Özdağ: "AK Parti’nin bu insanları anlamasının vakti gelmiş, geçmektedir"

Özdağ:

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Silivri Cezaevi'nden yayımladığı video mesajında, Türkiye'deki baskılara ve adaletsizliğe karşı seslerini yükselten gençlerin şiddet kullanmadan sokaklarda protesto gösterileri düzenlediğini belirtti.

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Silivri Marmara Cezaevi'nden yapay zekâ yardımıyla hazırlanan bir video mesajı yayımlayarak iktidarı eleştirdi. Özdağ, Napolyon’dan alıntı yaparak, Türkiye genelinde milyonlarca insanın sokaklara çıkmasının sebebinin, yaşanan olumsuzluklara karşı seslerini duyurmak istemeleri olduğunu belirtti.

Gençlerin, tutuklamalar ve şiddet olaylarına rağmen şiddete başvurmadan protesto gösterilerine katıldığını vurgulayan Özdağ, AK Parti'nin bu durumu anlaması gerektiğini ifade etti. Özdağ, Türkiye'nin Beyaz Rusya, Rusya ya da Kuzey Kore gibi bir ülkeye dönüşmesinin engellendiğini, bunun en büyük engelinin ise Türk tarihi, toplumu ve ekonomisi olduğunu söyledi.

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilip tutuklanmasının ardından başlayan protestolarla ilgili de açıklamalarda bulundu. Özdağ, tutuklamalar, TOMA'larla yapılan müdahaleler ve biber gazı kullanımına rağmen gençlerin şiddet kullanmadan sokaklarda olduğunu belirterek, AK Parti'nin bu durumu anlaması gerektiğini vurguladı. Özdağ, "Baskı ve şiddetle bu durumu yönetmek mümkün değil" diyerek, adaletsizliğin oksijensizlik gibi olduğunu ve bu şekilde milyonları ne kadar süre daha baskı altında tutabileceklerini sorguladı.

Özdağ, birçok AK Parti ve MHP’li yetkilinin yaşananlardan memnun olmadıklarını belirtti. Ayrıca, 67 gündür Silivri’de bir hücrede tutulduğunu vurgulayan Özdağ, Abdullah Öcalan ve PKK üyelerinin af yoluyla serbest bırakılmasına karşı çıktığı için tutuklandığını söyledi.

Ümit Özdağ’ın açıklamaları şu şekilde:

Silivri cezaevindeki hücremden bu size 2. seslenişim. Öncelikle sözlerime Ramazan Bayramınızı kutlayarak başlamak istiyorum. Keşke bayramları bayram tadında kutlayabildiğimiz bir Türkiye’de ve günlerde yaşasaydık.

Ancak yurttaşlarımızın bir bölümünün düşman ceza hukuku uygulamaları ile tutuklandığı, televizyonların haber yaptıkları için cezalandırılarak kapatıldığı, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olduğu için Silivri cezaevinde olduğu, ekonomik krizin anti demokratik, baskıcı politikalardan dolayı daha da derinleştiği, milyonların açlık sınırında yaşadığı bir ülkede bayram kutluyoruz. Aslında bugün milyonlarca hanede bayram değil, hüzün ve mutsuzluk hâkim.

Açlığa mahkûm emekli yurttaşlarımız, krizin yoksullaştırdığı milyonlarca işçi, memur, geleceğinin elinden alındığını gören milyonlarca genç ve yok olan bir adalet duygusu. Eğer bugünlerde milyonlarca insan Türkiye’nin dört bir yanında sokaklarda yürüyor ise bunun sebebi tüm bu olumsuzluklara karşı sesini yükseltme isteğidir. Tutuklamalara, TOMA’lardan sıkılan suya, biber gazı kullanımına rağmen gençlik şiddete başvurmadan her gece sokağa çıkıyor ise AK Parti’nin bu insanları anlamasının vakti gelmiş, geçmektedir.

Döveriz, tutuklarız, baskılarız biter diyerek konuyu yönetmek mümkün değil. Çünkü "Adaletsizlik" duygusu oksijensizlik gibi.. Nefes alıp vermekte zorlanmak gibi bir duygu. Milyonları böyle ne kadar süre baskı altında tutabilirsiniz? Napolyon "Süngü ile her şeyi yapabilirsiniz ama üzerine oturamazsınız" demiş. Türkiye’yi Beyaz Rusya, Rusya, Kuzey Kore yapmak isteyebilirsiniz ama Türk tarihi, toplumu ve ekonomisi bunun gerçekleşmesinin önündeki en büyük engellerdir.

Bazı aklı başlangıcında olarak bildiğimiz AK Parti önde gelenleri dahi olanları olağanüstü hâl ilan edilerek ezilmesi gereken Turuncu Devrim girişimi olarak gösterebiliyorlar. Oysa ortada nefessiz kalmış bir toplumun havaya ulaşmak için çaba göstermesinden başka bir şey yok. Bu AK Partili arkadaşlara yalnız aynı milletin mensupları olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.

Ancak birçok AK Partilinin de MHP’linin de olan bitenden hiç memnun olmadıklarını memnuniyetle duyuyorum. Bu vesile ile değerli AK Partili ve MHP’li yurttaşlarımızın da Ramazan Bayramı’nı kutlarken, onlara da seslenmek istiyorum. Biz, hepimiz Türk Milletinin mensuplarıyız. Bizler farklı partilerde de olsak kardeşiz, inşallah bayramları milletçe bayram gibi kutlayacağımız günler gelecektir.

Değerli Yurttaşlarım,

Bu vesile ile sizlerle İmralı Süreci ile ilgili düşüncelerimi de kısaca paylaşmak istiyorum. Terörsüz Türkiye sloganı ile Cumhur İttifakı bir yola çıktı. Terörist Öcalan, PKK’ya "Silahları bırakın ve PKK’yı lağvedin" diyecek, PKK da varlığına son verecekti. Biz de "Bu çok güzel olur ama buna karşı Öcalan ve PKK ne isteyecek, size ne vereceksiniz?" diye sorduk. Aldığımız yanıt "Şart yok. Hiçbir şey vermeyeceğiz" oldu. Bu arada Cumhur İttifakının malum propagandistleri tarafınca Öcalan’ın Ankara’da oturacağı villanın hazır olduğunu, PKK’ya af çıkacağını duyurdular. Anayasa’da Türk Milletini tanımlayan 66. maddenin değiştirileceğini 42. maddenin değiştirilmesi ile Türkçe haricinde dillerde eğitimin önünün açılacağı ifade edilmeye başlandı.

Biz de Zafer Partisi olarak Öcalan ve PKK’lıların af ile serbest kalacağı, Anayasa’dan Türk Milletinin çıkacağı, Kürtçenin eğitim dili olacağı bir sürece karşı çıktık. Bu karşı çıkışımdan dolayı beni tutukladılar.

Peki ne oldu? 27 Şubat’ta Öcalan PKK’ya çağrı yaptı. "Silahları bırakın, kendinizi feshedin" dedi. Ancak PKK her zaman yaptığı gibi oyalama taktiklerine başvurdu. YPG, Suriye PKK’sı bu sürecin parçası değil dediler. Ateşkes dediler. Sonra Cemil Bayık, "Türkiye ile berabere kaldık" açıklamasını yaptı. Murat Karayılan "gerekirse Ankara’yı havadan vururuz, taleplerimiz kabul edilmeden silah bırakmayız, PKK’yı dağıtmayız" dedi. Bu arada Suriye’de YPG’nin dağıtılmayacağı, bu terörist yapının 2 tümen, 1 tugaymış gibi yeni Suriye ordusuna sözde bağlanacağı ortaya çıktı. Özetle PKK’nın şartsız teslim olmayacağı, hatta teslim olmaya hiç niyetinin olmadığı ortaya çıktı.

Değerli Yurttaşlarım,

Ben bugün itibari ile 67 gündür Silivri’de bir hücrede rehin tutuluyorum. İddia edilen Kayseri’deki vakaları kışkırtma suçundan suçlu bulunsam ve en üst ceza olan 3 seneye mahkûm olsaydım, bu kadar süre hapiste yatmazdım.

Sözlerime son verirken bayramları bayram gibi kutlayabileceğimiz günlere erişebilmek dileği ile sizleri sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

"Özdağ: "AK Parti’nin bu insanları anlamasının vakti gelmiş, geçmektedir"" haberi, 29 Mart 2025 tarihinde yazılmıştır. 29 Mart 2025 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.