Tunç Soyer cezaevinden yazdı: "İçeride olmamın sebebi siyasi fikirlerim"

Tunç Soyer cezaevinden yazdı:

Tutuklu eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, cezaevinden yaptığı ilk açıklamada, tutuklanma gerekçesinin siyasi olduğunu belirtti. "Sıra bana geldi" diyen Soyer, özgürlük tanımına Engels’in sözleriyle vurgu yaptı.

Tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, cezaevinden sosyal medya aracılığıyla dikkat çeken bir mesaj paylaştı. Cezaevinde yaşadıklarını ve duygularını anlatan Soyer, asıl tutuklanma gerekçesinin "nitelikli dolandırıcılık" değil, siyasi fikirleri olduğunu vurguladı.

Ailesiyle ilk açık görüşünü gerçekleştirdiğini aktaran Soyer, görüşme sırasında yaşadığı duygusal anları paylaşarak, "Yutkunamadığımı fark ettim. Gözyaşları içinde uzun uzun kucaklaştık. Ama ayrılırken artık gözyaşı yoktu" dedi.

TUNÇ SOYER'İN NOTLARI

"Her sabah olduğu gibi bu sabah da 06:00’da kalktım, koğuşun, zeminin rutin temizliğini yaptım. Soğuk bir duş aldım. Ancak koşuya çıkmadım. Çünkü bugün büyük gün…!

09:00’da ilk kez annem, kardeşim, eşim, kızlarım ve damadımla açık görüşte buluşacağız.

En şık gömleğimi giydim, heyecanla beklemeye başladım.

Tam 09:00, memur dostlar geldiler, demir kapı açıldı, buluşma salonuna yürümeye başladık. Boğazımda düğümler büyüdü, yutkunamadığımı fark ettim. Az sonra onlar da karşı kapıdan içeri girdiler. Gözyaşları içinde uzun uzun kucaklaştık. Bu buluşmanın çok zor olacağını biliyordum. O an o zorluğu iliklerime kadar hissettim.

İlk tatlı şok sakallarımı kesmiş olduğumu fark etmeleri oldu. Bunun beni çok gençleştirdiğini söylediler. 5-10 dakika sonra tüm kontrolü aldım ve o hüzünlü havayı dağıttım. Cezaevi fotoğrafçısının fotoğrafında da görüleceği gibi yüzler gülmeye başladı.

Neptün bir hoşluk yapmış, 2 köpeğimizin ve 2 kedimizin fotoğraflarını kızların, damadın ve kendisinin tişörtüne bastırmış. Böylece onlarla da özlem giderdim. Tam 10:00’a kadar 60 dakika içinde gündelik hayatımı, aklımdakileri, gönlümdekileri, her şeyi anlattım, her şeyi konuştuk.

Elbette doyamadık fakat vedalaşırken artık gözyaşları yoktu.

Koğuşa dönüş yolunda bir memur; "Gördüğüm en pozitif mahkumsunuz" dedi. O an bir şey diyemedim fakat sonra bunun üzerine biraz düşündüm.

Bu pozitifliğin sebebi galiba 2 soruya verdiğim cevapta saklı

1) Neden burada olduğum ve;

2) Beni ben yapan şeylerin neler olduğu soruları

1) "Başka Bir Dünya Mümkün" kitabımda da yazdığım gibi, 50 yılı aşkın süredir, kendimi bir solcu, bir sosyal demokrat olarak tarif ederek yaşıyorum. Bu memlekette her sosyal demokrat gibi ben de bunun için kendimce bedeller ödeyerek yaşadım. Ancak Deniz’ler gibi yaşamını vererek, yıllarını haksız yere hapiste, sürgünde geçirerek bedel ödeyenler olduğunu görüp bildikçe, kendi ödediğim bedellerin onların yanında hafif kaldığını düşünürdüm. Şimdi sıra bana geldi…! Aklımın, vicdanımın solda olmasının bedelini ödüyorum.

İçeride olmamın sebebinin "nitelikli dolandırıcılık" olmadığına eminim, tutuklanma kararını veren hakim de biliyordur. Çünkü "hukuk" okuduğuna göre, dosyada suçun unsuru olan "kişisel menfaat ve çıkarın" tek bir şahidinin tek bir belgesinin olmadığını görmüştür. İçeride olmamın sebebi hiç kuşkusuz, siyasi fikirlerim ve bu fikirler doğrultusunda bugüne kadar yapmış olduklarım. " Nitelikli dolandırıcılık" bunun yalnız kılıfı. Sıra bana geldi, çünkü otoriterlik arttıkça baskı ve hukuksuzluk artıyor. Belki de iktidarlarının sonuna yaklaştıklarını düşündükçe, zulümleri çoğalıyor. Böyle olduğunu bilince, içeride olmak, inandıklarım ve doğru bildiklerim adına bir şeref madalyasıdır. O nedenle içeride olmak ne beklenmedik ne de anlaşılmaz bir durum değil. Kafam net, içim huzurlu.

2) İç huzurumun diğer sebebi de ikinci soruya verdiğim cevapta. Yine kitabımda yazdığım gibi hayatımı "sahip olmak" değil "olmak" üzerine şekillendirmeye çalıştığım için "madde bağımlılığım" yok. Madde derken uyuşturucu maddeleri kastetmiyorum elbet. Hani mesela "kavrulmuş badem olmadan yaşayamam" ya da " şu marka değilse giymem" veya "akşam tek kadeh atmadan yatmam" dediğim hiçbir şey olmadığını fark ettim. Bu çok hoş bir aydınlanma oldu benim için. Gördüm ki hiçbir şeyin esiri olmamışım. Bir çok alışkanlığımı yapamıyor olmak bir hüzün bir sorun yaratmadı bende. Yani burası o bağımlılıklara dair bir sınav idiyse, o sınavdan başarıyla geçtim.

66 senelik hayatımda hep "olmak"la ilgili kafa yordum. O nedenle beni ben yapan şeyler "maddeler" değil; aklım, vicdanım ve inandıklarım. Hiç kuşkusuz bu tarz şeyleri yaşarken en yakınımdaki ailemin, dostlarımın, yoldaşlarımın eksikliği çok üzücü. Özellikle ailemi yalnız bıraktığım için, sevenlerimi, sevdiklerimi üzdüğüm için çok üzgünüm.

Ama bir tesellim var…!

Friedrich Engels: " Özgürlük zorunluluğun kavranmasıdır." Demiş.

Ailemin her bir ferdinin, her bir dostumun, yoldaşımın içinde bulunduğum "zorunlu" durumu kavrayacak kadar akıllı ve "özgür" olduğunu biliyorum.

Kıymetli dostlarım, içeride olsam da benim de özgür olduğumu biliniz. Bilin ki en yakın zamanda gene özlemle doyasıya kucaklaşacağız ve o aydınlık geleceği birlikte kuracağız.

Bugünkü günlüğü, şu ana kadar sırası gelmemiş olanlara bir öneriyle bitireyim.

Sadeleşin, "madde bağımlılığı"ndan kurtulun ve dostlarınıza, ailenize, sevdiklerinize sevginizi göstermekte pinti olmayın…!

Bugün biraz uzun oldu.

Kusura bakmayın."

Cezaevi Günlüğü
9 Temmuz 2025

09:00’da ilk kez annem, kardeşim, eşim, kızlarım ve damadımla açık görüşte…

"Tunç Soyer cezaevinden yazdı: "İçeride olmamın sebebi siyasi fikirlerim"" haberi, 10 Temmuz 2025 tarihinde yazılmıştır. 10 Temmuz 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.