Narin Güran'ın Babası Konuştu: "Diyarbakır'da Zulüm Var!"

Narin Güran cinayeti davasında Güran ailesinin adalet talebi Ankara'da yeniden gündeme geldi. Baba Arif Güran, "Reyting uğruna benim ailemi yok ettiniz." sözleriyle tepkisini dile getirirken, yetkililere "Diyarbakır'da zulüm var" ifadeleriyle çağrıda bulundu. İşte detaylar..
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde hayatını kaybeden Narin Güran ile ilgili davada, Güran ailesinin "adalet arayışı" Ankara Ulus Meydanı’nda devam etti. Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu tarafından düzenlenen açıklamada, dosyanın yeniden değerlendirilmesi, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hak ettikleri cezayı alması yönünde çağrıda bulunuldu.
Baran Güran: "Bizim İçin Hepsi Eşittir"
Narin Güran’ın ağabeyi Baran Güran, meydanda yaptığı açıklamada ailelerinin olayın ardından kamuoyunda yanlış şekilde yansıtıldığını savundu. Güran, "Biliyorsunuz, bundan neredeyse 2 yıl önce, 21 Ağustos'ta benim kız kardeşim komşu tarafınca katledildi. Ardından maalesef bazı gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları ailemizi medyaya ve topluma öyle bir şekilde gösterdiler ki sanki biz vahşi, her ay kızlarımızı, çocuklarımızı öldürüp komşulara teslim eden bir aileymişiz gibi gösterildik. Bizler kendi çocuklarımız arasında kız erkek ayrımı yapmayız. Bizim için hepsi eşittir. Maalesef toplumsal bir facia olduğu için şu an Güran soy adını taşıyan hiçbir çocuk okula gidemiyor. Narin'le birlikte ailesi de belki 20 yıl sonrasına kadar etkilendi. Bu aileye doğacak kız çocuklarının da erkek çocuklarının da hakkına girdiler." ifadelerini kullandı.
Avukat Mazılıgüney'den Dosyaya İlişkin Değerlendirme
Avukat Levent Mazılıgüney, dava dosyasındaki bazı değerlendirmelere ilişkin eleştirilerde bulundu. Mazılıgüney, "Daraltılmış baz diye bir şey yoktur. Bu tamamen uydurmadır. Ve buna dayanarak bir hüküm verildiyse bu adaletsizliktir. Adaletsizlik de zulümdür. Burada dolayısıyla bir zulüm yaşanıyor. Dijital delillerle ilgili bir zulüm yaşanıyor. Adaletsizlik zulümdür. Bu zulme karşı çıkmak zorundayız. Zulmün karşısında durmak zorundayız. İnsanlar kendilerini nasıl savunacak? Bir kişi hukuken güvende değilse hiç kimse güvende değildir. Bu nedenle buna ortak bir ses çıkarmak zorundayız. Ben hukukçu olduğum için siyasilere seslenmiyorum. Çünkü siyasetin güdümünde bir yargı istemiyorum. Ama bu dosya şu an Anayasa Mahkemesi'nin önündeyse, Anayasa Mahkemesi üyeleri bu dosyayı bir çözüme kavuşturmadan rahat uyumamalı, gözlerine uyku girmemeli. Burada bir adaletsizlik var, burada bir zulüm var. Çok sayıda hak ihlali yapıldı. Dolayısıyla burada olması gereken, bir an evvel Anayasa Mahkemesi'nin bu dosyayı gündemine alması, ihlal kararı vermesi ve ihlal kararı verdikten sonra yapılacak yeniden yargılamada adalete uygun, hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmasıdır." dedi.
Gazeteci Hilal Seven'den Dava Sürecine İlişkin Açıklama
Gazeteci Hilal Seven, Narin Güran cinayetiyle ilgili yaptığı çalışmalar hakkında bilgi vererek, dosyanın kamuoyunda yeterince anlaşılmadığını öne sürdü. Seven, "Yanlış olduğunu düşünen her insanın davayı hiç anlamadığını, hiç okumadığını, tek kelime açıp iddianameye dair bir cümle bile okumadığını fark ettim. Gazeteciler, avukatlar dahil. Bu davayla ilgili Adalet Bakanlığı'nda Adalet Bakan Yardımcısı'yla röportaj yaptım. Daha sonra faili bilinmeyen cinayetler biriminin başına atanan, adını vermek istemediğim bir yetkiliyle özel röportaj yaptık. Bakanlık düzeyinde görüşmeler yaptık. Fark ettim ki Cumhuriyet Başsavcıları bile benim kadar dosyaya vakıf değiller. O kadar kötü bir durumdayız ki bu vatandaşın suçu değil. Kimseyi suçlamak istemiyorum. Halkımız, kendisine nasıl bilgiler servis ediliyorsa, bu tarz şeyleri itibarlı gazetecilerden aldığında elbet ikna olmak durumunda. Fakat gazetecileri, meslektaşlarımı, hukukçuları, bilirkişileri ve bu davada karar verici mekanizmada olan kişileri hakikaten esefle kınıyorum." şeklinde konuştu.
Arif Güran: "Reyting Uğruna Benim Ailemi Yok Ettiniz"
Narin Güran’ın babası Arif Güran, iki yıldır adalet arayışlarının sürdüğünü belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Güran, "Narin'in hakkı Bakan Tunç'un, Selçuk Yıldırım'ın, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın, bu soruşturmayı yapan üç savcının elindedir. Narin'in hakkı yerdedir. Herkes senaryo kuruyor. Dini, imanı, vicdanı, merhameti olan insanlar, sizler bizleri yerle bir ettiniz. Kendi kürsülerinizde oturarak, çaylarınızı, kahvelerinizi içerek benim ailemi yok ettiniz. Bu adaletsizlik, bu zulüm nereye kadar devam edecek? Meydanlarda haykırıyoruz ama bizi dinleyen, bizi çağıran yok. Narin'i defnettikleri zaman, Narin'in annesini ambulansla köyden alıp karakolda 6 gün boyunca işkence yaptılar. Sayın İçişleri Bakanı, neredesiniz? Buradan İçişleri Bakanı'na sesleniyorum. O karakolda 6 gün boyunca bunların dişleri çekildi. Bu insanların tırnakları çekildi." ifadelerini kullandı.
Güran açıklamalarının devamında, "Sayın Adalet Bakanı, siz bu dosyayı bilmiyor musunuz? Ne kadar zulüm, ne kadar haksızlık olduğunu bilmiyor musunuz? Neredesiniz? Çekirdek ailem yerle bir oldu. Benim ailemin hesabını kim soracak? Sayın İçişleri Bakanı, Jandarma sizin elinizde. Oraya niye bir soruşturma çıkarmıyorsunuz? Bizler yalan atıyorsak suratımıza tükürün, söyleyin ki 'Sizler yalan atıyorsunuz'. Bir tane ulusal UKB raporu diye bir sahtekârlıkla Narin'in 55 saniyede o tepeye çıktığını söylüyorlar. Bir sporcu 55 saniyede oraya çıkıyorsa demek ki sen haklısın. 'Daraltılmış baz' dediğiniz ucube rapor, zamanında Bakan Tunç'un 'adım adım, oda oda' dediği şekilde benim ailemi yok etti. Bunun vebalini kim verecek? Eminim ki Cumhurbaşkanı bu mevzuları bilmiyor. Eğer bugün Tavşantepe köyünde olan zulmü bilseydi, zulme engel olurdu. Bu ülkede aile kavramına sahip çıkacak tek liderdir. Ama gölgesine yetişemiyoruz." dedi.
"Reyting Uğruna Benim Ailemi Yok Ettiniz" Sözleriyle Tepki Gösterdi
Arif Güran, yetkililere yönelik çağrısında, "Buradan tüm yetkililere rica ediyorum. Benim ailem yok oldu. Bunun vebalini kim verecek? Görevi bırakıp giden Bakan Tunç mu verecek? Ali Yerlikaya mı verecek? Kim verecek? İstisnafa müdahale eden Mehmet Yılmaz mı verecek? Kim verecek bunun hesabını? Mehmet Yılmaz dosyaya müdahale etmiştir. Bu hukuksuzluk, bu adaletsizlik nereye kadar gidecek? 24 saat televizyonlarda çıkıp hukukun şerefini konuşan hukukçular, neredesiniz? Hukukun bir şerefi vardır. O hukuku da ayaklar altına aldınız. Reyting uğruna benim ailemi yok ettiniz. Ben yalnız buradan Sayın Cumhurbaşkanı'na, Sayın İçişleri Bakanı'na, Sayın Adalet Bakanı'na çağrıda bulunuyorum. Diyarbakır'da zulüm var. Ve bu zulmü yapanlardan bir tanesi de Diyarbakır Barosu'ndan Nail Eren'in ta kendisidir. 60 tane baro başkanını o mahkemeye çağıran ve 300 tane avukat o vahşinin avukatlığını yaptı." ifadelerini kullandı.
Platformdan Soruşturma Sürecine Yönelik İddialar
Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu Sözcüsü Ömer Aydın da soruşturma sürecinde gerçek failin bulunması yerine Güran ailesinin hedef haline getirildiğini ileri sürdü. Aydın, ailenin organize suç örgütü gibi gösterildiğini, Narin’in kayıp olduğu 19 günlük süreçte aile hakkında çok sayıda asılsız ihbar ve suçlama yapıldığını iddia etti. Bazı gazeteciler, sosyal medya kullanıcıları ve kamu görevlilerinin kamuoyunu yanlış bilgilerle yönlendirdiğini savunan Aydın, somut delil bulunmadan ailenin suçlu ilan edildiğini öne sürdü.
Aydın, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve amca Salim Güran’ın masum olduklarını savunarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gerçek fail olduğunu iddia ettiği Nevzat Bahtiyar’ın ise hak ettiği cezayı almadığını ileri sürdü.
"Dosya Adeta Alelacele Örtbas Edilmeye Çalışılmıştır"
Ömer Aydın açıklamasında, "Türkiye'nin kalbinden ekran başındaki milyonlara sesleniyoruz. Narin Güran davasıyla ilgili dinlediğiniz şeylerin çoğu yalanlardan ibaretti. Sahte ihbarlar, uydurma olay örgüleri, televizyonlarda yalanlar üzerine saatlerce yorum yapan analizciler, dedikodu kazanını kaynatan sosyal medya trolleri ve hatalarının üzerini örtmeye çalışan JASAT yetkilileri, bürokrasideki bazı kilit isimlerin marifetiyle toplumu bu aileye karşı kışkırttılar ve yargıyı da baskı altına aldılar. Adalet Bakanlığı'na, Anayasa Mahkemesi'ne ve devlet büyüklerimize sesleniyoruz: Kamuoyu baskısından, sosyal medya mahkemelerinden ve reyting avcısı medyanın oluşturduğu sahte öfkeden korkarak adalet tesis edilmez. Binlerce sayfalık dosyadan oluşan bu davada ilk derece mahkemesi 3 ayda 3 ağırlaştırılmış müebbet verdi. 3 ayda birçok aile üyesine hapis cezası verdi. Bunun ardından İstinaf Mahkemesi yine 3 ayda bu cezayı onadı. Bu, İstinaf Mahkemesi Başkanının itirazı ve 14 maddelik muhalefet şerhine rağmen gerçekleşti. Ve aynı dosya jet hızıyla Yargıtay'ın da onayından geçti. Ailenin masumiyetini ispatlayan raporlar, bu kısacık zaman sebebiyle yargılamaya yetişmemiş ve bu dosya adeta alelacele örtbas edilmeye çalışılmıştır." ifadelerini kullandı.
"Birçok Delil Ailenin Masum Olduğunu İspatlamaktadır"
Aydın, dosyada aile lehine olduğunu savunduğu bazı delillerin dikkate alınmadığını belirterek, "Ancak sonrasındaki süreçte DARA-2 üssünün iyileştirilmiş görüntüleri, Narin'in evine hiç gidemeden tam Nevzat Bahtiyar'ın evinden patikaya gelen biri tarafından önünün kesildiğini ve Narin'in Nevzat Bahtiyar'ın ahırına götürüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Ailenin telefonlarının imaj kayıtları ortaya çıkmıştır ve tam cinayet dakikalarında günlük rutine uyan fatura ödemeleri, sosyal medya ve internet kullanımları olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da bu cinayeti işlemedikleri kanaatini kesinleştirmiştir. Ayrıca zaten ifadelerini sürekli değiştiren, tutarsız ve çelişkili beyanları olan Nevzat Bahtiyar'ın telefonu tam cinayet dakikalarında, Narin'in bedeni dereye bırakılana kadar hiç kullanılmamıştır. Bu da Nevzat Bahtiyar'ın bu cinayetin şüphelisi olduğuna dair kanaati güçlendirmiştir. Adımsayar ve benzeri birçok delil ailenin masum olduğunu ispatlamaktadır. Tüm bunlara rağmen yargı mekanizması, iftiracı pedofili bir kişinin beyanlarını ve tutarsızlığı ile yanlışlığı ispat edilebilen uydurma bir daraltılmış baz raporunu esas alarak karar vermiştir." dedi.
Yetkililere Dosyanın Yeniden İncelenmesi Çağrısı
Aydın, son olarak yetkililere dosyanın yeniden ele alınması çağrısında bulundu. Aydın, ailenin lehine olan delillerin toplanmadan karar verildiğini savunarak, Anayasa Mahkemesi ve ilgili kurumların dosyayı siyasi ve sosyal baskılardan uzak şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Aydın, "Bu hukuk katliamına derhal dur deyin." sözleriyle açıklamasını tamamladı.
"Narin Güran'ın Babası Konuştu: "Diyarbakır'da Zulüm Var!"" haberi, 13 Temmuz 2026 tarihinde yazılmıştır. 13 Temmuz 2026 tarihinde de güncellenmiştir.

YORUM YAZ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.