Yıllar Sonra Yeniden Gündemde: Türkiye’de Vakalar 1.103’e Ulaştı!

Yıllar Sonra Yeniden Gündemde: Türkiye’de Vakalar 1.103’e Ulaştı!

Türkiye’de 2026 yılının ilk 9 ayında resmi kayıtlara geçen kızamık vakalarının sayısı 1.103’e yükseldi. Kızamık başta olmak üzere boğmaca ve menenjit gibi hastalıkların yeniden görülmesi tartışma yaratırken, Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol koruyucu sağlık hizmetlerindeki aksaklıklara ve aşı verilerinin şeffaf paylaşılmamasına dikkat çekti. İşte detaylar...

Türkiye genelinde 2026 yılının ilk 9 ayında resmi kayıtlara geçen kızamık vakalarının sayısı 1.103’e ulaşarak kritik eşiği geride bıraktı.

Dünya genelinde salgın dalgasının hız kazandığı bir dönemde, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) New York eyaletinde 108 vakanın ardından acil durum ilan edilmesi dikkat çekti. Türkiye’deki vaka sayıları da endişelere yol açtı.

Yıllar boyunca aşılama sayesinde kontrol altında tutulan kızamık, boğmaca ve menenjit gibi tehlikeli hastalıkların yeniden ortaya çıkması, koruyucu sağlık hizmetlerindeki eksiklikleri gündeme taşıdı.

Gazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, mevcut tablonun yalnızca aşılanma oranlarındaki düşüşle açıklanamayacağını belirterek temel sorunun sağlık yönetimindeki aksaklıklar olduğunu dile getirdi.

Birgün'den Sibel Bahçetepe'nin haberine göre, aşı reddinin resmi tablolara yansıtılandan çok daha ciddi boyutlara ulaştığını belirten Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, sahada bölgesel farklılıklar bulunduğuna dikkat çekti.

Aşı kabul oranlarına ilişkin verilerin gerçek durumu tam olarak yansıtmadığını ifade eden Şenol, sahadaki tabloyu şu sözlerle anlattı:

"2 sene önce yaklaşık 100 bin tane aşı reddeden var diyorduk.

Şu anda yüzde 92 civarında bir aşı kabulü gösteriliyor ama durum çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Yani yüzde 8 gibi bir kayıp var ama daha fazla olduğunu düşünüyoruz."

Toplum sağlığını tehdit eden artışa rağmen herhangi bir yasal ya da idari düzenleme yapılmadığını kaydeden uzman isim, denetim eksikliğinin sorunu derinleştirdiğini belirtti.

GERÇEK AŞI KAYBININ RESMİ VERİLERİN ÜZERİNDE OLDUĞU SAVUNULDU

Çevre sağlığı, gıda güvenliği ve bulaşıcı hastalıkları bir bütün olarak değerlendiren “Tek Sağlık” yaklaşımının Türkiye’de işletilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, stratejik bir koruma planının bulunmadığını ifade etti.

Türkiye’nin yüksek nüfus hareketliliğine sahip olduğunu hatırlatan Şenol, ülkedeki birçok yerleşimin uluslararası geçiş güzergahlarında bulunduğunu belirtti.

Salgın riskinin büyümesindeki temel soruna ilişkin değerlendirmesinde profesör, şu ifadeleri kullandı:

"Birinci sorunumuz aslında bir sağlık yönetiminin ve koruyucu sağlık stratejisinin olmaması."

Erken teşhis olanaklarının kısıtlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, resmi sağlık verilerinin bilim insanları ve kamuoyuyla paylaşılmadığını savundu.

Verilerin gizli tutulmasının erken uyarı mekanizmalarını olumsuz etkilediğini belirten Şenol, tehlikenin zamanında fark edilememesine ilişkin şu sözleri dile getirdi:

"Bu saklama yüzünden erken alarmlar kurulamıyor.

Erken alarmlar kurulamayınca her şeyi tam zirveye çıktığında fark ediyoruz."

VERİLERİN PAYLAŞILMAMASI ERKEN UYARI SİSTEMİNİ GÜNDEME GETİRDİ

Bulaşıcı hastalıkların uzun vadede yol açabileceği yıkıcı sonuçlara değinen Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, hekimlik kariyerinde ilk kez tüm ilaçlara direnç geliştirmiş bir omurga tüberkülozu vakasıyla karşılaştığını bildirdi.

Kızamığın yanı sıra boğmaca, su çiçeği ve menenjit vakalarının da toplum içinde görüldüğünü aktaran uzman hekim, doğru ve şeffaf bilgilendirmenin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Sağlık Bakanlığı tarafından aşıyı teşvik eden bilgilendirici kamu spotlarının vakit kaybetmeden hazırlanması gerektiğini belirten Şenol, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birinci sorunumuz sağlık yönetiminin ve koruyucu sağlık stratejisinin olmaması.

Sağlık Bakanlığı'nın aşı kararsızlığını destekleyici tutumlar yerine aşı ile ilgili güçlü önerilerde bulunması ve bu hastalıkları kamudan ve akademiden saklamak yerine düzgün bilgi paylaşması gerekiyor.

Özellikle okullarda aşılanmamış çocukların bulunması durumunda ailelerin gerekli önlemleri alabilmesi için şeffaf ve doğru bilgiye ihtiyaç da var."

OKULLARDAKİ BULAŞ RİSKİNE KARŞI ŞEFFAFLIK ÇAĞRISI

Salgındaki artışa karşı ortak mücadele çağrısında bulunan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu, aşılama istatistiklerindeki düşüşün ciddiyetine dikkat çekti.

TTB temsilcileri, bilimsel verilere dayanan bir planlamanın gerekliliğini vurgulayarak Sağlık Bakanlığına çağrıda bulundu:

"Aşı kararsızlığı ve aşı reddiyle mücadele için Sağlık Bakanlığını, TTB ile birlikte bilimsel veriye dayalı, etkili ve sürdürülebilir bir aşı politikası oluşturmaya davet ediyoruz."

TTB Aile Hekimliği Kolu, kızamık vakalarındaki son duruma ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Kızamık yeniden artıyor!

2026 Eylül itibarıyla 1.103'e ulaştı.

Aşı kararsızlığı ve aşı reddi çoğaldıkça, yıllardır kontrol altında tuttuğumuz hastalıklar geri dönüyor.

Sağlık Bakanlığı'nın aşı politikası yok.

Aşı reddi ve kararsızlığı arttıkça, yıllardır kontrol altında tuttuğumuz hastalıklar geri dönüyor."

Haber akışınızı siz yönetin. ABC Gazetesi’ni Google’a kaynak olarak ekleyin.

"Yıllar Sonra Yeniden Gündemde: Türkiye’de Vakalar 1.103’e Ulaştı!" haberi, 26 Ekim 2026 tarihinde yazılmıştır. 26 Ekim 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.