Türkiye’de kuraklık alarmı: 2030’da su stresi, 2050’de su fakirliği kapıda!

Türkiye’de kuraklık alarmı: 2030’da su stresi, 2050’de su fakirliği kapıda!

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na göre en büyük yağış kaybı yüzde 74’le Ege’de yaşandı. Güneydoğu’da yüzde 65, Doğu’da yüzde 55, İç Anadolu’da yüzde 48 azalma görüldü. Kütahya, Uşak, Afyon ve Marmara’nın güneyinde olağanüstü kuraklık tespit edildi. İşte detaylar…

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi, İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye’nin kuraklık açısından en kritik dönemlerinden birinden geçtiğini belirterek, birçok bölgede meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik kuraklığın üst üste bindiğini açıkladı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SPI) verilerine dikkat çeken Kadıoğlu, ülke genelinde şiddetli ve olağanüstü kuraklık koşullarının etkili olduğunu ifade etti. Kadıoğlu’na göre, Türkiye topraklarının yüzde 70’i şiddetli veya olağanüstü kuraklık altında bulunuyor. Ayrıca Ağustos 2024 – Temmuz 2025 dönemi, son 65 yılın en kurak yıllarından biri olarak kayıtlara geçti.

"Kuraklık kısa vadede tarımı, uzun vadede ekonomiyi vuruyor"

Kuraklığın farklı sürelerde farklı alanlara zarar verdiğini vurgulayan Kadıoğlu, "Üç aylık periyotlarda kuraklık tarımsal üretimi, altı aylık periyotta içme suyu ve nehir akışlarını, dokuz aylık periyotta su rezervlerini, on iki aylık periyotta ise ekonomi ve toplumsal yaşamı doğrudan etkiliyor" dedi.

Bölge bölge kuraklık tablosu

Prof. Kadıoğlu, SPI haritalarına göre ortaya çıkan tabloyu ayrıntılarıyla paylaştı:

  • 3 aylık periyot: Kuraklık daha çok batı ve iç bölgelerde görüldü. Özellikle Ankara, Kırşehir, Afyon ve Konya şiddetli kuraklık yaşadı.

  • 6 aylık periyot: Kurak alanlar genişledi. Kütahya, Uşak, Afyon ve Marmara’nın güneyi olağanüstü kurak; İç Anadolu’da Ankara, Çankırı ve Aksaray orta şiddetli kurak; Doğu ve Güneydoğu’da ise Van, Ağrı, Iğdır ve Siirt aşırı kurak kategorisinde yer aldı.

  • 9 aylık periyot: Doğu Anadolu’daki kuraklık derinleşti. Karadeniz ise görece nemli kaldı. Afyon, Kütahya ve Denizli olağanüstü kurak, Güneydoğu’da Şanlıurfa, Mardin, Siirt ve Diyarbakır aşırı kurak olarak belirlendi. Bu tablo, hidrolojik kuraklığın başladığını gösterdi.

  • 12 aylık periyot: En kapsamlı kuraklık tablosu ortaya çıktı. Kütahya, Uşak, Afyon, Balıkesir’in güneyi, Şanlıurfa, Diyarbakır, Siirt ve Mardin olağanüstü kurak; Konya, Karaman, Mersin, Isparta ve Kayseri şiddetli kurak kategorisinde değerlendirildi.

Kadıoğlu, 12 ay boyunca olağanüstü kuraklık yaşayan İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun en kritik bölgeler olduğunu belirtti.

En büyük yağış kayıpları Ege’de

Prof. Kadıoğlu, yağış azalmasının boyutlarını şöyle aktardı:

  • Ege’de yüzde 74,

  • Güneydoğu Anadolu’da yüzde 65,

  • Doğu Anadolu’da yüzde 55,

  • İç Anadolu’da yüzde 48 oranında düşüş yaşandı.

En sert kuraklığın Doğu ve Güneydoğu’da görüldüğünü ifade eden Kadıoğlu, Ege ve İç Anadolu’da da tarım ve içme suyu açısından alarm verici bir tablo olduğunu söyledi. Marmara, Ege ve Akdeniz’in geniş bölümünde de son bir yılda şiddetli ve olağanüstü kuraklık gözlendi. Karadeniz’in batı kesimleri ise görece daha iyi durumda.

"Kuraklık artık ulusal bir krizdir"

Türkiye’nin yüzde 70’inin şiddetli kuraklık altında bulunduğunu hatırlatan Kadıoğlu, şunları söyledi:
"Kuraklık kısa vadede yerel bir sorun gibi görülse de uzun vadede tarımı, ekonomiyi, su kaynaklarını ve toplumsal yaşamı tehdit eden ulusal bir krizdir. SPI verileri, Türkiye’de kuraklığın boyutunun ciddi ve yaygın olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. 2024-2025 dönemi, meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik kuraklıkların üst üste bindiği en kritik yıllardan biridir. Bu tablo, ulusal su yönetimi, erken uyarı sistemleri ve kuraklığa dayanıklı tarım politikalarının acilen devreye girmesi gerektiğini göstermektedir."

Olası sonuçlar: Tahıl ve sebzede %60’a varan kayıp

Kadıoğlu, şiddetli kuraklığın tahıl ve sebze üretiminde yüzde 40 ila 60 arasında kayıplara yol açabileceği uyarısında bulundu. Bu durumun gıda fiyatlarını artırabileceğini, baraj doluluk oranlarının yüzde 30’un altına inebileceğini, içme suyu kesintilerinin yaşanabileceğini belirtti. Ayrıca yer altı su seviyelerinin düşmesi, kuyuların kuruması ve nehir–akarsu debilerinde yüzde 30 ila 50 arasında azalma görülebileceğini dile getirdi.

Çözüm için öneriler

Kadıoğlu, tarımda vahşi sulamanın yasaklanması, modern sulama tekniklerinin kullanılması, suya dayanıklı yerel tohumların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Sanayide atık suların arıtılarak yeniden kullanılması, su verimliliği teknolojilerinin zorunlu hale getirilmesi, deniz suyu arıtma yatırımlarının artırılması gerektiğini söyledi.

Yerel yönetimlere de "Kent Su Bütçesi" hazırlayarak kaynakların gelir–gider hesabıyla yönetilmesi, şebekelerde kayıp-kaçakların azaltılması ve yağmur sularının sarnıçlarda depolanması çağrısında bulundu.

Vatandaşlara da seslenen Kadıoğlu, "Günlük hayatta tasarruflu su kullanımı zorunlu hale gelmeli. Aksi takdirde 2030’da su stresi, 2050’de ise su fakirliği kaçınılmaz olacaktır" dedi.

"Türkiye’de kuraklık alarmı: 2030’da su stresi, 2050’de su fakirliği kapıda!" haberi, 28 Ağustos 2025 tarihinde yazılmıştır. 28 Ağustos 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.