'Türkiye, dünyanın en büyük çamaşır makinası'

Işın Toymaz - Stuttgart ABD’de önceki gün başlayan, son yılların en büyük yolsuzluk ve rüşvet davasının yankıları sürüyor. New York kentinde jüri heyetinin de yer aldığı ve yoğun katılım nedeniyle neredeyse izdiham...
Işın Toymaz - Stuttgart
ABD’de önceki gün başlayan, son yılların en büyük yolsuzluk ve rüşvet davasının yankıları sürüyor. New York kentinde jüri heyetinin de yer aldığı ve yoğun katılım nedeniyle neredeyse izdiham yaşanan davada Halk Bank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın sanık, İranlı-Türk işadamı Reza Zarrab’ın ise tanık olarak dinlenmesine devam ediliyor.
İtirafçı Zarrab’ın dünkü duruşmada, İran'a altın ticareti yapabilmek için Halkbank'ta hesap açmak adına eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'a 50 milyon Euro civarında rüşvet verdiğini söylediği ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu ticaretin “başlatılması için onay ve talimat verdiğini" iddia ettiği dava Türk, Amerikan, Alman, Fransız ve İngiliz basını başta olmak üzere dünya basını tarafından büyük bir ilgi ile takip ediliyor.
Alman medyasında altın ticaretinden dolayı “Altın Çocuk“, “Erdoğan’ı Titreden adam“, “Erdoğan’ı sıkıntıya düşüren Türk-İranlı İşadamı“ gibi başlıklarla da geniş yer alan Zarrab davası, bu davanın Türkiye’ye, Alman Türk ilişkilerine yansımalarını Yeşil siyasetçi Memet Kılıç ile görüştük.
Birlik’90 / Yeşiller 17. Dönem Milletvekili Türk kökeni Alman siyasetçi Kılıç Türkiye’nin kara para aklamada ve yolsuzlukta “dünyanın en büyük çamaşır makinesina“ dönüştüğünü öne sürdüğü açıklamalarında, Türkiye’nin bu çıkmazdan İslamcıları ve hırsızları defetmesi ile kurtulabileceğini vurguladı.
Avrupa ve Yabancılar Hukuku uzmanı da olan Yeşil politikacı Kılıç’ın işte anlattıkları:
Reza Zarrab, New York’ta başsanıkken savcılıkla işbirliğine giderek baştanık olarak, ABD’nin İran’a yaptırımlarını kimlerle nasıl deldiğini bir bir anlatıyor. Sizce ne oldu da Zarrab birden bire tabiri caizse ''bülbül gibi şakımaya’ başladı?
MEMET KILIÇ: Aslında işin doğasında var. İnkar edemeyeceği şekilde önüne deliller konmuşsa ve ceza sabitse ifade vererek cezasını hafifletmeye çalışır. Türkiye’de de aynı sistem uygulanıyor. ABD Hükümeti’nin elinde belirli deliller var. Zarrab, kurtulamayacağını biliyor. Türkiye’de de kendisini güvende hissetmemiş olabilir. Erdoğan’ın zengin ettiği mütahitler de Avrupa’ya ayak basmaya, kaçmaya çalışıyorlar. Bütün bunlar Zarrab’a bu adımı atmaya yöneltmiştir.
"SAMİMİ OLSALARDI, 11 YIL ÖNCE PROTESTO EDERLERDİ"
AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zarrab davasını Türkiye’ye yönelik bir kumpas olarak niteliyor. Hatta bunun tezgahlanmış bir “darbe“ olduğu da ileri sürülüyor. Davada Fethullah Gülen etkisi de dillendirilen iddialar arasında. Bu iddiaları Avrupa’da sisyaset yapan biri olarak siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
MEMET KILIÇ: Durum hiç de öyle değil. İslamcılar ne zaman sıkışsalar iki şeyin arakasına saklanıyorlar. Birincisi Allah’la aldatıyorlar. İkincisi ise ''dış düşman bizi istemiyor, iç düşmanla da birlik oluyor’ iddiaları. Hiç inandırıcı değiller. Eğer öyle olsaydı Birleşmiş Milletler 2006 yılından başlayarak İran’a ciddi yaptırımlar uygulamaya başladığında ses verirlerdi. Askeri kullanıma elverişli ne varsa ambargo koyuldu. Amerika ise 2011 yılında petrokimya ürünlerine ambargo koydu. AB de 2012 yılından itibaren İran petrollerine ambargo koydu. İran’ın gelirleri yüzde 60 oranında düştü. Bizim İslamcılar kendi pozisyonlarında samimi olsalardı, ta 11 yıl önce protesto ederlerdi, ’İran bizim komşumuz’ derlerdi. Şimdi antiemperyalist elbise ile karşımıza çıkmaya çalışıyorlar. Şu anda yaptıkları kendi hırsızlıklarının üstünü örtmeye çalışmak. Bunu yaparken de değişik danslara giriyorlar. Mesela, bir tanesi şuydu: Baktılarki 17 Aralık 2013’te birçok bakan ve Erdoğan çevresine yönelik operasyon oldu. Ayakkabı kutuları falan bulundu. Bunun üzerine Erdoğan karşı operasyon yaptı ve bu operasyonda görev alan hakim ve savcıları, polisleri gözaltına aldılar. Ayakkabı kutuları olanlar serbest kaldı. Bakanların görevine niye son verdi? Toplumda kimse sorgulamadı. Güler ve Çağlayan suçsuz idiyse neden görevde kalmadılar? Suçlu idiyseler neden yargılanmadılar? Erdoğan’ın kendi İslamcı cephesi bunu sormadı.
"ERDOĞAN BU SIKIŞMANI ÇOKTAN BERİ FARKINDA"
Erdoğan Hükümeti farketti ki iş ayyuka çıktı, yurtdışı İran’la ilişkileri görüyor. Putin’in kanatları altına gizlenmeyi seçti. Moskova’da cami açılışı yaptı. Hem de Putin’in izniyle. İslamcılar kötü işlerini gizlemek için hep aynı yola başvuruyorlar: Allah’la aldatıyorlar. Putin gibi bir diktatörün kontrolü altında herşey Moskova’da. Gelinen nokta gösteriyor ki bu sıkışmanın farkında idiler. AB ve ABD, Işid ile olan petrol ticaretinin farkına vardılar. Yalnız bu farkına varış iki taraflı oldu. Yani aynı zamanda Rusya da farkına vardı. Suriye-Türkiye sınırında, Türkiye Rus uçağını düşürdüğünde Rusya Hükümeti BM önüne uydu aracılığı ile petrol ticareti görüntülerini koydu. Bu belgeler Işid’in hakim olduğu bölgede petrolün Türkiye’ye getirildiğini gösteriyordu.
"PERİNÇEK VE BAHÇELİ, ERDOĞAN’IN KANATLARI ALTINA SIĞINDI"
Hemen ardından Erdoğan Rusya’ya özür mektubu yazdı. O zaman fark ettiki işlediği savaş suçları hem de hırsızlıklar görünürde kalmış. O yüzden Putin’in kanatları altına sığındı. Erdoğan’ın kanatları altına girenler de var tabii. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Mhp Genel Başkanı Devlet Bahçeli. Akla ziyan açıklamaları var. Soru önergesi verildiğinde kimlerin hırsızların yanında yer aldığını herkes görecek, neyin peşindeler o zaman?
Kısacası İslamcıların çizgisini görmek gerekiyor. Bazan gerçek Müslümanlar, bunları üstlerine alıyor. Oysa Müslüman kendi halinde barışçıl adamdır. İslamcının ise iki Tanrısı vardır: Güç ve para. Önce gücü ele geçirmek için matemetiksel düzlemde uğraşır,gücü eline geçirince de korumak için yapmadığını bırakmaz.
"İSLAMCILAR SEÇİMLE GİTMEZLER"
Biz bunları konuşurken, onlar bir yandan YSK’yı değiştiriyorlar. 2019’a bel bağlayanlar, tüm bu değişikliklerden sonra karaları bağlayacaklar. Ana muhalefet partisinin yani Chp’nin ise iki büyük hatası var. Birincisi HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına evet demeleri, ikincisi ise Anayasa Değişikliği Referandumu’nda 2,5 milyon oy çalındı dedikten sonra ''yüzde 49’un hakkına sahip çıkıyoruz’ demesi. Herkese evinde dursun, telkininde bulunarak halkın iradesine sahip çıkmasını engellemek. 2019’u şimdiden unutabilirler. İslamcılar ele geçirdikleri gücü, gönüllü terketmezler. Seçimle gitmezler. Kaçış yollarını şimdiden hazırlıyorlar. Hem Rusya hem Man adaları hem Malta’ya yatırımları var.
"ÖNCE SARRAF OLDU, ŞİMDİ YİNE ZARRAB OLDU"
Yolsuzluk ve rüşvet iddialarının yer aldığı ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ihlal edildiği suçlamaları ile açılan bu davanın yönü sizce nereye gider?
MEMET KILIÇ: Bakın Reza Zarrab’tı, Rıza Sarraf yaptılar ve Türk vatandaşı yaptılar. Erdoğan, hem dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden hem ABD Develt Başkanı Barrack Obama sonraki Başkan Donald Trump ile görüştü. New York Belediyesi Eski Başkanı Rudolph Giuliani ile Zarrab'ın serbest bırakılıp, Türkiye’ye gönderilmesini istedi. New York Güney Bölge eski Federal Savcısı Preet Bharara'nın görevden alınmasını istediler. Kesmedi. Binali Yıldırım, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile görüştü. İki kere nota verdi. Tüm çare yolları tükenince adam yeniden Reza Zarrab oldu ve İranlı oldu.
"VARLIK BARIŞ KANUNU, YOLSUZLUKLARIN KILIFI"
2011 yılından bu yana gündeme getirmeye çalıştığım bir konu var: Varlık Barış Yasası. Avrupa ve Amerikan medyası ile yaptığım görüşmelerde sık sık kara para aklama konusuna dikkat çektim. Ancak o dönemde bu işin boyutunun bu kadar büyük olduğunu açıkçası ben de farketmemiştim. Varlık Barış Yasası’nı bir kereliğine ve 6 aylığına çıkardılar. Erdoğan üstüne bir de kameralar önünde sözlü güvence verdi: ''Biz bu paranın kökenini sormayacağız. Yeterki getirin. Bu şu anlama gelir: ’Bu paralar uyuşturucu, silah ticareti, insan kaçakçılığından da kazanılsa, farketmez. Türkiye'ye getirin. Bunu kabul ediyoruz.’ Türkiye’ye siz bu paraları getirdiğinizde yüzde 2 ile vergilendiriyorsunuz. Yurtdışına para ve vergi kaçırıp Türkiye’ye getirirseniz, ödüllendiriliyorsunuz yani. Duyduğumda 2 kamyon parası var onu getiriyorlar sandım. Bu Varlık Barış Yasası her 6 ayda bir uzatılyor. Nato üyesi olan, AB ile üyelik müzakereleri süren Türkiye’yi, kara para aklayan kocaman bir çamaşır makinası haine getirdiler. Demek iş bu kadar büyük.
"“FIRSAT VARKEN TÜRKİYE’DE YARGILANMALIYDI"
Zarrab gibi bir adam ambargoları deliyormuş, altın ticareti, petrol ticareti yaparak. İşin hırsızlık ve rüşvetle sınırlı kalmaması ihtimali çok yüksek. ABD ve AB kendi ellerindeki delilleri, ki ellerinde böyle deliller bulunduğuna ihtimal veriyorum daha masaya koymadılar.
2011 yılında bir delagasyonla birlikte Moskova’da bulunduğumuz sırada Almanya’nın Akdeniz’e bir denizaltı gönderdiği ve hava trafiğini yani telefonları dinlediğini duyurdular. Almanya, Esad’ın telefon görüşmelerini dinlediğini söyledi Ama bu hava, yani istersen herkesin görüşmesini dinleyebilirsin. Bu olayi ne Türk ne Alman basınında yer almadı. Oysa ABD de etkin bir aktördü. Rusya’nın BM’nin önüne koyduğu deliller var. Işid ile petrol ticaretine ilişkin ABD ve AB bu delilleri ortaya koyarlarsa Türkiye devletini zor durumda bırakırlar. Bu noktada ciddi sıkıntılar çıkabilir. Sınırda nasıl cihatçıların bu tarafa geçtiklerini dünya biliyor. Türkiye böyle bir sıkıntı ile başbaşa. Fırsat varken ülkemizde yargılanmaları doğru olanıydı.
"BU DAVADA SAVAŞ SUÇUNUN SABİTLENMESİNE GİDİLEBİLİR"
Savaş suçunun sabitlenmesine gidebilir bu iş. Büyük güçlerin savaşı. Erdoğan eskiden olduğu gibi ABD emrinde işlerine devam etseydi belki farklı olurdu . Hergün Çeçenistan için ağlayanlar bugün ''Rusya büyük dostumuz’ diyorlar. Kırım ve Tatarlar için ağlayanlar ’Bugün herşey düzeldi’ diyorlar. Türkiye'deki yönetim, hırsızlıklar ve suçlar ortaya çıktığı için Rusya’nın emrine girmiştir. Bunu İslamcılar görmek zorundadır. Hırsızlıkları ortaya koyanlara kızacaklarına hırsızları başlarından atmaları gerekir.
"NE KUMPASI, TÜRK EKONOMİSİ BİZZAT KENDİ ELLERİYLE ÇOKTAN BİTİRİLDİ"
Duruşmalarda Türkiye’nin önemli büyük bankalarının da adı geçiyor. Görünen o ki Türkiye’nin bu çok nemli bankalarına para cezaları yağacak. Sizce de iddia edildiği gibi Zarrab davası ABD’nin Türkiye’yi ekonomik açıdan bitirme ve siyasi açıdan yaptırım uygulamayı öngören bir operasyonu mu? Bu davanın Türkiye’ye nasıl bir yansıması olur? Bu karanlıktan tablodan bir çıkış yolu var mı?
MEMET KILIÇ: Yakın bir zamana kadar Türkiye, ABD için vazgeçilmez bir müttefikti. Örneğin 12 Eylül darbesi antiemperyalist güçleri yerle bir etme projesiydi. Bolca imam hatip açıp, Erdoğan ve avanesinin iktidara gelmesini sağladılar. Amerika’yı yöneten ciddi bir silah ve enerji lobisi vardır. Türkiye ''Çin’den savunma füzesi alacağım’ dedi. Kırmızı halı sererek, ikna ettiler. Çin’den vazgeçti. Sonra Rusya’dan S400 füzeleri istedi. Baktılarki her sorunda bu konuyu çoçukça şantaj aracı olarak kullanıyor. Nato üyesi bir ülkenin Rusya’dan S400 gibi füzeleri almasını Nato kabullenemez. İşin aslı, İslamcılar yüzünden Türk ekonomisi çoktan bitmiştir. Kendilerinin zengin ettikleri işadamları Avrupa’ya, Amerka’ya kaçıyorlar. Türkiye’deki ekonomiyi çoktan bitirdiler.
"EKONOMİ, BİR DOKUNSALAR DEVRİLECEK HALDE"
Yani bitmiş olan şeyi bitiremezler. Piramit ters duruyor. Parmakları ile dokunsalar devrilecek. Bu ekonomiyi kendileri bitiridi. Açgözlülükleri ve doymazlıkları bu bitişte etkili olmuştur. En kısa zamanda hırsızları Türkiye’nin defetmesi lazım.
Enseyi karartmamak lazım. Türkiye büyük sıkıntılara girmiş bir ülkedir. Türkler, yanlışları gördüğünde dümeni tekrar çevirebilen insanlardır. Hem toprakları verimli, ticareti ilişkileri güçlüdür Türkiye’nin. İslamcılar Türkiye’de eğitimi bitirdiler. ''Ne kadar eğitimsizsen o kadar iyi’ dediler. Ancak bugün Türkiye bu karanlık günlerden çıkmak için kolları sıvasa, düze çıkması 30 yıl sürer. Çıkış zor ama imkansız değil. İslamcıların ülkeden kovalanmaları gerekir. Baskı altındayız teranelerine kimsenin güvenmemeleri gerekir.
"BU SAATTEN SONRA, KİMSE ‚ERDOĞAN’IN HABERİ YOKTU'' DİYEMEZ"
Rıza Sarraf yolsuzluk ve rüşvetle ilgili ifadelerinde Zafer Çağlayan, Egemen Bağış, Süleyman Aslan ve Mehmet Hakan Atilla gibi isimlere yönelik ağır ithamlarda bulundu. İtirafçı Sarraf’ın suçlamaları Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yakın çevresini ne derece etkiler?
MEMET KILIÇ: Bu ihtimal söz konusu olabilir. Dünyaya bakan herkes şunu görüyor. Başbakan olduğu dönemde de, Cumhurbaşkanı olduğunda da Recep Tayyip Erdoğan’ın izni olmadan işler yürümez. Şu olsaydı: 17-25 Aralık operasyonlarından sonra Erdoğan yolsuzluk yapan bakanların ve diğer şahısların parti olarak yargılanamsının önünü açsaydı, Erdoğan ve yakın çevresini bu davanın etkilememesi mümkün olabilirdi.
Madem bu paraları polis koymuş, o zaman neden o paralar devlet hazinesine devredilmedi de yolsuzluk yapanlara teslim edildi.
Ama bu tarihten sonra da işler yürümüşse, kimse ''Erdoğan’ın haberi yoktur’, diyemez.
"ALMANYA SAMİMİ DEĞİL. ESAS ŞİMDİ LAİKLERİ DESTEKLEMESİ LAZIM"
Zarrab davasının Berlin-Ankara arasındaki tansiyonun daha da yükselmesine yol açması söz konusu mu? Almanya, ABD ile birlikte mi hareket eder?
MEMET KILIÇ: Almanya’nın genel tavrı şu istikamette: Almanya, çok önemli büyüklükte bir Türk toplumu olduğu için kavgaya çok da girmemeye çalışıyor. Kamuoyundan gelen tepkiler olduğu takdirde devreye giriyor. O nedenle eski oyununa devam edecektir. Bu işle alakası yokmuş gibi, davranacaktır. Geçmişte de benzer tavırları sergilediler. Birçok şeyi gördükleri halde Erdoğan Hükümeti’nin başı ne zaman sıkışsa yanında yer aldılar. 1 Kasım 2015 seçimlerinden 14 gün önce Merkel, Erdoğan’a devlet adamı muamelesi yaptı, Erdoğan da Merkel’i altın yaldızlı tahta oturttu. Almanya’nın samimi davrandığını söyleyemeyiz. Çıkarları doğrultusunda operasyon yürütüyor. Buradaki İslamcı unsurları gözardı ettiler, hatta destek oldular. Şimdi ayaklarına dolaşmaya başladı. Oysa Almanya’nın samimi tavır sergileyerek laik güçleri desteklemesi gerekir.
"'Türkiye, dünyanın en büyük çamaşır makinası'" haberi, 01 Aralık 2017 tarihinde yazılmıştır. 01 Aralık 2017 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.