
Şimdi, toplamda 100’ü aşkın sinema emekçisi çalıştıkları günlerin parasını alamamış olarak, bekleyiş içerisinde. Yapımcının bir yerlerden para bulup, ücretlerini ödemesini bekliyor.
Kim kurt, kim çakal?
Bu yazıyı yazmadan önce, ilk ekipten prodüksiyon amiri Mehmet Ülker ve sanat ekibinden Müesser Ceylan ve ikinci ekibin prodüksiyon amiri Hasan Fırıncı ile görüştüm. Ayrıca, yapımcı ve filmin yönetmeni Bilgehan Karaca her iki ekiple görüştüğü telefonlarını kapattığı için kendisine ulaşamadım. Ulaşabilseydim, kendi açıklamalarına bu yazıda yer verecektim. Ama, filmin ikinci yönetmeni olarak bilinen Sencer Gültuna’ya ulaşabildim.
Sencer Gültuna, mağdur durumdaki çalışanların ücretlerinin en kısa zamanda ödeneceğini, Bilgehan Karaca’nın Adana ve Etimesgut’ta para bulma girişimlerinin sürdüğünü anlattı. Gültuna’nın verdiği bu bilgi, bana her iki belediyenin de MHP üyesi başkanlar tarafından yönetildiğini hatırlattı. Ayrıca, Mehmet Ülker de, ödeme bekledikleri dönemde, kendilerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmelerinin sürdüğünü, en kısa zamanda maddi kaynak sorununu halledecekleri şeklinde vaadler verildiğinden söz etmişti.
Her iki kaynağın verdiği bilgileri teyit ettirmek istedim. Bu yazıda isimlerinin anılmasını istemeyen bazı dostlarım benim için hem Adana’da hem de Ankara’da araştırmalar yaptılar. Ortaya çıkan gerçek, ne MHP Genel Merkezi’nde ve ne de Adana Belediyesi’nde ''Kurtlar ve Çakallar’ filminin desteklenmesinin söz konusu olmadığı idi.
O halde, gerçekler filmin yapımcılarının övünerek ilan ettikleri gibi değil miydi? Bu film “ülkücü filmi'' değil miydi? Ülkücülerin sahiplenmediği bir filmi hangi kriterlere göre ülkücü filmi olarak kabul edecektik?
Aslında, sinemada “ülkücü filmi'' diye bir kategori olmaz. Sanatsal kategoriler, türler yine sanatsal kavramlarla ortaya çıkar. İdeolojik ayrımlarla sanatsal türler ifade edilemez. Sosyalist sinema da olmaz, örneğin. Ama, yapımcılar hem film için ihtiyaçları olan maddi kaynağa ve hem de seyirciye kolay ulaşmak yolu olarak, böyle bir tanımlamayı seçmiş olmalılar. Bunu hangi ölçülerde hak ettikleri benim konum değil. Ancak, bu filme emeğini koyan insanların mağduriyetinin dile getirilmesi, evet bizim de meselemizdir.
Dolandırıcı mı, hayallerinin mağduru mu?
Sinemada dolandırıcılık hikâyeleri çoktur. Ama, ben en çok ''Gül Hasan’ filmini severim. Müjdat Gezen, Erol Demiröz, yaman Okay, Savaş Dinçel, Nuri Sezer, Özcan Özgür gibi muhteşem bir kadroyla birlikte Tuncel Kurtiz’in senaryosunu yazıp, yönettiği ve baş rolünü de oynadığı efsane bir dolandırıcılık hikâyesidir, ''Gül Hasan’. Ülkede parasız kalan bir sinema ekibi İsveç’e, Türk işçilerini sinemada oynatma vaadiyle dolandırmaya gelir. Gerçi, filmin sonunda gariban işçilerin parasını dolandırmanın maliyetinin epeyi pahalı olabileceği de anlaşılır.
Fakat, ''Kurtlar ve Çakallar’ film projesinin ''Gül Hasan’ın hikâyesine benzediğini iddia etmeyeceğim. Herşeyden önce, elimde bu yapılanları dolandırıcılık olarak tanımlayacak veri yok. Bilgehan Karaca’nın “vaka’i adiye'' bir dolandırıcı mı, yoksa hayallerinin mağduru mu olduğuna ben karar veremem.
Ama, kendisinden mağdur edilen çalışanlar adına bir talebimiz olacaktır. Aylarca sizin hayallerinizin gerçeğe dönüşmesi için canla başla çalışan emekçi insanları daha fazla mağdur etmeyin.
Elbette, daha çok film çekilsin, sinemamıza yeni ufuklar açılsın istiyoruz. Yerli filmleri, sinematografik ve toplumsal abukluklar olmadıkça koşulsuz destekliyoruz. Ama, evine ekmek götürmek dışında hiçbir zorunluluğu olmayan insanların sırtına basarak yapılacak filmleri kamuoyuna göstermek de bizim görevimizdir. Türk sinemasının sağlıklı gelişmesi için bu zorunludur.
"Ülkücü film Kurtlar ve Çakallar çalışanları isyanda" haberi, 12 Mayıs 2017 tarihinde yazılmıştır. 12 Mayıs 2017 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.