Tanrıkulu’ndan Demirtaş açıklaması: “Bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır”

Tanrıkulu’ndan Demirtaş açıklaması: “Bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır”

YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Kobani davası kapsamında tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın hukuken değil, siyaseten cezaevinde tutulduğunu savundu. Tanrıkulu, “Bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır” ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulu’nda, Kobani davasının hukuki ve anayasal boyutlarının araştırılması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasındaki sorunların incelenmesi ve kamu kurumlarının sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla sunulan Meclis araştırması önerisi görüşüldü.

YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, partisinin milletvekilleri tarafından verilen önerinin gerekçelerini açıklarken Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve davada yargılanan diğer siyasetçilerin tutukluluk durumunu eleştirdi. Tanrıkulu, söz konusu isimlerin hukuken değil, siyaseten tutuklu olduklarını ileri sürdü.

TANRIKULU: “HUKUKEN DEĞİL, SİYASETEN TUTUKLUDURLAR”

Kobani davasının siyasi nitelik taşıdığını savunan Tanrıkulu, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın Türkiye’nin Kürt meselesinin siyasi rehinesi olarak cezaevinde tutulduğunu iddia etti.

Tanrıkulu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“En başta söyleyeyim değerli arkadaşlar, yani sonuçta ‘Kobane davası’ olarak siyasi tarihimize geçmiş olan bu dava bir siyasi davadır. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve o dönem yargılanan ve hâlen tutuklu olan siyasetçiler hukuken değil, siyaseten tutukludurlar. Türkiye'nin Kürt meselesinin siyasi rehinesi olarak şu ana kadar cezaevindeler ve o şekilde tutulmaktalar. Neden diyeceksiniz; burada, yani bu sıralarda, AK Parti sıralarında avukat olan, hukukçu olan herhangi bir hukukçuya soralım: Yani on yıldır hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmadan cezaevinde tutulan kim var, kimler var? Değerli arkadaşlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var, hem de birden fazla karar var; o kararlara rağmen cezaevinde tutulan kimler var? Dolayısıyla Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve arkadaşlarının sonuçta siyasi bir iradenin talebi doğrultusunda dokunulmazlıkları kaldırılmıştır bu Meclis tarafından, gözaltına alınmışlardır ve tutuklanmışlardır ve yine tahliyesi de sonuçta siyasi iradeyle olacaktır. O nedenle siyasetin konuşulduğu bu yerde bunları konuşmalıyız.”

Kobani davasına ilişkin soruşturmanın yürütülme biçimini de eleştiren Tanrıkulu, Demirtaş ve arkadaşlarının dosyaya sonradan dahil edildiğini öne sürdü.

Tanrıkulu, “Kobane kumpas davası denilen soruşturmaya, şu anda Yargıtay üyesi olan başsavcının doğrudan doğruya kumpasıyla Selahattin Demirtaş ve arkadaşları o soruşturmaya dâhil edildiler. Haklarında böyle bir soruşturma yok. 20 Mayıs 2016'da kaldırılmış dokunulmazlıklar ama Kobane davası geldiği zaman ve tutuklanması gerektiğine karar verildiği zaman böyle bir soruşturmaya dâhil edildiler” dedi.

“AYNI MAHKEME KARARI, ANAYASA MAHKEMESİ HÂLÂ İNCELEMEDİ”

Selahattin Demirtaş ile Sırrı Süreyya Önder’in aynı mahkemede yargılandığını, aynı gün ceza aldığını ve kararlarının aynı tarihte kesinleştiğini belirten Tanrıkulu, Anayasa Mahkemesi başvurularının farklı sonuçlandığını söyledi.

Tanrıkulu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Rahmetli Sırrı Süreyya Önder ile Selahattin Demirtaş aynı mahkemede yargılandılar, ben de izledim, aynı mahkemede, aynı gün ceza aldılar, aynı gün. Aynı gün cezaları kesinleşti ve aynı gün avukatları Sırrı Süreyya Önder ile beraber Demirtaş için Anayasa Mahkemesine başvurdular. Sırrı Süreyya Önder'le ilgili olarak Anayasa Mahkemesi kararını verdi ve Sırrı Süreyya Önder -rahmetli- Kocaeli'nden tahliye oldu. Bakın, aynı mahkeme kararı. Şimdi, burada hukukçuların vicdanına sesleniyorum: Anayasa Mahkemesi henüz Selahattin Demirtaş'la ilgili olarak, bu başvuruyla ilgili olarak dosyayı incelemedi ya! Hangi hukuk, hangi Anayasa?”

Demirtaş’ın 43 yaşında cezaevine girdiğini ve bugün 53 yaşında olduğunu belirten Tanrıkulu, Meclis’in dokunulmazlıkların kaldırılması yönündeki kararını eleştirdi.

Tanrıkulu, “Bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır. Yarın öbür gün gerçek bir demokrasiye kavuştuğumuzda böyle kişisel özürlerle olmaz. Bu Parlamento, o hukuka aykırı, Anayasa'ya aykırı Parlamento kararı nedeniyle, burada, kamusal bir özür yasası çıkarmak zorundadır çünkü burada Anayasa ihlal edilmiştir” ifadelerini kullandı.

AİHM’in Demirtaş kararıyla Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18’inci maddesi kapsamında mahkûm ettiğini belirten Tanrıkulu, kararın siyasetçilerin siyasi saiklerle tutuklandığına ilişkin olduğunu savundu.

EREN: “BERAAT ETTİLER AMA ÖZGÜR KALAMADILAR”

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren de Genel Kurul’daki konuşmasında, HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 12 milletvekilinin 4 Kasım 2016’da gözaltına alınmasının üzerinden 10 yıl geçtiğini söyledi.

Eren, dokunulmazlıkların kaldırıldığı 20 Mayıs 2016 tarihli Meclis oturumuna değinerek, o gün iktidar milletvekillerinin birlikte fotoğraf çektirdiğini hatırlattı.

Eren, “O gün iktidar vekilleri birlikte fotoğraf çekti. ‘Neyin zaferini kutladınız?’ diye soruyoruz bugün. Bir siyasi partinin eş genel başkanlarının tutuklanmasını mı kutladınız? Milyonlarca oy alan bir siyasi partinin genel merkezinin polis zoruyla basılmasını mı kutladınız? Seçilmiş milletvekillerinin evlerinin basılmasını mı kutladınız? Sizin bu kutlamanız, bu zafer naralarınız bu ülkenin on yıllık kaotik sürecine mal oldu” diye konuştu.

Kobani davasında yargılanan siyasetçilerin beraat ettiklerini ancak özgürlüklerine kavuşamadıklarını savunan Eren, şu ifadeleri kullandı:

“Yıllar sonra hakikat ortaya çıktı, bu kumpas davasından arkadaşlarımız beraat ettiler. Beraat ettiler ama özgür kalamadılar. Bu dosyada, bakın, 5 defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi siyasi saiklerle siyasetçileri susturmak için bu kararın verildiğini ortaya koydu. İktidar ‘Hamlemizi yaparız’ dedi, talimatı alan yargı arkadaşlarımızı tutsak etmeye devam ediyor”

Dosyanın bir yılı aşkın süredir istinaf aşamasında beklediğini ve tahliye talebine yanıt verilmediğini belirten Eren, “Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı yok, on yıllık bir tutsaklık var. Bunun adı rehin politikasıdır” dedi.

Barış ve demokratikleşme sürecinin atılacak adımlarla değerlendirileceğini söyleyen Eren, Kobani davasında hukukun gereğinin yerine getirilmesinin demokratik toplum sürecine katkı sağlayacağını belirtti. Eren, “Kobani kumpas davasında hukukun gereğinin yerine getirilmesi barış ve demokratik toplum sürecinin önemli güvencelerinden biri olacak. Bunun için çerçeve yasa gerekmiyor, MGK onayı gerekmiyor” ifadelerini kullandı.

Haber akışınızı siz yönetin. ABC Gazetesi’ni Google’a kaynak olarak ekleyin.

"Tanrıkulu’ndan Demirtaş açıklaması: “Bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır”" haberi, 04 Kasım 2026 tarihinde yazılmıştır. 04 Kasım 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

Guvenlik kodu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.